Sami ÖZER

Sami ÖZER

İNSAN DENİLEN ŞEY!

İnsanlık tarihi, kitle iletişim araçlarıyla birlikte değişip dönüştü. Bizi biricik ve tek yapan şeylerden fazlasıyla uzaklaştık. Doğduğumuz andan itibaren üzerimizde türlü denemeler yapıldı. Bize yakıştırılan kıyafetler, uygun olan renkler, nasıl ahlaklı olacağımız, topluma nasıl ayak uydurmamız gerektiği,  neyi sevip neyi sevmememiz gerektiği öğretildi. Bu küçük nüanslar ailede başladı. Daha sonra gittiğimiz okul bize birey olduğumuzu söyledi. Ama ortada bir yanlışlık vardı. Çünkü biz artık bir birey değil, sürekli birileri tarafından değiştirilip dönüştürülen birer karşılığı dahi olmayan ‘mal’lardık. Kimse farklı estetik yargılarımız hakkındaki gerçeği kabul etmedi. Çünkü farklılığımız onların iktidarını zedeleyecek türe dönüşebilirdi. Eğitim adı altında tek düze, düşünemeyen, sorgulayamayan, başkaldırmayan, tek tip bireyler halinde seri üretim şeklinde gelişimimizi tamamladıktan sonra bizi sistemin içine sürükleyip, sabah 8 akşam 5 koşturmamızı ve bundan zevk almamızı sağlamaya çalıştılar ve çalışıyorlar. Hiçbir şekilde durdurulmayan bir sistem bu! Foucault’un dediği gibi “İnsan dediğimiz şey yakın tarihin icadıdır. Ve muhtemelen sonu yakındır.”Peki biz bu sona nasıl müdahale edebiliriz?

Toplumu oluşturan her bir parça insana tekabül eder. Toplumun canının sıkıldığını hiçbir şekilde göremeyiz. Sıkılan insanlardır. Peki, bu kadar yanlışa toplum neden karşı çıkmaz. Örnek vermek gerekirse; ülkenin yıllarca kabuklaşan eğitim sorununu neden hep görmezden gelir?  Burada eleştirilmesi gereken toplum değil, insandır. Yanlış yolda olan toplum veya kurumlar değil, kendi evrenini oluşturamayan bireydir. Yani insandır. Bir damla bir damla daha iki damla etmez. Daha büyük bir damla eder. Toplumu toplum yapan insancıklar da birer damladırlar. Bu damlalar hep suya ihtiyaç duymayan tarlaları meşgul eder. İhtiyacı olandan suyunu hep esirger.  Kendinin farkında olmayan hep yanlış yolda doğru yaptığını düşünerek, yol alan insan da budur. Peki,  neden bu denli kendimizin farkında değiliz. Bizim derdimiz burada toplum değil, her şeyden önce kendimiz olmalı. Onun için insan denilen şey kendini üretmeli. Tek kişilik yolda, yoldaşsız bir şekilde yürümeli. Ne aile ne çevre ne okul ne de toplum tarafından değiştirilip dönüştürülmemeli. Yani İnsanı insana bırakmalıyız. Yürümeli düşe kalka. Kendinde ısrar etmeli. Ancak bu sayede insan kavramı ile aramızdaki mesafeyi kapatabiliriz. Başkalarının doğrularıyla, başkalarının yanlışlarıyla insan olamayız. Bu tek kişilik kavgada insan kendi rey’ini kendi kullanmalı. Çünkü ölmeden önce yaşanılacak tek bir hayat var. Ey insan! Başkalarının hayallerine, başkalarının yoluna, başkalarının isteklerinden önce kendinin ne istediğine kulak ver. Kendini ve tüm insanlığı karşına almadıkça sen, sen olamazsın. Sen, sen olmadıkça toplum yozlaşmaya, hak yenilmeye, güçlünün kılıcı kelle almaya devam eder. Kendim için senden istediğim, kendinin özüne varman. Sen ne istiyorsun?

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet