M. Fikret Yılmaz

M. Fikret Yılmaz

DANIŞTAY BAŞKANI PARTİ ÜYESİ MİDİR?

Cumhuriyet dönemimizin ilk yıllarında, her alanda olduğu gibi dilimizde de iyiye ve güzele doğru yapılan düzenleme ve Türkçeleştirmeler, yıpratılmak silinmek istense de, halk tarafından benimsenmiş olduğu için kullanılmaya devam etmektedir.

Örneğin, ne kadar güzel isimler koymuşlar;

Yargıtay, Danıştay, Sayıştay gibi…

Bu üç üst mahkeme devlet ve milletin demokratik sistemle yönetilmesinde “Yargı” adıyla üç temel direğin birini oluşturur. Diğer ikisi de bildiğiniz gibi “Yasama” ve “Yürütme” dir.

En üst mahkemelerimizden birine, “yargılamak” kelimesinden türetilen “Yargıtay” ismini vermişler. Yargının görevi, kişilerin, kurumların arasındaki anlaşmazlıkları çözmek, haklıyı haksızı ayırmak, suçluyu cezalandırmaktır. Yargı işlemini yapanların tarafsız, bağımsız, adil, vicdanlı ve ehil kişilerden oluşması esastır.

Günümüzde böyle işliyor mu? Bu ayrı bir yazı konusudur.

Bir de “Sayıştay” var. Sayı sözünden türetilmiş. O da devletin hesaplarını, harcamalarını, bütçenin kullanılması uygulamalarını denetliyor. Yani mali kaynaklar iktidarların elinde olduğundan, Sayıştay bir bakıma iktidarın tüm harcamalarını halk adına denetlemekle yükümlü oluyor.

Ama günümüzde bunu yapabiliyor mu? Bu da ayrı bir yazı konusudur.

“Danıştay” sözcüğü de “danışmak” tan türetilmiş. Esası, iktidarla halk arasındaki, iktidarla çalıştırdığı memur arasındaki anlaşmazlıklara bakar. Yani iktidarın, danıştığı bir mercidir. Bütün güçler iktidarda toplandığı için, haksızlığa uğrayan memur ve halk, hakkını aramak için Danıştay’a başvurur. Danıştay durumu inceler, iktidardan savunma ister, kusurlu iktidar ise, haksızlığa uğrayan vatandaştan yana karar verir.

Kısaca söyleyecek olursak; Danıştay’ın görevi, İktidarın keyfi ve haksız uygulamasına karşı, vatandaşın hak ve hukukunu korumaktır.

Aslında, yargının da görevi budur. Hem vatandaşların kendi aralarındaki uyuşmazlıkları, hem de kurumlarla iktidar arasındaki uyuşmazlıkları tarafsız olarak ele alır, sonuca bağlar. Yani yargı, iktidar ve vatandaş arasında tarafsız davranmak zorundadır.

Şimdi bu esaslar çerçevesinde, Danıştay Başkanı’nın hiç gereği yokken verdiği beyanata bir bakalım;

“CHP eski yargı düzeni değiştiği için çok rahatsız. Tek başlarına güçlü siyaset yapamadıkları için eskiden onların imdadına yargı yetişiyordu. Şimdi artık yargı bunu yapmıyor”  demektedir.

Bir siyasi parti muhalefet yaparken, iktidarın Anayasa’ya aykırı işlemlerini gördüğünde, iktidarın keyfi uygulamalarının halk yararına olmadığını anladığında, bunu zorla durdurma gücüne sahip olmadığına göre, ne yapacaktır? Demokratik bir ülkede, iktidarın yasalara aykırı işlemlerini durdurmak için, elbette bağımsız mahkemelere, en üst yargı merci olan Anayasa mahkemesine, Danıştay’a başvuracaktır.

Danıştay’ın Başkanı, CHP’nin haklı başvurularını, sanki bir lütuf gibi gördüğünü ifade etmektedir. Haklının hakkını ortaya koymak, ne zamandan beri iktidar yanlısı bir Üst Mahkeme Başkanı tarafından dile getiriliyor?

Aslında, muhalefet partileri ne kadar fazla sayıda Anayasa Mahkemesine, Danıştay’a başvuruda bulunuyorsa, iktidar o kadar yasa dışı ve keyfi uygulama yapıyor demektir. Muhalefet durup dururken mahkemelere neden ihtiyaç duysun?

Danıştay siyasi bir kurum mudur, Danıştay Başkanı bir siyasi partinin üyesi midir? Eskiden verdikleri kararlarla CHP’yi kurtardıklarını, ama şimdi yapmadıklarını söylüyor. CHP’yi neden kurtarmış bu başkan? Demek istiyor ki, “eskiden hukuka uygun kararlar veriyorduk, şimdi artık vermeyeceğiz.”

Kendisiyle çelişkiye düşen böyle bir hukuk insanının Üst Mahkeme Başkanı olması beni üzmektedir.

Yapılan istatistikler, halkın % 70’inin yargıya güvenmediğini gösteriyor. Bu Danıştay Başkanının  görüşünü saklamaya bile gerek duymadan yanlı olduğunu göstermesi, yargıya güveni benim nazarımda % sıfırlara doğru götürmektedir.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet