Fatih ATABEY

Fatih ATABEY

HANGİ ARA BU HALE GELDİK?

‘Okuldayken öğrendiğiniz bilgilerden aklınıza ilk geleni söyleyin’ deseler çoğumuzun aklına, ‘Türkiye tarım alanında kendi kendine yeten yedi ülkeden biridir’ cümlesi gelir herhalde. Şimdi bakıyorum da hem ülkemizdeki hem de ilimizdeki tarımın durumuna. ‘Hangi ara bu hale geldik’ diyemedin geçemiyorum.

Önceki gün Ticaret Borsasından gelen bir basın açıklaması aklıma bu düşünceleri getirdi aslında. Açıklamada; ‘Besicilere müjde’ deniliyordu ve içerikte de Türkiye tarafından ithal edilen arpadan İlimizdeki besicilerin de faydalanabileceği belirtiliyordu. Meğer ölmüşüz de gömenimiz yok. Düşünün bir kere! Ülkemiz tarımı o kadar yerlerde ki, bırakın diğer ürünleri belki de zamanında çiftçinin getirisi az diye ekmediği arpayı ithal eder hale gelmişiz.  Şu ya da bunun suçu demek için söylemiyorum bunu. Çünkü bu hepimizin suçu. En başta da tarım politikalarını yönetenlerin suçu tabiî ki.

Bugün dünyadaki en büyük tarım ihracatçısı ülkelerden biri Hollanda. Yüzölçümü itibariyle bir Konya ilimiz büyüklüğünde olan bu ülke tarımda bizim kat ve kat ilerimizde. Et, süt, sebze üretimlerini saymıyorum bile. En büyük sıkıntıları ise tarım yapacak arazi bulamıyorlar. Tarım yapabilmek için bataklık alanları veya denizi dolduruyorlar. Bu şekilde kendilerine arazi yaratıyorlar. Biz ne yapıyoruz? Mevcut verimli topraklarımızı sanayi, konut ve çeşitli sosyal tesis inşası için kullanıyoruz. 2000’li yılların başında ülkemizdeki ekilebilir arazi 24 milyon hektar dolaylarındayken bu oran şimdilerde 20 milyon hektara kadar düştü ve önümüzdeki 20 yılda 16 milyon hektara kadar düşeceği tahmin ediliyor.

Ziraat Mühendisleri Odasının 2015 yılında yaptığı bir araştırmaya göre ülkemizde 2005 yılından sonraki 10 yılda çiftçiler Belçika büyüklüğündeki araziyi ekmekten vazgeçmiş. Niye vazgeçmiş peki? Öncelikle miras yoluyla bölünen araziler artık çiftçinin karnını doyuramaz oldu. Yani bölüne bölüne küçücük kalan araziler çiftçilere bir gelir sağlayamaz oldu.

Bir diğer etken çiftçinin sırtında giderek büyüyen maliyetler. Mazottan gübreye, zirai ilaçtan tohuma ve hayvancılıkta en önemli maliyet kalemini oluşturan yeme kadar tarımsal girdilerde Türkiye büyük oranda dışa bağımlı. Uygulanan tarım politikaları, bu bağımlılığı azaltmak bir yana her geçen yıl daha da artırıyor. Üretim yapmak cazip olmaktan çıkıyor. Çünkü birçok üründe üretim maliyeti, ürünün fiyatından daha yüksek olabiliyor. Düşünün ki gübre ya da mazotun maliyeti son 15 yılda dört katından fazla arttı. Ancak üretilen ürünün fiyatı aynı derecede arttı mı? Hayır.

Bir başka sorun ise tarımda otomasyon. Yani Hollanda başta olmak üzere tarımda ileriye giden ülkeler artık bu işi makineler ile yapıyor. Bu şekilde hem maliyetlerini azaltıyor hem de verimlerini arttırıyorlar. Bizde ise tarım hala geleneksel yöntemlerle yapılıyor. Bizim 5 milyondan fazla insanımız tarımda çalışırken Hollanda’da bu rakam 600 binler civarında. Bizim 5 milyon çiftçi ile ürettiğimizin 2-3 katını Hollanda 600 bin çiftçi ile üretiyor.

Tabii ki en büyük sorunlarından biri de verimlilik. Ülkemizde tarımda iklime bağımlılık çok yüksek. Yani hava şartları uygun olursa iyi verim elde ediliyor. Ancak don, rüzgar, soğuk, kuraklık vb etkenler ile karşılaşıldığında verim çok büyük oranda düşüyor. Bu ülkemiz iklim şartlarının dezavantajı olarak sayılabilir ancak modern tarım yapan ülkeler bunu aşmanın yolunu da bulmuş. Bu ülkelerde seracılık çok yaygın. Özellikle sebze üretiminde kullandıkları seralar ile iklim şartlarına bağlı kalmadan ürettikleri tarım ürünlerini dış piyasaya sunabiliyorlar. Ülkemizde ise bu teknik yoğun olarak Akdeniz’de kullanılıyor. Son dönemlerde farklı bölgelere de yayılmaya başlasa da ne yazık yetersiz seviyelerde.

Yani bu gidişat iyi değil. Bugün vatandaş ülkemizde yetiştirilemeyen bir ürünü tezgahta görünce acayip şaşırıyor. Bu gidişat ile gelecek nesiller fındığı, kayısıyı, inciri bile tezgahta görürünce şaşıracak hale gelecek. Çünkü tarım geriliyor, çiftçilik bitiyor. İthal arpayı bile bulduğumuza şükreder hale geldiğimiz bugünlerde geleceği varın siz düşünün…

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet