Akın Eraslan Balcı

Akın Eraslan Balcı

İLK BİLİM ŞEHİDİ: HYPATİA

Fikir Günlüğü

İskenderiyeli Hpatia dönemin ünlü bir kadın matematikçisi.

Döneminde o kadar ünlüydü ki, kendisine gelen mektuplarda adresi yerine İskenderiyeli Esin Perisi yazardı ve bunlar direkt kendisine teslim edilirdi.

Babası da bilimci, İskenderiyeli ünlü filozof Theon.

Kızını yetiştiren de O. Üniversitenin matematik hocasıydı, rektörü de oldu. Kızına el sanatları, şiir, felsefe, astronomi ve matematik öğrettiği gibi zamanın bütün dinlerini de öğretmişti. İyi bir baba, iyi bir öğretmendi, derslerini sevgiyle veriyordu.

Kızının dogmatik düşüncelere ve dinlere saplanıp kalmasına izin vermedi: “Bütün dogmatik dinler yanlışlıklarla doludur ve kendine saygısı olan bir kimse tarafından son gerçek olarak kabul edilmemelidir” ve “Düşünme hakkını hep kullanmalısın. Çünkü, yanlış düşünmek, hiç düşünmemekten yeğdir.”

Uygarlık geleneğinde hep var olan spora, kızların da spor yapmasına olanak vardı, henüz Hristiyanlığın karanlığı çökmemişti. Hypatia yüzmeyi, ata binmeyi, dağcılığı öğrenmişti. Günün belli saatlerini spora ayırıyordu.

Hpatia olağanüstü bir zekaya sahip, karakteri çok sağlam ve dayanıklı. Çok ileri düzeyde bilgiye sahip. Oysa bilim ve felsefe hep erkekler dünyasına ait kalmış. Ne Doğu’da ne de Batı’da kadın filozof ve bilimciye rastlanmayan bir dönemde açan bir çiçek Hypatia.

Çölde açan papatya.

Bilgisi ve zekası, matematiğe hakimiyeti onun sağlam karekterinin cesaretle taçlanmasına neden oluyor. Cesurca konuşuyor, yazıyor. Erkeklerin toplantılarına katılıyor. Yöneticilere karşı korkusuz davranıyor. Doğru olanı yaptığına emin olduktan sonra, gelip-geçici kuralları hiçe sayıyor.

Hypatia evrensel kurallara uyuyor, belli devrin uydurulmuş kural ve inanışlarına değil. Erkekler dünyasında, İskenderiye kütüphanesinde felsefe, matematik ve astronomi öğretiyor, dersler veriyor.

MS 370-415 yılları arasında yaşıyor.

İlk dönem Hristiyanları için bilim ve felsefeyle uğraşmak, hele bir de kadın olarak üniversitede dersler vermek putperestikle özdeş tutuluyordu.

Bir bilim adamının dediği gibi, nerede bir ışık varsa orada onu söndürmeye hazır bir papaz vardır.

Kilise’de Hypatia’yı öldürmek üzere yemin edilir.

Ünlü Türk Romancısı Oğuz Atay, Tutunamayanlar isimli abide eserinde tarihi gerçekleri yeniden kurgular. Kurgusal tarihi, gerçeğinden daha da gerçekçi ve vurucudur:

“...ada şirin bir tabiat köşesidir. Ada sakinleri akıl tanrıçası olan Ferrania için tapınak yapmışlardır. Kraliçeleri de aynı adı taşır ve tapınakta oturur. Ondört yılda bir yapılan şenliklerde kraliçe değiştirilir. Bu şenliklerde ülkenin bütün kadınları büyüm matematik yarışmasına (Magnum Marathonus Mahtematicos) katılırlar. En yüksek dereceli denklemi çözen kadın yeni kraliçe olur. Kız çocukları, küçük yaştan özel biri eğitimden geçirilerek bu yarışma için yetiştirilir. Erkekler ise daha ağır sayılan hayvancılık, tarım ve yapım işleriyle uğraşırlar, savaş talimleri yaparlar...

“...matematik günlük yaşamlarında önemli bir yer tuttuğu halde bu konuda bilgileri fazla ileri değil. Yüksek dereceli denklemleri daha çok tatonmanla çözüyorlar. Sinüs ve kosinüse inanmıyorlar. Bu nedenle oran (ratio) kavramlarının gelişmemiş olduğunu söyleyebiliriz. Akıl tanrıçasına tapmalarına rağmen ‘rational’ yönlerinde görülen bu eksiklik Akdeniz ırklarının çelişmeli yönlerini bir kere daha ortaya koyuyor...

“...orta derecede matematik bilgisine sahip Hipyos (Aristo’nun Lyceum’unu bitirdikten sonra iki yıl devam ettiği Platon’un Academia’sından belge alarak ayrılmış), adayı bilgisini satabileceği bir yer olarak görmüş...

“...ada kadınları önce kır saçlı, uzun sakallı ve elinde bastonu eksik olmayan bir adamın matematikten bahsetmesini yadırgamışlar ve bir erkeğin, matematik bildiğini ileri sürmesiyle ince ince alay etmişler. Festivale erkeklerin katılmaması ve Hipyos’un adalı olmamasının yarattığı güçlüklere rağmen matematikçimiz kraliçeliği ikinci kez kazanan Ferrania’ya açıkça meydan okumuş ve dördüncü dereceden daha yüksek bir denklemi hiç bir zaman çözememiş olan kadına, on ikinci dereceden denklemi, iki saatten daha kısa bir sürede çözebileceğini söylemiş. Hem de bunu yarışlar başlamak üzereyken, birden sahaya çıkarak bütün ada halkının ortasında yapmış. Bunun üzerine yarışma yapılan açık alan derin bir sessizliğe gömülmüş. Adalılar ümitsiz bakışlarla kraliçelerini süzmüşler...

“...Yüzyıllar boyunca korudukları gelenekleri, elinde garip bir sopa tutan bu adamın akıl almaz iddiaları yüzünden bozulacak mıydı? Fakat kraliçe de artık biliyordu ki bir erkek olmasına rağmen bu yabancı matematikçinin meydan okumasını kabul etmezse eski otoritesini korumak kolay olmayacaktı. Meydanda bir dalgalanma başlamıştı...”

Oğuz Atay’ın kurgusal gerçekliğinde adam on ikinci dereceden denklemi çözer ve kadın matematikçilere karşı zafer kazanır.

Ama İskenderiyeli Hypatia, Kilisenin hakkında verdiği ölüm kararı nedeniyle İskenderiye valisi Orestes’ten himaye görmesine rağmen, karanlığın pençesinden kurtulamaz.

Rahip Cyrillos İskenderiye’ye başpiskopos olunca gerginlik daha da artar. Hristiyan din adamları başka inanışları, kendi temelsiz dogmalarını çürütecek hiç bir aydınlık düşünceyi kabul etmeyeceklerdir.

Putperesetlerin felsefesine yaşam hakkı tanınmayacaktır. Hristiyanlık bazen özendirerek, bazen mükafatlandırarak, çoğunlukla da zorla yayılacak, putperest kitleler müminleştirilecektir!

Rahip Cyrillos adlı yobazın taraftarları, çölde açmış papatya’yı, Hypatia’yı taşlarlar. Kendi üniversitesinin önünde onu recm ederler. Linç edilen Hypatia midye kabuklarıyla doğranır. Etleri parçalandıktan sonra yakılarak öldürülür, katledilir.

Kilisenin dogmalarını önünden bir engel daha kalkar, Tanrı’nın imparatorluğuna bir adım daha yaklaşılır.

Hypatia’nın üniversitesi olan İskenderiye kütüphanesi 5. yüzyıla kadar varlığını ışığını yayarak sürdürüyorken bu aşağılık ve iğrenç bir o kadar da barbar katliamla birlikte aynı fanatikler tarafından yakılır. İleriki yıllarda da kapanır.

Günümüzün yobazları bunlardan farklı mı sanki? 

Hypatia’nın ünlü olan öğrencileri arasında Sinosios ve Herakles sayılabilir. Astronomik tablolar yapmış, geometride konik kesitler üzerinde çalışmış ve eleştirmenlik ve yorumculuk yapmıştır. Apollonius konikleri üzerine kitap yazmıştır. Bu konu 17. yüzyıla kadar, Descartes, Fermat, Newton, Leibniz gelene kadar hiç ele alınmamıştır.

Su arıtma ve denizcilikte halen kullanılan buluşları var.

Eserlerinin çoğu dogmatik barbarların çıkardığı yangında yok oldu. Öklid geometrisi üzerine kitabı var. Astronomiyle ilgili bir yapıtı 15. yüzyılda Vatikan’ın kitaplığında bulundu.

Felsefede Platon geleneğinin etkisi altında kalmasaydı daha büyük ilerlemeler kaydedebilirdi.

İskenderiye şehrine çok uzaktaki bir başka medeniyet merkezi Atina, bilim ile mistisizm arasındaki ayrımı henüz tam yapamazken, İskenderiyeli Hypatia mistisizmden uzak, araştırmacı ve bilimsel çalışıyordu.

Babası ona şöyle derdi: “Bütün dogmatik dinler yanlışlıklarla doludur ve kendine saygısı olan bir kimse tarafından son gerçek olarak kabul edilmemelidir” ve “Düşünme hakkını hep kullanmalısın. Çünkü, yanlış düşünmek, hiç düşünmemekten yeğdir”.

Hypatia’nın günümüze kadar kalan eserlerinde belki de onu en iyi anlatan ifadesi şudur: “Masallar masal diye, efsaneler efsane diye anlatılmalıdır. Boş inançları gerçek diye öğretmekten daha korkunç bir şey olamaz. Çocuk aklı bunları kabul eder ve çocuk yanlış şeylere inanır. Bu yanlış inançlardan arınmak çok zor olur, uzun yıllar alır. İnsanlar boş inançlara bir gerçekmiş gibi inanıp uğruna dövüşürler. Hatta boş inançlar uğruna daha fazla dövüşürler, çünkü boş inanç öylesine elle tutulmazdır ki çürütülmesi neredeyse olanaksızdır.”

Doğru söze ne denir?

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet