Prof. Dr. Erkan Yar

Prof. Dr. Erkan Yar

Şefaat İnancımız ve Geri Kalmışlığımız

Şefaat; asıl olarak otorite nezdinde itibarı olan kimsenin, gereksinim içerisinde olan bir kimseyi yanına alarak otoritenin o kimsenin gereksinimini gidermesi için aracılık etmesinden ibarettir. Bu sözcüğün asıl anlamı çifttir/şef’ ve bir/vitrsözcüğünün zıddıdır. Fıkıhtaki şufa hakkı, mülkünü satmak isteyen bir kimsenin yanındaki komşusunun o mülkü satın alamda önceliğine denilmektedir ki satın alan kişi o mülkü kendi mülküne katarak mülkünü birleştirmiştir. Şefaat olgusunda aracı da başkasını yanına alarak onunla iki kişi olduğundan, ihtiyaç içerisindeki bir kimsenin gereksinimin giderilmesi için onu yanına alan kişiyle iki kişi olmaktadır. Bu nedenle bu olgu için de şefaat sözcüğü kullanılmaktadır.

Kur’an üç çeşit şefaatten söz etmektedir. Bunlardan birincisi; müşriklerin bazı nitelikler atfettikleri putlarını kendileriyle Allah arasında şefaatçiler olarak kabul etmeleridir. Onların bu inançları “Allah'ı bırakıp, kendilerine zarar ve fayda vermeyenlere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. De ki: “Siz, Allah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz! O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir” (Yûnus 10/18) ayetinde açıklanmaktadır. Kendilerinde insana dönük veya kendisine dönük hiçbir işlev olamayan varlıklara çeşitli özellikler verilmesi ve Allah katında şefaatçiler olarak kabul edilmesi, aslında onlara tapınan insanı değersizleştirmektedir.

Müşriklerin tapındıkları putlara yükledikleri nitelikleri dikkate alınarak Allah’ın niteliklerinin açıklandığı kürsi ayetinde ise “Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur.  O’nu ne bir uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir?  O, onların yaptıklarını da arkaya bıraktıklarını da bilir…” (Bakara 2/255) müşriklerin bu inançlarına gönderme yapılmakta ve onların putlara yüklediği bu niteliğin geçersiz olduğu belirtilmektedir. Bu ayette “izni olmadıkça” şeklinde istisnanın olması, Allah’ın insan ile kendisi arasında şefaatçilere izin verdiği anlamında olmayıp, onun otoritesine vurgu yapmaktadır. Çünkü insan ile Allah arasındaki ilişkinin doğru biçimi onun tarafından belirlenmektedir.

Kur’an’ın konu edindiği ikinci şefaat çeşidi, dünyevi işlerde insanların uyguladığı şefaattir. Bu şefaat ödül yani mükafat elde etmek veya cezadan kurtulmak amacıyla bir kimsenin otorite nezdinde aracılık etmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır ki Türkçe olarak bunu torpil sözcüğüyle ifade etmekteyiz. Bu anlayış ise “Kim güzel bir aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah'ın her şeye gücü yeter” (Nisâ 4/85) ayetinde konu edinilmekte, şefaat eyleminde şefaatçinin günah ve sevap kazanacağı yargısı vurgulanmaktadır.

İyi şefaat; konusu insanın ve insanlığın yararına olan şefaattir. Toplumda fesadın önlenmesi ıslahın yerleşmesi için şefaattir. Yargılamada zulmün önlenmesi ve zulmü uğramış olanların haksızlıklarının giderilmesi için aracılıktır. Kötü şefaat ise; konusu kötü olan her aracılıktır. Hakedişin ortadan kaldırılması ve suçsuz bir kimsenin cezalandırılması yani haksızlık yapılması için şefaattir. Hak etmeden makam ve mevki elde etmek için otorite nezdinde itibarı olan insanların aracılığını Kur’an yasakladığı gibi bir kimsenin haksız yere cezalandırılması ve hak eden bir kimsenin cezasının kaldırılması için aracılığı da yasaklamıştır. Krallıkla yönetilen halkı Müslüman olan ülkelerde ve cumhuriyeti bir yönetim biçimi olarak benimsemesine rağmen hukukun üstünlüğünün yerleşmediği ülkemizde kalkınmanın ve gelişmenin önündeki en önemli engel, dinsel olarak meşrulaştırılmış şefaat anlayışıdır. Kendilerini “dindar” olarak niteleyen ve Kur’an’a iman ettiğini iddia edenler, kendi yandaşlarını kayırmakta, haksız mükafat elde etmelerini temin etmekte, haksız yere insanların cezalandırılması vs. için araçlığı kabul etmektedirler. Bunu yaparken de Kur’an’ın belirlediği iyi ve kötü şefaat nedeniyle kendilerinin de günah veya sevap kazanacaklarını önemsememektedirler. Bunun da ötesinde bazı kimseler hukukun üstünlüğünü ve adaleti bozan aracılıklarıyla sevap kazandığına dahi inanmaktadırlar.

Kur’an’ın konu edindiği üçüncü şefaat anlayışı dünyadaki amellerin karşılığının verileceği din gününde yani ahiret gününde yargılanma anındaki şefaattir. “Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve bütün insanlara üstün kıldığımı hatırlayın. Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.  Onlara yardım da edilmez” (Bakara 2/47-48) ayetinde ahirette suçluların cezadan kurtulmaları için kimsenin aracılığının kabul edilmeyeceği ifade edilmektedir. Buna rağmen Ehl-i Sünnet, temel inançlarından birisi olarak şefaat inancını geliştirdi ve ahiretteki yargılamada şefaatin imkanını kabul etti. Bu ekol, söz konusu ayetin başlangıcında İsrailoğulları’na hitabın olmasından hareketle, ahirette Yahudiler için şefaatin olmayacağını belirterek, ayetteki genel anlatımı özelleştirdi. Ancak “Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı gün gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden harcayın. İnkâr edenler ise zalimlerin ta kendileridir” (Bakara 2/254) ayetinde ise hitap, inanan insanlara yani Müslümanlaradır.

Kur’an’ın ahiret günündeki yargılamada şefaatin olmayacağına ilişkin bazı anlatımlarında istisnanın olması, o günde bazı kimselerin aracılığının kabul edileceği anlamında değildir. Söz konusu bu yetlerde “Allah’ın izin verdiği” (Necm 53/26), “Rahman’dan söz/ahd alanlar” (Meryem 19/87), “Rahman’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu”(Tâhâ 20/109 şeklindeki anlatımlar, yargılama gününde şefaat için bazı kimselere izin verileceği, sözünden razı olunacağı anlamında değildir. Bu anlatımlar din gününde onun mutlak otoritesine vurgu yapmaktadır. Çünkü bu istisnalar yargılama gününde bazı kimselere şefaat hakkı verileceği anlamında olsaydı, söz konusu kişilerin açıklanması da gerekli olurdu. Halbuki“O'nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler” (Zuhrûf 43/86) ayetinde müşriklerin tapındıkları putların şefaatçi olamayacakları açıklanmakta; onların bilerek gereceğe şahitliklerinin söz konusu olmadığı, istisna edatından sonra zikredilmektedir. Burada istisnanın kullanılması, Allah’ın mutlak otoritesine vurgu yapmak içindir. Çünkü Türkçede olduğu gibi Arap dilinde istisna bir kimsenin mutlak otoritesini pekiştirmek için de kullanılabilmektedir.

Günümüzde Müslüman topluluklarda eylemden çok şefaat inancı işlevseldir. Ezan salat için bir çağrıyken, onu işiten kişi eylem yapmamakta; Muhammed’in (a.s.) kıyamet gününde şefaat edeceği makam olarak yorumladığı makâm-ı mahmûda gönderilmesi için dua etmektedir. Halbuki övülen makam ona bu dünyada verilmiş olan elçilik makamıdır. O da bu makamda insan için övülen ve yerilen amelleri kendisine inzal edilen vahiy ile açıklamıştır. Bu dünyadaki kurtuluş yani rahmet de, onun şefaatçi olması için dua etmekte değil; insanlara rahmet olarak gönderilen vahye uymakladır.

Meşrulaştırılmış şefaat anlayışı bu dünyada hakedişi, adaleti, hakları ortadan kaldırdığı gibi, ahirette de adaleti ve hakedişi ortadan kaldıracaktır. Halbuki Allah mutlak adalet sahibidir. Şefaat; faziletli eylemleri öteleyen ve yerilen davranışları işleyenve bu eylemlerin cezasından kurtulmak için birini arayan veya dua edenlerin inancı haline gelmiştir. Şefaat inancı dünyada kendilerini dinsel otorite olarak ilan eden ve Allah nezdinde itibarı olduğu ve dolayısıyla insanların işlemiş oldukları kötülüklerden kazandıkları azabın affedilmesi için ahiret gününde şefaatçi olacaklarını iddia eden ve böylece dinsel otoritelerini pekiştirenlerin de işine gelmektedir. Cemaat liderleri, tarikat şeyhleri vs. kendilerine bağlıları, meşrulaştırılmış şefaat anlayışı üzerinden ikna etmekte ve yargılama gününde onları kurtaracaklarını iddia etmektedirler.

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

Şerif Çelikay @Şefaat

25 Aralık 2017 10:57

Harikasınız hocam

Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet