M. Fikret Yılmaz

M. Fikret Yılmaz

EGE DENİZİNDEKİ 18 ADA

       Biz ezelden beridir karacı milletiz. Sudan korkarız. Dağlar, yaylalardır doğup büyüdüğümüz yerler. Orta Asya’da bile iç denizi kurutup buralara göç ettiğimizi tarihler yazıyor.

         Osmanlı’lar bile 600 sene dünyaya hükmettiler ama, Tunus ve Cezayir’den davet ettiğimiz Turgut Reis ve Barbaros’un kısa süren parlak dönemi dışında, denizlerde bir varlık gösteremediler.

         Onlardan sonra yenile yenile denizlerden korkumuz çoğaldı. 1571’de İnebahtı, 1774 Navarin, 1827 Çeşme limanı baskınlarında, yani kendi denizlerimizde düşman donanmaları  bütün gemilerimizi ateşe verip askerlerimizi şehit ettiler.

         Bir türlü denizlerde, ne savaş alanında ne ticaret alanında bir varlık gösteremedik. Barbaros’tan sonra harp gemilerimiz çürümeye terkedildi. En son II. Abdülhamit zamanında donanmamız Haliç’te çürümeye terkedildi.

         I.Dünya savaşında bile, Rusya’ ya karşı kendi donanmamız olmadığı için,  Boğazlarımızdan Karadeniz’e Türk ismi verip, Türk bayrağı çekerek Alman savaş gemilerini çıkardık.

         Bunların tümü bilinen şeylerdir.

         Ben bir çelişkiye dikkat çekmek istiyorum.

         Denizlerden yararlanma ve sahip çıkma konusunda bu derece çekingen ve uzak dururken, son yıllarda bilgi ve teknolojik olarak gelişme gösteren donanmamızı uydurma iddialarla zayıflatıp parlak subaylarını hapse atıp gelişmeyi çökerttik.

         Diğer yanda;

          Atatürk’ü ve onun eseri olan Cumhuriyet’i kıyısından, köşesinden tırmıklamaya çalışanlar, yerli yersiz Lozan Barış Anlaşmasını gündeme getirenler, Ege Adalarının o zaman bu anlaşma ile Yunanistan’a verilmiş olduğunu söyler dururlar.

         Söylerler de, Lozan’da silahsız kalması kararlaştırılmış olan irili ufaklı 18 adanın Yunanlılar tarafından silah ve askerle donatılmış olmasına neden ses çıkarmazlar? Yoksa karşılığında bir şeyler sağlandı da haberimiz mi yoktur?

         Batı Trakya’daki Müslüman çoğunluğun kendi müftülerini seçmesi için yapılan girişimler iyi de, Anadolu’nun kıyısındaki adaların elden gittiğini gören yok. Herhalde bu da denizlere karşı duyduğumuz ilgisizlik ve korkudan olsa gerek (!)

         İktidar mensupları her konuda nutuk çekerken, 18 ada konusunda dut yemiş bülbül gibi duruyorlar.

         Yunanlı yetkilinin, “gel de al” gibi küstah çıkışına karşı, iktidarın sessizliğine rağmen Ana Muhalefet Lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’ nun “2019’da gelip alacağız” ifadesi ile bir nebze gururumuz okşanıyor.

         İşin daha önemli bir yanı var;

         Kılıçdaroğlu’nun bu ifadesi Yunanistan’dan daha çok Avrupa Birliğini rahatsız etmiş görünüyor. Çünkü AB ülkeleri bu çıkışın “savaş nedeni” sayılabileceğini belirtiyorlar. Bu çok düşündürücüdür. AB ülkeleri, Yunanistan’ın Lozan Anlaşmasına aykırı olan işgallerine ses çıkarmıyorlar, hak arayan Kılıçdaroğlu’nun onurlu çıkışını “savaş sebebi sayılır” diye yanıtlamak çirkinliğini gösterebiliyorlar.

         Bizim iktidarımızın zaman zaman “Ey Almanya! , Ey Hollanda!” diye efelenmesine bakmayın.  Almanya ve Hollanda’nın Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi yönünde kararlar aldıkları duyulmaktadır. Avrupa Birliği Devletleri,  bizim iktidarımızı desteklemekte ve değişmesini asla istememektedir.

         Çünkü, AB ülkeleri, istediklerini yaptırabilecekleri bundan daha müsait bir iktidar bulamayacaklarını bilmektedirler.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet