Sosyolog / Araştırmacı Yazar Gökhan İlhan

Sosyolog / Araştırmacı Yazar Gökhan İlhan

HAFRİYATLA GELEN AFET

Her insan doğduğu, büyüdüğü yeri şüphesiz sever. Sevdiğiyle kalmaz. Kollar, korur ve her zaman arar. Yetiştiği kültürel ortamı, değerlerini, çocukluk oyunlarını yıllar geçse de unutamaz. Kendim de doğduğum büyüdüğüm, gururla söyleyeceğim Dokuz bin yıllık ilçem, Elazığ/Maden ilçesidir. Dünyada ilk kez Bakır, Maden ilçesinde çıkarılmıştır. Bakırın eritilip, işlenmesi de ilk kez burada yapılmıştır. Maden ilçesi dünya da hala en zengin, bakır rezervlerine sahip bir yerdir.

Ne Mutlu Madenliyim Ne Mutlu ki Madenliyiz.

Çelik çomak, istop,  çivi,  ceviz tek tek ,gazoz kapağı, yakar top,  üçtaş, beştaş derken düşerek, kalkarak, eğlenerek büyüdük. İlk, Orta, Lise yılları derken, yardımlaşma ve dayanışmayla geçen çıkarsız komşu ilişkileri içerisinde bayramlar, seyranlar, düğünler, ramazan aylarının güzelliklerini hafızalarımızda hatırlar dururuz. Hatta birçoğumuz ah ah! O günlerden, bir gün geri gelse, diyerek efkârlanırız. Ne Mutlu ki Madenliyim Ne Mutlu ki Madenliyiz.

Vatanımız Türkiye’dir. Çocukluğumuzun geçtiği Maden ilçesi ise anavatanımızdır.

Maden ilçesi; Kültürüyle, değerleriyle, folkloruyla yemekleriyle çok farklı kimlikleri içinde barındıran bir ilçemizdir. Yeni doğan bebeklerin diş çıkarmalarına yakın başlarına hedik dökülmesi, ( nohut, buğday dökülür. Bereket ve bolluk olsun. Bebeğin dişleri erken çıksın diye.) Kar helvası, kuru kebabı, kellesi, üzümü, pestili, cevizli sucuğu, kavurmasıyla, çöreği, içli köftesi pir primiyle ( Semizotu-Yoğurtlu Borani) ve ilçeye özgü meşhur Maden Köftesiyle yemek mutfağı konusunda da zengindir. Ne mutlu ki ben de,  bu kadar kültürü yüksek ilçenin bir evladıyım. Ünlü Yunan Felsefeci Epistesus “Bir insanın anavatanı çocukluğunun geçtiği yerdir.” Demiş. Bizim de Vatanımız Türkiye’dir. Çocukluğumuzun geçtiği Maden ise anavatanımızdır.

Neden? Niçin? Sorularına cevap aramamız, naçizane Maden nüfuslu olmanın  sorumluluğu ve gerekliliğidir.

Dokuz bin yıllık tarihsel kimliği olan Elazığ iline bağlı Maden ilçesi üzerine usulsüzce hafriyat dökümü sonrasında Maden büyük bir heyelan ve afet ile karşı karşıya kalmıştır. İlçe insanlığın sesini, Madenlilerin sesini biz gurbet de yaşayan Madenlilerin sesini duymasını bekledi bekliyor da. Şu an ilçede heyelan, afet kelimeleriyle insanlar arasında gerek sosyal medyada gerekse basında bir akıl tutulması, bir bilinmezlik almış başını gidiyor.Bakır Maden İşletmesi ekmeğiyle büyümüş bir işçi emeklisi çocuğu olarak; Maden ilçemizde ‘’Hafriyatla Gelen Afet.’’ Her Madenliyi şaşırttığı gibi şahsımı da şaşırtmıştır. Yaklaşık bir aydır basından ve sosyal medyadan resimlerini gördüğüm takip ettiğim Maden İlçemiz deki hafriyat yığınına ‘’Bu kadarı da olmaz.! Yazık! Günah!’’ Demeden kendimi alamadım.

Şahsım olarak; Maden ilçemizin bu temel ve ciddi sorununa duyarsız ve ilgisiz kalamam. Kimse kusura bakmazsın! Maden ilçemizin toprak yığınıyla üzerini kaplayan afeti getiren hafriyatı tüm detaylarıyla naçizane araştırıp düşüncelerimi kaleme almak istedim, paylaşmak istedim. Bunun için de hafta sonu klavye başına geçtim. Düşüncelerime katılana da, katılmayacak olana da şimdiden saygı duyduğumu belirtmek istiyorum.

Öncelikle değerli okurlarımdan bilinmesini isterim ki; Amacım kimseyi asla kötülemek, zan altında bırakmak asla değildir. Var olan sorunu sorgulamak ve çözüm önerileri sunmaktır. Neden? Niçin? Sorularına cevap bulmaktır.  Bu da Maden nüfuslu olmamın sorumluluğu ve görevidir. Maden'in bir evladı olarak; tersini düşünenleri empatiye davet ederim.

Bu yanlış, usulsüz hafriyat dökümü tarihsel mirasımıza yapılan bir saygısızlık, bir insanlık ayıbı,bir insan afetidir.

Endüstri geliştikçe, sanayileşme geliştikçe, doğayla çevreyle oynama daha bir hız kazandı. Doğal kaynakların yeraltı madenlerinin çıkartılmasında bu hız her geçen gün daha bir vahim sonuçlara yol açtı. Bu sonuçlar beraberinde toplumsal sorunları da getirmiştir. Doğayla çevreyle tarihsel kültür değerleriyle iç içe olan bir Toplum bir anlayış doğasına çevresine daha bir duyarlı ve saygılı olmuştur. Doğayla ve çevreyle ilişkisi olmayan, sadece doğadan çıkar sağlamaya çalışan, doğayı sömüren bir anlayış ise; Doğaya tek yönlü bakıp sadece egemen olmaya çalışmıştır.

Doğal afetten ziyade bu bir insanlık afetidir.

Maden ilçemizde bu talihsiz hafriyat dökümü olayı, bu anlam ve kapsam içerisinde 2872 Çevre yönetmeliğine ters ,yasalara göre  uygunsuz, haksız, yersiz, işgalsi bir kurguyla çevre kirlenmesine bir çok soruna yol açmıştır. Bu yanlış, usulsüz hafriyat dökümü tarihsel mirasımıza yapılan bir saygısızlık, bir insanlık ayıbıdır. Doğal afetten ziyade insanlık afetidir. Kanaatimce yeterli ve dikkatlice öncesi hafriyat sahası zemin etüdü yapılmadan saha riski göz ardı edilmiştir.

Sismik ölçüm öncesi heyelanı önleme, hafriyatı olduğunca bertaraf etmek adına, tehlike riskini azaltma tedbirleri önceden alınabilir di. Hala geç kalınmış sayılmayız. Zemin ıslahı bir an önce yapılmalıdır..

Hafriyat dökümü esnasında ve sonrasında maden ilçe sakinleri gerek sosyal medyadan, gerekse yerel basına sözlü şikâyetleri, yorumları olmuştur. İlgili yetkilileri geç de olsa bu haykırış harekete geçirmiştir. Ölçüm yapılmadan ilgili firma tarafından hafriyatı azaltma talebi veya hafriyatı kaldırma kanunlar gereği istenilebilirdi. İnşaat mühendisleri arkadaşlarımdan özür dileyerek haddim değil ama meslektaşlarının öngörü ve düşüncelerini alarak; Söylediklerine göre; Hafriyatın hepsinin kaldırılması imkânsız değil. Fakat ilgili firmaya çok maliyetli ve çok zaman alacağı bir gerçek. Fakat en azından üst hafriyattan alma çalışması yapılıp, hafriyatla zemine binen yük ağırlık asgariye düşürtülemez mi? Heyelan önüne katlamalı duvar setler çekilip, zemine fora kazıkları ile destekleme verilebilirdi? Zemin ıslahı bir an önce yapılmalıdır. Yamaca setler yapılıp, zeminin sertleştirilmesi, istinat duvarlarının şu an için yapılması önem ve gereklilik arz etmektedir. Böylece heyelan riski ve toprak kayması zeminde oynamayı önlemiş olunabilirdi. Bu çalışmalar sonrası yapılacak Sismik Ölçümün daha sağlıklı olabileceği söylemekle çözüm önerilerinin dikkate alınmasına geç kalınmış sayılmayız diye düşünüyorum.

Maden’ de yapılan zemin etüdü Sismik Ölçümü Sonuçlarının Analizi..

Maden ilçesinde heyelan-afet durup dururken oluşmadı. Hafriyat yığını aylarca ilçenin üzerine dökülerek, zeminde ağırlık oluştu. Böylece zeminde kayma, çatlama meydana geldi. Ve şu anda dahi Maden'de zeminde sarsıntı olması ve yarın da, olabilme ihtimali çok yüksektir. Bu tehlikenin olması sürmesinin sebebi dökülen usulsüz hafriyattan kaynaklı olduğu bilimsel olarak kabul gören bir durumdur. Bu hal içinde tehlikenin olması da doğal olarak kaçınılmazdır.

Tescilli köprü koruma altında..

Zaten gözle görülür hafriyat tehlikesi başından geliyorum demiştir.Bu süreç içerisin de Maden girişinde ki tarihi tescilli taş köprünün(Diyarbakır Kül.Var.Kor.KurMüd’ce 23.09.2016-159 tarihli sayıyla Koruma Altına Alınan) köprüde sıkışma ortadan ikiye ayrılması, Maden girişinden marangozlar kısmındaki ev ve işyerlerinde çatlamalar, tehlike boyutunun daha fazla görülmesine yol açmıştır. İleri derecede risk arz etmesi halkın tepkisine neden olmuştur.

Sonrasında Elazığ Afet İl Müdürlüğünün bütçe ödeneğiyle, özel bir firmaya yaptırılan, hangi teknolojik aletlerle yapıldığını bilmediğimiz, sismik zemin ölçümü sonuçlarına göre Afet il Müdürlüğü yetkililerince rapor tutulmuştur.  Maden girişinde ki tahribata uğrayan iki köprü ve yirmiye yakın ev ve işyerleri, vardır. Köprü başlangıcından işletme alanının üstündeki tüm üst kısmı, olduğu gibi Arpameydan’a kadar uzanan alana kadar olduğu gibi Maden' de A Bölgesi afet bölgesi olarak rapora yazıldığı, diğer kısımların B gurubu yarıldığı yanı Bakır alanı olduğu, zeminde kayma riski vardır afet tehlikesi vardır, yazılmış olduğunun duyumlarını aldık.

 Maden’ de Yapılan zemin etüdü Sismik Ölçümü sonuçları Ne kadar doğru?  Ne kadar yanlış? Orasını sadece doğal olarak Sismik Zemin Ölçümü yapan Özel Firma elemanlarınca bilinmektedir. Onların verdiği değerler doğrultusunda bilirkişilerce Ankara Afet Daire Başkanlığına  ve yetkili birimlere görüş bildirilmiştir. Kısacası ölçüm sonuçlarına göre bir ön rapor hazırlanmıştır.

Hafriyatla Gelen Afet.

Fırat Üniversitesinden hocalarımızın görüşün de;  Hafriyattan kaynaklı afet midir? Değil midir? Öyleyse hafriyat kaynaklı yüzde kaçtır?  Hafriyat kaynaklı yüzde kaç değildir. Rapora ulaşamadığımdan, okumadığımdan, kesin bir bilgi sahibi değilim. Ancak birçok soru gibi bunların da cevabı bilinmiyor. Maden halkı tarafından konuşulan, basından bazı STK temsilcilerinin açıklamalarından okuduğum, anladığım kadarıyla ve sonrası kendi düşünlerimle birleştirdiğim de bu bir ''Hafriyatla gelen Afettir.'' Hatta ilgili firmanın döktüğü hafriyat sonrası oluşturulan afettir. Yani Hafriyatla Gelen Afet'tir görüşü kamuoyunda ve basında her geçen gün daha bir ağırlık kazanmaktadır.

Yapılan özel sismik (yer zemini etüdü.) çalışmasına göre; Çok normal ve ölçüme göre olması gereken bir rapor yazılmış olmalı ki; Sonuç kesin heyelan kesin afet bölgesi hemen ilan edilmeli yönünde raporlar yazılıyor. Bu raporlara Fırat Üniversitesi hocalarımızın da katılımının sağlanması onlarında raporda görüşlerine yer verilmesi, ölçüm değerleri sonuçlarına göre;. Sonuç da bir Sismik Ölçüm yapılmış ve hocalarımızın önüne konulmuş, değerli akademisyen hocalarımızda haklı olarak görüşlerini yazmışlardır. Neye göre tabiki ölçüm raporuna göre. Ölçüm raporu değerleri, beraberinde tartışmaları kuşkuları getirecektir.

Maden İlçemizde Hafriyatla Gelen Afet’e ‘’ One Minute.’’

Anayasamızın 56. Maddesi gereğince'' Herkes sağlıklı ve dengeli bir şekilde yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların görevidir'' demektedir.

Değerli okuyucularım; Sizler de bilirsiniz ki; Sosyolojide şöyle bir kuram vardır: ''Bir sorunu öncelikle kendi alanı içerisinde arayacaksınız, sorunun çözümünü de orada bulmaya çalışacaksınız.' 'Bu kuramdan yola çıkarak, yıllarca Maden ilçemizde fabrika faal durumdayken, bakır sahasında yıllarca dinamitler patlatıldı. Yıllarca insan boyunda karlar yağdı. Dolusu, yağmuru yağdı. Hatta lise yıllarımızda mahalle arkadaşlarımla, Alman binası önünden, okula gidişimiz gelişimiz kar tünellerinin içinden geçtiğimizi hatırlarım. Dereler sellerle ,sularla taştığı zamanlar doldu. O zamanlar heyelan  ,afet olmadı da,  afet bölgesi ilan edilmedi de, şimdi neden edilmeye çalışılıyor?   Şimdi neden heyelan tehlikesi var? Maden ilçemizin bir kısmının Afet bölgesi ilan edilmesi için hızlı bir şekilde süreç neden işlemektedir? Bu soruların tek cevabı vardır. Oda şudur, Usulsüzce dökülen HAFRİYATIN ZEMİNE BASKI UYGULAMASI VE DERİNLERDE KAYMALARA MEYDAN VERMESİDİR. Pekâlâ bunu sorumlusu biz Madenliler midir? Yoksa maden sahasını işleten ilgili yüklenici midir?

Bende buradan diyorum ki; Ülkemizin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın haksızlık, adaletsizlik, eşitsizlik karşısında İsrail Başbakanı Perez’e ve program moderetörüne haklı olarak ve yiğitçe ''ONE MİNUTE.'' çıkışıydı. Cumhurbaşkanımızın o günlerde bu çıkışı yüreğimize sular serpmişti. Bende buradan bu haksızlığa bu çevre kirliliğine ve bu usulsüzce dökülen, ilçemizde ağır tahribat yaratan ve hala hafriyatın yasalarda söylendiği halde kaldırılmasına çabalamayanlara, Lütfen ''One Minute.'’ Demek istiyorum.

Yaşanılan hafriyat sonrası afetle ilgili merak ettiğim sorulardan bazıları şunlardır; 1-)2872 sayılı kanunun ilgili maddesince ÇED yanı (Çevresel Etki Değerlendirilmesi) raporuna göre uygun yere hafriyat dökülmüş müdür? Dökülmemiş midir?  2-)Bilindiği üzere,  5393 sayılı Belediye Kanunu belediyelere verilen görev ve sorumlulukların gereği gibi yerine getirilmesini sağlamak amacıyla belediyelere para cezası verme yetkisi de tanınmıştır. Maden Belediyesinin ilgili firmaya hafriyat dökmemesi için, uyarı yazılarına istinaden, usulsüz hafriyat dökümü, tehlike oluşturduğundan gerekli idari para cezası vermiş midir? Hafriyat toprağı ile inşaat ve yıkıntı atıklarının taşınmasında alınacak tedbirlerle ilgili; Yasa maddelerince,

Madde 24-1 ve Madde 24-2 der ki; Hafriyat toprağı ile inşaat ve yıkıntı atıklarını taşıyanlar, hafriyatın ve atıkların taşınması safhasında meydana gelecek kazalarda oluşabilecek kirliliği gidermekle ve zararı tazmin etmekle yükümlüdür, demektedir.  3-)İlgili firmaya tescilli köprü, evlere ve işyerlerine ilçeye vermiş olduğu tahribatla ilgili Maden Belediyesince bir tutanak bir rapor yazılmış mıdır? Zarar ziyan keşifi yapılmış mıdır?  4-) 2872 sayılı çevre kanunun 24. Maddesinde; Hafriyat toprağı taşımak isteyen kişi veya kuruluşlar ilçede ise belediyeye illerde ise en büyük mülki idari amire başvurarak ''Hafriyat toprağı izin belgesi almakla yükümlüdür.’’ Der. Bu kanun çerçevesinde belediyeden alınan İzin Belgesinde hafriyat döküm yeri neresi olarak gösterilmiştir?  5-) 2872 sayılı çevre kanununa göre; ÇED raporuna istinaden kanun derki; ‘’Bir işletme bir maden, taş ocağı veya inşaat sektörü bir iş yaparken Çevreyi doğayı çevreyle ilgili değerleri korumak, kollamak zorundadır. Oluşabilecek çevreye zarar verebilecek bir durumda ilgili firmanın derhal işi durdurulur. Tahribat yaptığı yerlerin onarılması eski haline dönüştürülmesi yasalar gereği istenilir. Demektedir 6-)Bu kanun çerçevesinde Çevre Elazığ İl Müdürlüğü denetim elemanlarınca gerekli denetim ve kontroller yapılmış mıdır? Yetkililerimizce ilgili firmaya, hafriyatın kaldırılması hususunda ve gerekli ön tedbirlerin alınması hususunda işi durdurma veya mühlet verilmiş midir? Hafriyatların kontrolü yönetmeliği çevre ve şehircilik bakanlığının mevzuat kanunu kapsamında; Kanunla ilgili maddelerince:

Madde 32-1 Aşağıda belirtilen yerlere ve alanlara hafriyat toprağı sahası kurulamaz (hafriyat dökülemez, işletilmesine izin verilemez.) demektedir.
f-) Heyelan, çığ, kaya düşmesi ve erozyon vadi yataklarında.

İlgili Mevzuat da; Hafriyat toprağı sahasında; İşletmeci sahada kazaları önlemek ve olması muhtemel kazaları önlemek ve olması muhtemel kazaları azaltmak adına gereken tedbirleri almakla yükümlüdür. Demektedir.

Madde 32-3) Hafriyat boşaltım sahalarının planlanmasında sahanın topoğrafyası, jeolojisi, hidrojeolojisi ile jeoteknik özellikleri dikkate alınır. Demektedir.

Yönetmeliğe aykırı hallerde ise; Madde41-1

(a)26/9 2004 tarihli ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu,

(b)30/03/2005tarihlive5237SayılıTürkCezaKanunu,(c)2872SayılıÇevreKanunu,(ç)3194SayılıImarKanunu,(d)İlgili diğer mevzuatta öngörülen idari ve cezai yaptırım hükümleri uygulanır. Demektedir.

Merhamet ve vicdanın sesiyle Empati kurulduğunda, karşıdan anlaşılacağımıza içten inanıyorum.

Duyarlı ve görevini layıkıyla yapan arkadaşlarımızı, yetkililerimizi tenzih ediyorum. Alınana da yazımın başında dediğim gibi empati kurmalarını rica ediyorum. Kendi köyünüz, ilçeniz doğup, büyüdüğünüz, hatta çocukken bayramlarda şeker topladığınız,  topaç çevirdiğiniz mahalleye evlere, sokaklara bu yığıntı tonlarca hafriyat dökümü yapılmış olsaydı ne yapardınız? Neler söylerdiniz? Eminim elinize kalemi alır sizlerde bir şeyler yazardınız. Belki de aranızdan Kitap yazacak olanlarınız dahi çıkardı.

Madenli olarak bizler; Uzun ince bir yoldayız.

Usulsüzce hafriyat dökülmesiyle başlayan, hızlı gelişen bir afet süreci belirsizliğini her geçen gün daha bir göstermektedir. Biz Madenlileri bekleyen zaman dilimi zannediyorum ki şöyle işleyecek. Hafriyat kaldıkça heyelan, afet tehlikesi söylemleri hafriyatın tehlike oluşturması devam edecektir. Öncelikle hafriyatın ağırlık hacmi düşürülmediği sürece, Hafriyat kalkmadığı sürece bu tehlikeli durum devam edecektir. Tehlikeyi aza düşürmek zamanla yok etmek adına bir an önce zemin ıslahı yaptırımı ve tedbirler alınmalıdır. Gerçekten uzun ince bir yoldayız diyebilirim. Yüce Allah’ın iradesi ve hâkimiyetiyle doğanın dengesini koruduğunu çok şükür iyi biliyor ve Elhamdülillah Buna Şüphesiz İnanıyoruz. Fakat gel gör ki; Çıkar amaçlı insan eli değdiğinde, doğanın dengesiyle oynanmak istenilebiliyor. Tabiki, nafile. tabiki iyi niyet yok, tabiki yasal bir suç.

Bu ağır ve tonlarca hafriyat yığını Maden ilçemizin, Doğal yapısına, küçük yaşta ki çocuklarımızın psikolojisine,  çevreye, bitki örtüsüne, insanlığa,  gerek ise sağlık yaşamımıza tehlikeye davet çıkarmaktır. Daha fazla ilçemiz, insanlarımız belirsizliğe sürüklenmemelidirler diye düşünüyorum. Elazığ Milletvekillerimizden, siyasetçilerimizden ricamız, bu feryadımızı, Madenlilerin çok sevdiği saydığı, Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımıza duyurulması konusunda, bizlere yardımcı olmaları,

Maden ilçemiz ve Elazığ ilimizin değerli saygın, yetkili mercilerinden de istirhamımız; İlçemize her geçen gün daha ağır derinde göçme yaşatan, Hafriyatın kaldırılması, önlemlerin alınması ilgililere,  emir ve görüşlerinizin sunulmasını arzuluyor ve temenni ediyoruz.

İlçemiz Maden ile ilgili Sivil Toplum Kuruluşlarının açıklamaları kendilerini ve kayıtlı olan üyelerini bağlar.

Şahsım Sivil toplum kuruluşlarında uzunca zaman ARGE, Proje Danışmanlığı ve Yazılımı yaptım. Sivil toplum kuruluşlarının iç dinamiklerini yakinen iyi bilen birisi olarak; Öncelikle İyi Niyet olmalı, ne iş yaparsan yap STK olarak iyi niyetli olmak ,olmazsa olmazlardandır. İyi niyetin olduğu yerde başarı ve huzur vardır, olmadığı yerde ise devamlı başarısızlık ve huzursuzluk vardır.

Sivil toplum kuruluşları akıl ortaklığıdır. Fikirlerin, çıkarsız toplum yararına birleştiği kuruluşlardır. Gönüllülük ilkesi esastır. Sivil Toplum kuruluşları, toplum yararına ortak paydada buluşma noktasıdır. Bir takım STK'ların ilçemizin içine bulunduğu durumla ilgili basında sosyal medyada yorum ve açıklamalarında, farklı renkli düşüncelerin çıkması olağan bir durumdur. Saygı duyulması gerekir.

Sonuçta açıklama da bulunan Sivil Toplum Kuruluşlarının düşünceleri çalışmaları, çözüm ve önerileri de göz önünde bulundurulmalı ve değerlendirilmelidir. Her STK’nın açıklaması da kendini, kayıtlı üyelerini bağlar. Sözüm ona,  gözle görülen insan eliyle dökülen,  ‘’Hafriyatla Gelen Afete’de  doğal afettir,  demeleri de bir talihsiz açıklama ve  akıl tutulmasından başka bir şey değildir diye düşünüyorum. Buradan Madenimiz geleceği ve  menfaati için tüm Elazığ STK’ lara,  yetkililerimize teşekkür ederim. Ayrıca Maden ilçemizin bu sorununa gözle görülür bir emek harcayan,  Madene yakışır bir abilik yapan Elazığ Bakır Madenliler Derneği Başkanı değerli büyüğüm Yaşar ALTUNDAL’ a ve Dernek yönetimine, üyelerine Madenimiz ile ilgili duyarlı ve yararlı akıl vicdan doğrultusunda ki çalışmalarından ve çabalarından dolayı saygınlıkla teşekkürlerimi sunarım. Allah arzı olsun kendilerinden.

Sivil Toplum Kuruluşu yönetici ve yönetiminde bulunan söz sahibi arkadaşlarımızdan soruna çözüm geliştiren öncelikle Maden üzerine dökülen tonlarca hafriyatın kaldırılmasına yardımcı olmalarını diliyorum. Soruna farklı beklenti ve yaklaşım içinde STK değil de,  Maden ilçesinin gelişimine, vatandaşının, menfaatine, çözümsel yaklaşım sunan STK’ların olmasını şahsen    beklerim.

Emsal kararlar mevcuttur. Maden ‘de yaşayanlara tazminat doğabilir.

Hukukçuların Görüşü; Bozulan ekolojik doğa dengesini tekrar eski durumuna getirmeyen ilgili sorumlular hakkında Madenlilere AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi)’den Tazminat davası doğabilir demektedirler. Asıl mesele hafriyatın çevreye ve Maden ilçesine tarihine, girişteki, tarihi köprüsüne çevre evlere, doğasına verdiği tahribat yıkımıdır. Ayrıca, halkına verdiği psikolojik zarardır. Çevre ve toplum ilişkileri açısından değerlendirdiğimizde Maden sahasının kapatılması Devletimizin işletim hakkını ele alması ve bu durumda kazanan ilçemiz ve ilçe halkı olması ve işsizliğe de çözüm olmasıdır. AİHM' nin (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) bu durumda ilgili firmaya ceza vermesi kaçınılmazdır. Madenlilere orada yaşayanlara Firma tarafından yüklü miktarda tazminat hakkı doğuracağı da bir gerçektir.

Hafriyat Afetine acil alınması gereken çözümler ve öneriler kapsamında; Maden Belediyesince Afet Yönetimi Komisyonu oluşturulmalıdır.

Naçizane bilgilerimle araştırmalarımla şunları söyleyebilirim. Uygulamak, uygulamamak Maden Belediye Başkanımızın takdirleridir. Hafriyatla gelen heyelana afete dair acil yapılması gerekenler;

1-) Belediye Hafriyat Afeti Yönetimi Komisyonu oluşturulmalıdır. Hafriyatın bir an önce kaldırılması, azaltılması, veya kaymanın durdurulması hususunda zemin ıslahı yapılması.2-) Maden ilçemizde ki ''Hafriyat Afeti ''ile ilgili Maden belediyesince; zaruri ve acil olarak; Acil müdahale ve iyileştirme problemlerine çözüm arayan geniş kapsamlı bir komisyon kurulmalıdır. Örneğin “Hafriyat Afet Yönetimi Komisyonu” kurularak mevcut heyelan karşısında, Allah korusun daha ileri ki zamanda oluşabilecek bir afet de, bir heyelanda planlama ve araştırma ön önlemler alınmalıdır. 3-) Hafriyat dökümü sonucunda Maden doğal dokusuna verilen tahribat zararın keşif çalışması yapılmalıdır. Özellikle köprüler ve evlerin onarım bakımı acilen sorumlulara yaptırılması yasalar gereği istenilmelidir.

4-)Alınacak tedbirlerin gelişimi için önleme, hazırlık, zarar azaltma, gibi iyileştirme konularında ilçemizin Tarihi zararı ve onarımı hususunda, heyelan bölgesinde evlerin ve işyerlerinin zarar ve ziyanları konusunda bir fizibilite çalışması yapılmalı ana gündem konusu olmalıdır.5-) Kamu Kurum ve Kuruluşlarla , Teknik Kadroyla ,STK' larla iş birliği içinde olup hafriyat sorunu koordine edilmeli, hafriyat alanı deformasyon kalsa dahi acilen yükü hafifletilmelidir. Diye düşüncelerimi belirtmek istiyorum.

Madenimiz sahipsiz değildir..

Değerli hemşerilerimden Maden ilçemizle ilgili bu sorunda, sağduyulu olmalarını kanun ve saygınlık çerçevesinde bilgi dâhilinde yetkili ağızlardan çıkanlara inanmalarını, birlik beraberlik içerisinde, yolumuza normal yaşam şeklimize devam etmemizin gerekli olduğunu belirtmek isterim. Devletimiz Osmanlıdan buyana, Cumhuriyete kadar hep 18 yaşındadır ve bundan böyle de hep 18 yaşında da kalacaktır. İnsanına karşı merhametlidir. Bir baba şefkatiyle insanının yaralarını geçmişte sarmıştır. Sarmaya da devam etmektedir. İnsanlarımızı mağdur bırakacağını, Madenimizi sahipsiz koyacağını asla  düşünmüyorum. Madenimiz sahipsiz değildir. Büyüklerimiz mevki makam olarak iyi yerlerde olan hemşehrilerimiz, Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, İzmit, Eskişehir, Adana, Mersin ve daha bir  çok illerde bulunan Madenli gurbetçi, kardeşlerimiz, konuya vakıf olduklarını ve gerekli araştırmaları ve çalışmaları yaptıklarının duyumlarını alıyorum.

Erzurumlu İsmail Hakkı Hz.’nin söylediği gibi;

HAK ŞERLERİ HAYR EYLER

ZANNETME Kİ GAY EYLER

ARİF ANI SEYREYLER,

MEVLA GÖRELİM NEYLER

NEYELRSE GÜZEL EYLER..

Geçmişimizi, miraslarımızı korumak bizlerin olduğu gibi her vatan evladının asli görevi olmalıdır. Usulsüzce 2872 sayılı Çevre Kanunu hiçe sayarak ilçemize verilen zarar ziyan ortada. İlgili firmanın yetkilisinden istirham ediyoruz, yasalar gereği Maden ilçemizi eski doğal haline getirmesi için, bir an önce vicdani muhasebesini yapması bizleri, atalarımızı daha fazla üzmeden yaramızı sarmasıdır. O tahribata uğrayan tarihi tescilli köprülerden gelinlerimiz, cenazelerimiz, hastalarımız, geçti. Geçmişe saygımız sorumluluğumuz vardır. Bundan dolayı geçmişimizi, miraslarımızı korumak bizlerin olduğu gibi her vatanı, evladının asli görevi olmalıdır. Yazdıklarımız da öz eleştirilerimizde, bir sürçülisan bir yanlış,  bir söylemimiz bir haksız suçlamamız şayet olmuş ise,  İspatlandığı Takdirde ÖZRÜMÜ ŞİMDİDEN peşinen diliyorum.

Yaklaşan yeni yılın ülkemiz adına, kardeşçe sevgi, birlik ve  beraberlik içerisinde, milletimize hayırlara vesile olmasını diliyorum. Her türlü terör illetinden uzak, kadına şiddetten uzak, çocuklarımıza tacizden uzak, güvenlik güçlerimize güç ve kudretle, Devletimizle el ele ve gönül birliğiyle olmak adına,

2018 yılının merhamet ve vicdan duygularımızın daha da geliştiği Maden ilçemizin hafriyatsız doğal güzelliğinde olacağı, bireysel ve toplumsal empati yılı olması dileklerimle. Sağlıcakla kalınız Allah’a emanet olunuz..

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet