Muhammet Yalçın AZİZOĞLU

Muhammet Yalçın AZİZOĞLU

 BİR YER DÜŞLÜYORUM

     Güneşin batışı romantizm değil bilakis karanlığın üstümüze çöküşünün başlangıcıdır.

     Karanlıkların ve olumsuzlukların insanların hayatında  kapanmaz yaralar açtığı zaman dilimlerinde kültüre,  sanata ve bunları icra eden  sanatçılara daha fazla sorumluluk düşmektedir.

     Peki, ‘kültür elçileri kimdir?’ diye bir sual işitirsek, kendi dünyamda oluşturduğum kültür elçisi tanımı:

 İnsanların aydınlamasında  şamdanda  eriyen  mum, engin yarınlar için gözlerini ufuklara çevirmiş insanların yürüyeceği yolda kılavuz, gözyaşı dökenlere mendil, hakları  gasp edilmiş insanların yanında yılmaz bir nefer olmanın da ötesinde olmalıdır, kültür elçileri...

      Yirmi yıl evvel yazdığım bir “yer düşlüyorum” şiirimdeki düşlerimiz gerçekleşmese de bazı durumlarda iyileşme bazı durumlarda eski halinden daha kötüleşme izlemekteyim.

    Bu yirmi yıllık sürede ülkemde acıların ne rengi ne şekli değişti.

    Emek hırsızlığı hala devam ediyor.

    Sanat ve sanatçıya verilen değer hak ettiği kadar değil, kıyaslanmayacak kadar değersiz görülen  sanat ve sanatçıdan verim beklemek bu toplumu oluşturan dinamiklerin problemli olduğunu gösterir.

     Sanat, siyaset, spor hala birleştirici rolde olma kabiliyetinde değil bilakis toplumu ayrıştırmak için vesile ve pay olmaya devam ediyor.

   Oysa spor ve sanatın birleştirici unsurları içinde barındırdığı aşikârdır. Bizler birleştirici unsurlarında çarkına çomak soktuk.

 

 Yetişen yeni nesillerinde aklına fikrine ayrıştırıcı duygu düşünce şırınga ettik. Onları da bizlere benzettik. Bazı yönlerden yirmi yıl evvelini arar olduk. Ülkemizde cinayet vakaları özellikle kadına şiddet ve kadınların kurban gittiği cinayet vakalarında artışlar devam etmekte. Biz kadının ana olduğunu unuttuk, kadının bacı olduğunu, yar olduğunu, velhasıl bizlere emanet olduğunu unuttuk.

 İmkânsız düşler içinde değildik yirmi yıl evvel

O zaman da yüce devletimizin içte ve dışta düşmanları vardı. O zaman da Türk evladı canını vatan için feda ediyordu, şimdide… Düşlerimde savaşın terörün bitmesini düşlüyordum ve hala da düşlemekteyim. Lakin bu düş sevdası ile bu vatanın bekasına, insanların refahına göz dikenlere pabuç bırakılsın saçmalığına karşıyım. Tarih boyunca bizleri esarete mahkûm edemeyenler bunu iyi bilirler.

 

 

Bir yer düşlüyorum

Yeşili, mavisi bozulmamış

Yaşayan insanları şeytanlaşmamış

Ufuklar ötesinde bir yer düşlüyorum

 

Mutlulukların kol gezdiği

Sevgi tomurcuklarının budanmadığı

Ayrılık tohumlarının ekilmediği

Ülkemin ücra bir köşesinde bir yer düşlüyorum

 

Annelerin gözyaşı dökmediği

Bebelerin öksüz, yetim kalmadığı

İnsanların açlıktan ölmediği

Masalların ülkesinde bir yer düşlüyorum

 

Politikanın, rüşvetin, menfaatçiliğin  olmadığı

Umut tacirlerinin, emek hırsızlarının  yaşamadığı

İnsanların barış içinde yaşadığı

Uzaklarda değil  yanı başımda bir yer düşlüyorum,

                                                        10.07.1998 /DİYARBAKIR

 

     Şiirdeki  dilekler ve düşler  çok lüks yâda imkânsız gözükse de yüreğinde  insan sevgisi taşıyan  her bireyin atacağı her adımda kendisi kadar  etrafındaki insanlarında var olduğunu, onlarında sevgiye, saygıya, mutluluğa ihtiyacı olduğu bilinci taşırsa,  çorak topraklarda gül bahçelerinin kurulması hayal değil gerçekleşebilecek  bir amaç olduğu ortaya çıkacaktır.

     Bir gün bu ülkede, ilimizde, gönüllerimizde solmayan çiçekler açacaktır elbette. Düşlerimiz can bulacak insanlarımız mutluluk içinde yaşamını idame edeceklerdir.

 İnsan umutları ile yaşama tutunurken, umutların artarak çoğalması  dileğimle aziz şehrin güzel insanlarını, yurdumun vefakâr  insanlarını  “Zeytin Dalı” ve birçok harekâtta görev yapan bu ülkenin onurlu Mehmetçiklerini selamlıyorum.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet