Akın Eraslan Balcı

Akın Eraslan Balcı

KOLLEKTİVİZM

Akın Eraslan Balcı

İnsanoğlunun hastalıklarından biri diğerlerinin düşünce ve davranışlarından etkilenirken objektif olamamasıdır. Duygu ve düşünceleri gerçek anlamda algılayabilen insan sayısı çok azdır. Ama sorsan herkes en doğrusunu bilir, en mükemmel kendisidir. Halbuki genellikle hayal ettiği neyse ona göre algılar. Aç tavuk rüyasında darı görür, demiş büyüklerimiz. Kişi de hayalinde ne varsa ya da neyi umuyorsa başkasından ona göre etkileniyor, ne duyarsa duysun kendi içindekini işitiyor.

Durum grup açısından ele alınınca daha da vahim. Kitlenin zekası ilkokul seviyesindeki bir çocuktan daha az. Bir sosyal gruba ait insanlar bireysel değil, kollektif düşünme eğiliminde. Parti lideri ne diyorsa aynen tekrarlıyor, tuttuğu futbol takımının direktörü idol oluyor, sevdiği şarkıcısı hayata nasıl bakıyorsa fan grubu da öyle bakıyor. Beğendiği artist gibi giyiniyor, onun gibi saçını tarıyor. Tarikat şeyhi ya da dini lideri kimse bütün sosyal-siyasal-ekonomik olaylara onun istediği gibi bakıyor, bu uğurda ölüyor, öldürüyor. Bütün mal varlığını hiç düşünmeksizin bağışlayanlar var.

Birçok terör organizasyonu da taraftarını grup psikolojisini kullanarak topluyor, büyütüyor. Kanlı eylemler yaptığında militan kazanıyor.

Akıl işi mi bu?

Oysa modernizm tam tersi.

Kollektif düşünce değil, bireyi ön plana alıyor. Birey olup farklılaşabiliyorsan kendini ifade edebiliyorsun. Ne kadar yeni ve orijinal isen o denli anlamlı bir yaşamın oluyor. Bir gruba ait olmanın tatminini yaşamak, sürü psikolojisi içinde hareket etmek değil.

Adam gibi kendi düşünebilmek, kendi kanaatini ve fikrini oluşturabilmek.

Kendi olarak var olabilmek.

19. yüzyılda Wilhelm Wundt isimli bilim adamı, kitle psikolojisinin bilimsel temellerini attı. Bir sosyal gruba ait insanların bireysel düşünemediğini, kollektif olarak hep aynı tarzda düşündüğünü saptadı. Bunlar aynı görüş ve inançları paylaşıyorlar. Çağdaşı Gustave Le Bon Avrupa’daki sosyal ayaklanmaları da gözlemleyerek büyük kitlelerin neden, nasıl ve ne zaman birlikte davrandığını araştırıyor. Kitle veya grubun yaşayan tek bir organizma gibi olduğunu ortaya koydu. Bunun kendi zihni var. Kitleye giren bireyler yalnızken olduklarından farklı düşünüyor. Zeka dümuru veya düşünce kayması yaşayabiliyorlar. Evde başka, işte başka olabiliyorlar. Gündüz külahlı, gece silahlı olabiliyorlar. İradeleri ipotek altında adeta zombileşiyorlar. Kitleler, tek tek bireyden daha ilkel, daha vahşi ve daha çılgın.

Artık hep akıllı cihazlar kullanıyoruz. Akıllı telefon, akıllı ev. İleride akıllı arabalar da olacak. Aslında çağ bağır bağır bağırıyor: akıllı ol.

Biz neden iradelerimizi ipoteğe veriyor ve aklımız yerine bir kitlenin ilkel zihniymiş gibi hareket ediyoruz?

Neden bireyselliğimizi, farklılığımızı ortaya koymayı ayıp, bir gruba, mezhebe, milliyete veya siyasal düşünceye ait olmayı üstünlük addediyoruz? Kendi olmak yerine başkası olmayı meziyet sayıyoruz.

Üstelik gruplaşmanın ayrımcılığa, ayrımcılığın da düşmanlık ve sevgisizliğe götürdüğünü göre göre…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet