Yusuf Boydak

Yusuf Boydak

BASIN VE MENSUBİYET DUYGUSU

Elazığspor puan için gittiği güçlü Ümraniyespor deplasmanından eli boş döndü. Giresun’dan puanla dönen ve evinde Çaykur Rizespor’u mağlup eden bordo-beyazlılar, İstanbul’dan da puanla dönmeyi amaçlıyordu fakat, evdeki hesap çarşıya uymadı, Elazığspor ortaya koyduğu kötü futbol neticesinde 90+2. dakikada yediği gol ile Elazığ’a maalesef puansız döndüler.

Henüz Lig’in başları olduğunu düşünür isek, takımın bu mağlubiyetten ders çıkarması temennisinde bulunmaktan başka elimizden başka bir şey gelmiyor.

Sevgili okurlar, bugün köşemin büyük bir bölümünü Elazığspor’un mağlubiyetinden daha çok beni rahatsız eden bir konuya ayıracağım.

Konu, mensubu bulunduğum basın camiası.

Son günlerde basın içerisinde bulunan bazı köşe yazarları ve basın mensupları biri birleri aleyhlerine yazdıkları yazılar ile hem kendilerine, hem kurumlarına genel olarak da mensubu bulunduğumuz basın camiasına büyük zarar vermekteler.  

Yazılan yazılar, yapılan hakaretler, sınırı o kadar aşıyor ki iş mahkemelere kadar gidiyor.

Sanırım Elazığ adliyesinde bu konularda devam eden dava dosyaları 10’u geçti. Kendi kendilerine verdikleri zarar beni fazla ilgilendirmez, fakat yaklaşık 25 yıla yakın bir süredir mensubu olduğum için kurumlara ve camiaya verilen zarar, beni fazlasıyla üzüyor.  

Zira basını güçlü olmayan bir yörenin gelişmesi tamamen nasibe bırakılmış demektir. Elazığ’da ve Anadolu’nun birçok şehrinde basın kuruluşları çok güçlük ile hayatlarını idame ettiriyorlar. Televizyonlar,  maddi yönden incelenecek olur ise, özellikle uydudan yayın yapmaya başlayınca tamamen zarar eden kuruluşlar haline geldiler.

İstanbul’dan yayın yapan kanal da Türksat’a aynı parayı ödüyor Elazığ’dan yayın yapan da aynı parayı ödüyor.

Elazığ’da uydudan yayın yapan Kanal 23 ve Kanal Fırat televizyonlarının patronları bugün kapıya kilit vursalar, otomatikman her ay ceplerinde 30/40 bin TL para kalır.

Gazete patronlarının ise ceplerinden vermeseler de ceplerine bir şeyler koyamadıklarını iyi biliyorum.

Sadece kurumlarda çalışan belirli sayıda kişiler evlerine ekmek parası götürürken, köşe yazarları, programcılar ise tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktalar.

Tabi kurumların başında olan kişiler ya da patronların güvenip de emanet ettiği kişiler çok önemli. Bu kişilerin şehre bakış açıları ve şehre olan mensubiyet duyguları çok önemli.

Gazete ya da televizyon yöneticileri ortaya koydukları performans ile kurumu ileriye taşıya bildikleri gibi, geriye de götüre biliyorlar.

Gazetelerin kısa bir süre önce renkli baskıya geçmeleri nasıl bir başarı ise aralarında yaşanan kısır çekişmeler, köşe yazarlarının mensubiyet duygularını aşıp egoları ile hareket etmeleri de bir o kadar zarar demektir.

Basında yaşanan bu kısır çekişmelere dur diyecek ise basın cemiyetleridir. Ama bakıyorum maalesef basın cemiyetleri de bu konuda çok geride durmaktalar!

Bu camiada benim ana branşım televizyonculuk. Elazığ’da kim televizyon camiasına ne kadar katma değerde bulundu, kim zarar verdi çok iyi biliyorum.

Benim mesleğim avukatlık değil fakat Allah için değerlendirmek gerekir ise şuan Kanal Fırat’ın başında bulunan arkadaşımız Zeki Akbıyık, hem şehre, hem de camiaya mensubiyet duygusu içerisinde olarak, bu memleketin televizyonculuğuna, çok büyük katkılarda bulunmuştur.

Kanal E televizyonunda başlayan ve Kanal Fırat televizyonunda devam eden yöneticiliği süresince, kurumuna katkı sağlayarak, zirvede olmuş ve rekabette Kanal 23 televizyonunu geride bırakmıştır. 

Kurumsal yapılarını tamamladıkları gibi, yayın politikası olarak da her kesime söz hakkı vermişlerdir.

Hal böyle iken, izleyici de takdir ederken, çıkıp da sudan sebepler ile mensubiyet duygularını bir kenara bırakıp, geçmişi de bilmeden, Zeki bey hakkında karalayıcı ithamlarda bulunmak mensubiyet duygusu adına da olsa doğru değildir!

İletişim mensubu olduğunu söyleyen kişilerin, önce kendi içerisinde iletişimi sağlayarak, kafalarında soru işareti var ise konuşarak çözmeliler. Eften püften mevzuları köşelere taşıyıp, ne okura ne de kuruma haksızlıkta bulunmamalılar.  

Ben, liseyi ve üniversiteyi meslek üzerine okuduğum için, edebiyatım da çok iyi olmadığı için, yazılarıma çok fazla süsleme yapmadan kısa yoldan derdimi anlatmaya çalışıyorum. 

Özetle şunu belirteyim, Elazığ’da bilerek ve ya bilmeyerek yıpratılan ya da yıpratılmaya çalışılan basın camiası mensupları, lütfen içerisinde bulunduğunuz camianın mensubiyetini sakın unutmayın!..  

Aksi halde bu camiada ömrünüz kısa olur…..

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet