Mehmet Şükrü BAŞ

Mehmet Şükrü BAŞ

mehmet_sukru_bas@mynet.com

YUNUS GÖNÜLLÜ ŞAİR İLHAMİ BULUT

“ŞAİR VE ŞİİR” Başlıklı seri yazımızın bu günkü konuğu 1979 yılında memuriyete girerken atama kararında bendenizin de imzası bulunan ve “İyi ki seni tanıdım dediğim” kırk senelik bir mesai arkadaşım bir kadim dostum şair ve yazar emekli icra müdürü İlhami Bulut.

         İlhami Bulut 1956tarihinde merkeze bağlı Pelte köyünde dünyaya gelir. İlkokulu kendi köyünde okurken ortaokul ve liseyi Elazığ’da tamamlar. Askerlik hizmetini Kıbrıs’ta ifa ettikten sonra memuriyete atılır.

Memuriyeti sırasında Ankara Hukuk Fakültesi Adalet Yüksek Okulunu bitirir

Erzurum/Narman, Kayseri/Sarız, Malatya/Yeşilyurt, Kahramanmaraş ve Elazığ’da icra müdürü olarak görev yapar ve 2013 yılında emekliye ayrılır

İlhami Bulut “Unumu eledim eleğimi astım” Demez yazarçizer, araştırır, bulur ve okur. Ve bir şeyi bir sefer sorar.

“İsterseniz “Bir şeyi bir sefer sorar” sözüne bir açıklık getireyim. İlhami Bulut’un memuriyette ilk yılları bir gün bana geldi “Müdürüm bu işi nasıl yapayım?” diye bir soru sordu cevabını verdim birkaç gün sonra aynı konuda bir soru daha sordu ve kendisine “Bana bak” dedim. “Bir soruyu bir sefer soracaksın iki sefer sorarsan cevaplamam” dedim. Bu söz onun kulağına küpe oluyor ve hayatı boyunca hiç kimseye sorduğu bir soruyu ikinci defa sormuyor.

Araştırıyor, o sorunun cevabını buluyor ve öğreniyor.

İşte İlhami Bulut böyle birisi okumasını araştırmasını ve öğrenmesini çok iyi bilir.

Evli ve iki çocuk babası olan şairimiz torunlarından vakit buldukça çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar yazar.

Başta Uluslar Arası Hazar Şiir Akşamları olmak üzere yurdun dört bir yanında yapılan şiir etkinliklerine katılır.

Halen yerel bir gazetede köşe yazarlığı yapan İlhami Bulut halka ve olaylara tercüman olacak kadar sözünü esirgemeyecek derecede cesur yazılar kaleme alan bir köşe yazarıdır.

Elazığ Gazeteciler Yazarlar Cemiyeti ve İLESAM üyesidir.

         “Dağların bağrına bastığı taş görünse de aslında aşktır” diyen Yunus gönüllü şairimizin hayat hikâyesini burada bırakarak onun ANNE başlıklı şiirinden bir dörtlükle yazımıza devam edelim.

*** 

Ak düşen yıllarım dönsün tersine

Bir yılı bir güne satayım anne

Dizinde, başımın minnacık izine

Uzanıp yeniden yatayım anne.

*

Bu özlem dolu şiirle duygulanmamak hatta ağlamamak mümkün mü?

Sözün burasında bende bu değerli şairimin bu değerli şiirinin yanına konulması için Annem Başlıklı bir dörtlüğümü siz değerli okurlarıma arz ediyorum.

İşte bendenizin o dörtlüğü;

*  …                   

ANNEM

*                                   

Seni zaman mı bitirdi, yoksa çilelerin mi?
Neden iki büklüm olmuşsun annem.
Çok mu çile çektin, çok mu derdin var?
Dört erkek çocuklu kimsesiz annem…

*

Her insan zaman zaman gözyaşı dökecek kadar duygulanır. Ama şairlerin

duygusallığı bir başkadır. Onlar bir yetimin gözlerinde bir dünyayı gören insanlardır.

İlhami Bulut’ta bunlardan birisidir o bir yetimin gözlerindeki dünyayı görürken bir kuzunun melemesinde etkilenen bir kişidir.

Onun için “Aynı şeyi sadece biri kez görebilirsin” demektedir. İşte onun bu gerçeğin altını çizen bir dörtlüğü…

***

Çeker ömrü zaman gün perde perde

Şu tümsek alana düşen resmimden

Şimdi can evimden kim bilir nerde

Sönecek mum gibi yırtar gölgemden

         *** 

 

“Kâinat her gün her an aşk fışkırır, aşk; devrimsel eyleminden bir an bile geri durmaz, Şiir: bana göre bir duyu ve duygunun mumyalanması ise de; aşkın tanımsız ve bitimsiz lakırdısıdır.” Diyen İlhami Bulut BİZİM TÜRKÜLERİMİZ Başlıklı şiirinde bakınız neler diyor?

*                                                           

 

Dörtnala türkülerimiz vardı bizim

Ormanlardan aşağı aşar giderdik

*

Sarı gelin dönerken plaklarda

Odam kireç tutsun diye türkü söylerdik

*

Çeyiz sandığı gibi demet demet

Kırmızı türkülerle dolardı içimiz

Ne tez havalanırdı huma kuşu

Biz de beraber uçar giderdik

*

Suyu çeşmede unutur

Türkü doldurup dönerdin testiye

Bir sarı sabahlığın vardı ya

Bahçelerden toplamıştık deseni

*

Kadir Mevla’ya avuç açar

Muhtaç olmazdık namerde

*

Ela gözlüm ben bu elden gidersem”

Gözlerim emanet olur verdiğin mendile

Kanadı kırık bir türkümüz vardı hani

Her akşam söylerdik ya üst üste

*

Şimdi uzun ince bir yoldayız gülüm

Göz kırpıp duruyor sadık yârimiz

Havada bulut yok bun ne dumandır”

Geri döner mi acep bizim allı turnalar

 *

Ah gülüm gülüm

Nereye gitti bizim türkülerimiz…..

*** 

 MEMLEKET HAVALARI

 * 

memleket havaları

biz de çaldık

biz de oynadık ama

*

ne felek kese açtı bize

ne de kamu malına

deniz dedik

*

bir bakış attık aşka

salladık halayları

kimseye mendil sermedik

*

horonlar teptik koç gibi

içmeden sarhoş olduk

döndük barlarda

*

biz de çaldık

biz de oynadık ama

*

serde efelik vardı

gülüm

arada bir

diz çaktık yere

***

kaval çaldık mor koyunlara

sütü memede mayaladık

*

yar kıvrım kıvrım olurdu

çektiğimiz uzun havalarda

*

cepken kuşandık cephede

o kırık aynalarda

bir ayağımız Yemen

bir ayağımız Çanakkale’de

*

biz de vatanı

böyle sevdik

gülüm

*

ekmeğini suyunu

aşkla yedik iştik

*

yeri geldi

gelin-güveyi

yeri geldi

şehit olmak için

sıvadık kolları

*

biz de böyle çaldık oynadık

işte

hey gidi hey

bizim

memleket havaları…….

 ***

 

KARABAĞLI YAR

*

 

Dağlık Karabağlı maral bir türkü

Aşk mektubu gibi dolanır dilime

Aynı anadan emmiş süt gibi

Taze bir hasret olup yayılır göynüme

 

Bahtına ağlama Azerbaycanlı kız

Kurşun sende ama yara bendedir

Mektubun geldi “gel gardaş” diye

Gardaşın” ölüme gidip gelmektedir

 

Yahşi bir baharla çıkmış gelirem

Birlikte üzüm yemeyi çok sevirem

*** 

 Şairimizin BİR VATAN TANIMI YAP” Başlıklı şiirinde ise; 

 * 

Bir Vatan Tanımı Yap Bana

Bir vatan tanımı yap bana

İçinde Çanakkale

Kale içinde aynalı çarşı

Çarşılar türkü olsun

*

Bir vatan tanımı yap bana

Hududunda Mehmet

Yüreğinde Memleket

Bir yanı Mustafa

Bir yanı Kemal olsun

*

Bir vatan tanımı yap bana

Seması yıldız yıldız/ay hilal

Marşı istiklal

Bayraktaki rüzgâr helal olsun

*

Bir vatan tanımı yap bana

Şimali Köroğlu/güneyi Toroslar

Muradını alsın Fırat

Irmaklar yeşil olsun

*

Bir vatan tanımı yap bana

Her ağaçta bir kuş yuvası

Mecnunu Leylası

Memleket sevdası tetikte olsun

***

Bir vatan tanımı yap bana

Demet demet kırmızı türküler

Soyadı cumhuriyet

Adı da Türkiye olsun

 ***

 Bir vatan tanımı yap bana, demet demet kırmızı türküler, soyadı

Cumhuriyet adı Türkiye olsun. Ağzına yüreğine sağlık şairim.

         Söyleyecek sözümüz yok.

 ***

 

Şimdide onun İSTANBUL’ DA başlıklı bir şiirine göz atalım;

*  

bir türkü mavzeri yaylımda

basıyor akşam çığlığını gölgesi kopmuş martılar

mavi bir yangın çıktı gönlüm ateş altında

kim demiş çok kalabalalık bu şehir

bir türkü bir de ben dolaşıyoruz İstanbul da

bir acı kahveden geri mi kalır bir buse hatırı

paslı bir kampana göz yaşlarında

senden geçti bu illet

her acı sirende bir hicran başlar İstanbul da

"İstanbul u dinliyorum..........."

kınası dökülmüş eski mısralarda

sen olmadan şiir olur mu gülüm

şimdi bir şair olsam ki ne yazar İstanbul da

beyoğlu benim olsa içindeki caddesiyle

emirganı üste verseler bütün çay bahçeleriyle

hatta bir yalı döşeseler tam boğaz kenarında

velhasıl iki yakanın bütün mülkü

beş para etmez eğer sen yoksan İstanbul da...

*** 

Ve geldik sonbahara geldiğimiz gibi onun EYLÜL HALLERİ başlıklı hüzünlü şiirine;

*

yüreğin susturulmuş yanıyla gel/gel eylülce açıl biraz

bu eylüller hicran için var sanki çok farklı dokunur insana

nice ayrılıklar var ki yeşertmiştir hiç olmayacak duaları

hasretim nehirden daha uzun dur birazcık aksın sana

hiç okumadan yak bu şiiri/şiirde kalsın bu cevapsız sorular

biz ömrün yollarında çileyi derledik bile bile

mavi buz kırığı olmuş ikimizi göstermez bu aynalar

elbet baharın bir şavkı takılıp kalmıştır zülfün ince teline

dağ suyu ol dökül biraz irkilsin ruhumdaki çiçek kökleri

günahlarım cam kırıklarında akşam güneşinde yanarken

bu mevsimde çok görürsün özellikle vuslat hayali

rüzgar uğultusu çocuk gibi yamaçlarda kayarken

kanatlarındaki ölümsüz efsane karanlığı söndürür

izdivaç renkli kelebek şem-i rûşende aşk içinde yanarken

her eylül dirilir bende ve beni her gün öldürür

efsunlu perilerin inat mizaçları hepsi sende yaşarken

bu akşamda kıyısız derya kenarında yine beklerken seni

kurşuni renge boyadım denizi güneş batacak yer arıyor

bulandırdı beni şu kuytuda ters takla atan densiz kuğular

sudaki izlerin öptüm diye seni bana yar sanıyor

bu mevsimde dudağıma ilişir bütün sarı türküler

bu mevsimde öfkeli dalışa geçer balık ve martı sürüsü

bu mevsimde yanmıştır mektup-şiir ve bütün şarkılar

bu mevsimde bulunur göçmen kuşların ölüsü

hüzün saltanat kurdu ve reva gördü eylüle

içim dışarıdan görünüyor çok eskidi pembe şafak tülleri

bir ara teşrif eyle yüreğimdeki sana mahsus yerine

şu sonbaharı sil mevsimlerden bitsin bu eylül halleri

 *

gelirken çiğ düşer /üşürse ellerin kalbine geri dönersin

zemheri yaftasını artık hamaylı gibi asmışım boynuma

yüklerim eylül yapraklarına Zümrüdüanka efsanesini

bir kucak yıldız koparıp galaksiden alıp yatarım koynuma.

***

 

ANNE

*

Şairimizin şiirlerine başlarken Anne adlı şiirinin bir dörtlüğü ile başladık. Biliyorum ki merak ettiniz bu şiirin devamını sizleri daha fazla merakta bırakmamak için o şiirin tamamını siz değerli okurlarıma arz ediyorum.   

 *

Ak düşen yıllarım dönsün tersine,

Bir yılı bir güne satayım anne.

Dizinde minnacık başım izine;

Uzanıp yeniden yatayım anne.

 *

Geceyi gündüzün yanına koydun,

Sesini sesimin ardına koydun,

Gözümü hâla o yıllarda koydun,

Ben hangi birini sayayım anne.

 *

Ayağın altına serili cennet;

Anadan ayrılan getirir cinnet.

Sımsıcak bir mezar canıma minnet!

Ben senin yerine gideyim anne,

Ve boyandı dünya hüzün  rengine,

Sarmayın annemi toprak bezine.

Sarılıp, mübarek sıcak eline,

Hakkını helal et; öpeyim anne,

 *

Biricik anneme cennet mülk olsun;

O nasıl evlat ki; anne yük olsun! ! !

Anneler ölmez ki, sana aşk olsun;

Ben hiç büyümedim, neyleyim anne...

 ***

VE… İlhami Bulut’ut ölümsüz diyebileceğimiz bir şiirinde sıra. Bugüne

kadar Harput’la ilgili pek çok şiir okuduk ama bu şiir farklı okuduğunuzda sizlerde bana hak vereceksiniz işte o şiir;

*

DİYAR-I HARPUT

Dedem derdi ki oğul; Harput eski kaledir.

Taşı topraktan fazla, aslında yek paredir.

Kat kat olmuş kayalar, her katı ayrı çağdır,

Bir mihraptır kurulmuş. Dağ üstünde bir dağdır.

 *

Güneşten evvel doğar minare âlem âlem;

Tarihe ilk besmele; çekmiş kudretli kalem..

 *

Mayası sütten hâsıl, tarihe derc olmuştur.

Bin kavim bu kalede acep; nice olmuştur...

'Beyzade'ler medfundur, dönersin türbe türbe

Hâşâ! Ayandır ona, geri dönmez bir tövbe,

'Arap Baba' cam türbe, besmeleyle girersin;

Ayrılırsın gövdenden, başın alıp dönersin

Tarih kaplar kimliğin, meğer ademoğlusun......

İlk görüşte sanırsın, doğuştan Harputlusun.

Sekiz köşe şapkalı; selam alır derinden,

'Buzluk' taki Temmuzun; farkı yok zemheriden

Subaşı duman olmuş; çökmüş Mastar dağına.

Dirilir 'Hazar Baba'.Yaslanır şakağına

Sert eser 'Kaya Başı'. Koca çınar el sallar.

Kuşak bağlar gardaşı. Gelin giderken ağlar...

Sarı yün didilerek, başlar; bizim tamzara..

Diz vurur halay başı, gakkoş atar nağara.

Elips döner çıralar, şamdanda yana yana

Seda kalır kubbede; nikâh kıyar Vatana

Göllü bağın bülbülü şimdi bir şiir oldu.

Hey gidi hey payitaht 'Eski bir şehir' oldu.

 *

HARPUT göbek adım.. Kimlikte Anadolu’ yum

Hüviyetim ay-yıldız, ben de bir Harputluyum.

***

 

NOTASIZ ŞARKI

Bir şarkı sözü yazdım

Notası sana kaldı

Adın geçti bir yerde

Malesef yarım kaldı

         *

Adın sildim ağladım

Şarkıda yalnız kaldım

Bir mecaza bağladım

Tek fani yanım kaldı…

         ***

         İlhami Bulut’un biri birinden güzel bütün şiirlerine yer vermek isterdim ama sayfamızı doldurduk. Onun Masum Anılar şiiriyle sizlere veda zamanı geldi.

         İşte MASUM ANILAR

         *

Aramızda kalan masum anılar

Mumyalandı bir bir. Kapandı mazim

Şakakta yıkandı son hatıralar

Anılar kabrine döner bu kalbim

 

Bir sela gibidir çalan her şarkı

Damla damla olup dökülür mazim

Günde birkaç defa defneder aşkı

Taziye evine döner bu kalbim

 

                                      ***

Bugünde bu kadar değerli okurlarım. 

Yine bir “ŞAİR VE ŞİİR” Başlıklı seri yazımızın sonuna geldik. Çünkü

sayfamızda yer kalmadı. Bir başka zaman bir başka şairimizin hayatı ve şiirleri üzerinde paylaşımlarda bulunmak üzere...

         Sağlıcakla kalın, esen kalın.

         Sizlere ve değerli şairimize selamlar, sevgiler, teşekkürler.

 

                                            ***///***

         Mehmet Şükrü Baş 09 Ekim 2017 Elazığ Fırat Gazetesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet