Burak ÇAKIR

Burak ÇAKIR

DÜNDEN BUGÜNE; KİTAP FUARI

Günümüzde Türkiye’nin ve dünyanın pek çok yerinde kitap fuarları düzenleniyor ve gelenekselleşiyor. Öyle ki artık büyük metropollerden taşralara ve hatta küçük kasabalara dek hemen her yerde kitap fuarlarıyla karşılaşıyoruz.  İlimizde kitap fuarının ilki düzenlenirken biz de bu hafta kitap fuarlarının tarihinden ve gerekliliğinden bahsedeceğiz…

Dünya üzerinde bilinen ilk kitap fuarı 1480 yılında Frakfurt’da düzenlendi. Bu ilk fuarın Frankfurt’da düzenlenmesinin pek çok sebebi var elbette; örneğin Frankfurt’da düzenlenen ilk fuar 13. yüzyılın ortalarında başlamış, 1240 yılının temmuz ayında düzenlenen tarım fuarının akabinde ise Kaiser Friedrich tarafından şehir dünyanın ilk fuar kenti olarak ilan edilmiş. Bununla birlikte okul sıralarında adını sıkça duyduğumuz ve matbaayı geliştirerek (ki bu 1445 tarihine tekabül ediyor) Avrupa’nın aydınlama sürecine büyük katkı sağlayan Gutenberg Frankfurt’a yakın bir yerleşke olan Mainz’de ikamet etmekteydi. Buradan şu çıkarımı yapabiliriz;  toplum geçen otuzbeş sene içerisinde okumayı sevmiş ve içselleştirmiş.

İlk uluslar arası kitap fuarı yine Frankfurt’da düzenlenmiştir, üstelik İkinci Dünya Savaşından hemen sonra, 1949 yılında. Tüm bunların yanında Frankfurt Kitap Fuarı halen “Dünyanın En Büyük Kitap Fuarı” unvanının sahibi. Türkiye de ise kitap fuarını ilk defa 1982 yılında görüyoruz. TÜYAP ve Türkiye Yayıncılar Birliği’nin ortaklaşa düzenlediği 1.İstanbul Kitap Fuarı’na yalnızca yirmisekiz yayınevi ve beş yazar katılmıştı. 1988 yılında fuar ilk defa “Onur Yazarı”nı belirlemeye başladı ve onur yazarı olarak Fazıl Hüsnü Dağlarca davet edildi. Seneler içerisinde Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Rıfat Ilgaz ve İlhan Berk gibi pek çok yazar fuarda onur yazarı oldu. 1989 senesine gelindiğinde ise fuar tema belirlemeye başladı. Her sene değişen tema da ilk sene “Barış ve Kitap”  teması işlenirken 2016’da “Felsefe ve İnsan” üzerinde duruldu.  “Uluslar arası” unvanı ise 2011 yılında, 29.İstanbul Kitap Fuarı’nda otuz ülkenin katılımı ile gerçekleşti. Verilere göre 29. İstanbul Kitap Fuarı’na katılım ise 415 binin üzerinde oldu. Altı yıl (1984-1989) gibi kısa bir süre için ise “Halk Ödülü” verildi. Fuara gelen okurların oyları ile belirlenen ödüle Yaşar Kemal ve Aziz Nesin iki kez layık görüldü.

İstanbul’un akabinde Ankara 2005 senesinde kitap fuarıyla tanıştı. Geçen seneler içerisinde kitap fuarları şehirlere yayılmaya başladı. Yaygınlaşan kitap fuarlarıyla beraber fuarlar etnik, dini ve gramer çeşitlilikler göstermeye başladı. Geçtiğimiz yıl İstanbul’da düzenlenen Arapça Kitap Fuarı bu çeşitliliğe örnek gösterilebilir.

Peki, kitap fuarlarının işlevi nedir?  Bunu birkaç perspektiften değerlendirmek gerekir. Kitap fuarları yayınevlerinin bir aracı yahut dağıtım firmasına ihtiyaç duymaksızın hızlı satış ve net gelir elde etmeleri bakımından cazip. Yazarlar içinse bir nevi popülarite kaynağı. Tanınmış ve bilinen yazarların okurlarıyla buluşması ve ilişkilerini pekiştirmesi açısından oldukça önemli olan kitap fuarları yeni yazarlar içinse tanınma ve tanışma olanağı sağlıyor. Üçüncü bir perspektif ise okur. Okur böylesi fuarlarda almayı arzuladığı kitapları ucuza almanın yanında yeni yayınevi ve yazar keşfetme olanağı buluyor, yazarlarla sohbet edebiliyor. Ve son olarak şehir kültürel anlamda giriştiği böylesi projelerle hem halkını sanata ve sanatçıya yakınlaştırıyor hem de sanatçıların ve entelektüellerin dikkatini cezp ediyor. Bu bağlamda halkın bu tür organizasyonları desteklemesi oldukça önemli.

Ben de fuar süresince orada olacağım. Görüşmek dileklerimle…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet