Bilal SÜRGEÇ

Bilal SÜRGEÇ

1974 YILI BARIŞ HAREKETINA KADAR KIBRIS

Berlin Antlaşmasında Osmanlılara yardım karşılığında Kıbrıs geçici süreliğine İngiltere’ye kiralanmıştı. Ancak çok uzakta olmasına rağmen 1878 Aralık ayından itibaren Yunan uyruklu Rumlar adaya yerleşmeye başladılar. 1880 yılında azılı bir Türk düşmanı Gladsone İngiltere’de iktidara gelince Rum göçleri doruğa ulaştı. Yunanistan adaya doktorlar öğretmenler ve din adamları göndererek enosisi duygusunu güçlendirmeye çalıştı. Enosisi  faliyetleri o kadar çok artmıştı ki Adadki Türk cemaati durumu İngiltere’ye şikayet etti. Birinci Dünya savaşı çıkınca İngiltere 5 Kasım 1914’te Kıbrıs’ı iltihak ettiğini açıklar Birini Dünya savaşından sonra Adadaki Türkler çok sıkıntılı günlet yaşadılar. Bazı Türkler Osmanlı vatandaşı olduğunu iddia ederek adayı terk diğerlerini ise Girne Mağosa ve Larnaka kalelerinde hapis etti. İngiltere 1915 yılında adayı Yunanistan’a teklif etti. Ancak Alman yanlısı Yunan kralı bunu red etmişti.
Lozan antlaşmasından sonra Kıbrıs’ın bir daha Türk toprağı olamayacağını düşünen Türklerin büyük bir kısmı Anadolu’ya göç etti. İngiltere Adayı İngiltere krallık sömürgesi olarak ilan etti. Adayı Helenleştirmek için Yunanistan’dan çok sayıda öğretmen adaya getirildi. 
 1930'lu senelerde Birleşik Krallık idaresinde bulunan Kıbrıs adasının "Yunanistan'a bağlanması" anlamını içeren  Enosis akımı geliştirildi.. Genel anlamı ise politika açısından "bir ülkenin sınırlarına dahil olma, birleşme" anlamına gelmektedir.  Enosis” terimi Balkan Savaşları'nda, Girit'in Yunanistan Krallığı'na ilhakı sırasında da kullanılmıştır. Genel anlamda terim, politika açısından "bir ülkenin sınırlarına dahil olma, birleşme" anlamına gelmektedir, bu şekilde kullanılmaktadır.
25 Mart 1921 tarihinde Güzelyurt'un Serhatköy adındaki köyünde Rum halkının önde gelenleri, Kıbrıs adasının Yunanistan'a ilhakını isteyen bir plebisit yaptılar. Birleşik Krallık yönetimine başvuruldu ama bu istek direkt reddedildi. 1925 tarihinden sonra ise durum kızıştı ve Türk-Rum çatışmaları yaşanmaya başladı. Kıbrıslı Rumlar anavatan gördükleri Yunanistan ile birleşmek amacıyla ortaya attıkları bu fikir sayesinde, Birleşik Krallık idaresine karşı ilk ayaklanmalarını 21 Ekim 1931 tarihinde Nikodimos Milanos önderliğinde isyan başlattılar. Bu isyan sonucunda 6 kişi hayatını kaybetti ve çok sayıda insanın yaralanmasına neden oldu. Lefkoşa’daki hükümet binası göstericiler tarafından yakıldı.
1931’de Rumlar adada bir çok olaylar çıkarmaya başladı hatta Adadaki İngiliz valisi Sir Ronal Stors’un konağını yaktılar. Bu olaydan sonra İngilizler Ada’da bir baskı yönetimi kurdular. Rumların çıkardığı bir isyan olmasına rağmen İngilizlerin uyguladığı baskı yönetiminden Türkler de etkilendi. 
1950’den itibaren adada Türklere karşı Rumlar tarafından aşağılama, haksızlık ve ayrımcılık kampanyası başlatıldı. Kıbrıs Rumlarının başpiskopos seçilen Makarios Yunanistan’a bağlılık yemini etti. Yunan ordusunda Albay olan Grivas ‘la Adaddki Türkleri kaçırtmak bağımsız Rum devletini kurup bu devleti Yunanistan’a bağlamak için EOKA terör örgütünü kurdular.  Filistin'de gerilla yöntemlerini kullanarak İngilizler ile savaşan ve sonunda İngilizlerin Filistin'i terk etmek zorunda bırakan Irgun'u örnek almıştır. Yunan İç Savaşı'nda Yunan komünistlere karşı mücadele eden Grivas, 1951 yılında adada gönüllüler toplayarak Yunanistan'a eğitime götürmüştür. 1954 yılında eğitimi alan Rum çeteleri ile Kıbrıs'a geri dönmüştür.
Yunanistan'da eğitilen mensuplar İngilizlere saldırmışlardır. Ayrıca AKEL taraftarları ve İngilizler için çalışan Kıbrıslı Rumları öldürmeye çalışmıştır. Grivas, 1958 yılından sonra ise Kıbrıs Türklerini hedef alan saldırılara başlamıştır. Çok sayıda Türk şehit edildi.
Dört yıl süren bu tedhiş hareketleri sonucunda 1960 Londra ve Zürih Antlaşmaları gereğince Adada Türkiye İngiltere ve Yunanistan’ın garantörlüğünde Kıbrs Cumhuriyeti adı altında ortak bir yönetim kuruldu. 16 Ağustos 1960 tarihinde Yunanistan, Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık'ın "Kuruluş, İttifak ve Garanti" adındaki 3 anlaşmayı imzalaması ile cumhuriyet kuruldu. Buna göre Türk-Rumlar tarafından ortak yönetilecek bağımsız cumhuriyette, devlet başkanı Rum olacak; devlet başkan yardımcısı ise Türk olması kararı alınmıştı.  Ancak bu yönetim uzun ömürlü olmadı.  
Rumlar Akritas Planının uygulamaya başladı. Akritas Planı, 1963 senesinin başlarında Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetînde çoğunluğa sahip Kıbrıs Rumlarının, Kıbrıs Türklerini yönetimde zayıflatarak daha sonra Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Yunanistan ile birleştirmeyi amaçlayan plan. Enosis fikrinde olduğu gibi Yunanistan ile Kıbrıs'ın birleşmesi şeklinde anılır. 
21 Nisan 1966 tarihinde ada üzerinde yayımlanan Patris adındaki gazetede de planın ayrıntıları ortaya çıktı. Hazırlayıcıları arasında başta Akritas kod adı ile tanınan dönemin İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis, Devlet Başkanı  Makarios ve Kıbrıs Temsilciler Meclisi Başkanı Glafkos Klerides gibi isimler de yer almaktaydı. 7 Şubat tarihinde yine aynı gazete yayımlanan bilgilere göre Planı oluşturan yapının başkanı Polikarpos Yorgacis, Başkan Vekili Çalışma Bakanı Thassos Papadopulos, Kurmay sorumlusu Temsilciler Meclisi milletvekili Nikos Koçiş ve Kurmay Daireleri Müdürü ise Temsilciler Meclisi başkanı Glafkos Klerides idi. 
Bu plan doğrultusunda 30 Kasım 1963 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti devlet başkanı III. Makarios, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nda siyasî kurumların yapılanması ve teşkilatlanma hakkındaki 13 maddelik bir değişiklik önerisinde bulundu. Kıbrıslı Türkler bu değişikliklerin kendi haklarını kısıtladığını iddia ettiler. Bu değişiklik süreci içerisinde Kıbrıs Türkleri bu öneriye karşı çıktılar ve 1963-1964 Kıbrıs olaylarının çıkmasına neden oldu. 1963–1964 Kıbrıs olayları sırasında 364 Kıbrıslı Türk ve 174 Kıbrıslı Rum öldürüldü. 25 bin Türk ve çok sayıda Rum taşınmaz mallarını geride bırakarak göç etmeye başladılar.
Makarios 4 Eylül 1962’de kendisinin doğduğu köy olan Panaya’da yaptığı konuşmada “Helenizmin korkunç düşmanı olan bu küçük azınlık (Kıbrıs Türk toplumu buradan def edilmedikçe EOKA kahramanlarının görevi sone ermiş sayılmayacaktır. Yine Makarios İtalyan gazeteci Orianna Falaciye bir hatırasını anlatmıştı: "Bir gün Dimitrios İoannidis ve Niko Samson yanıma geldiler saygıyla elimi öptüler, elimizde Kıbrıs'ta Enosisi gerçekleştirecek bir plan var; aniden Kırbrıs'taki Türklere bir anda saldırıp onları son kişiye kadar öldüreceğiz. Kıbrıs sorununun böylece ebediyen çözmüş olacağız. “
Yine Makarios 26 Mayıs 1965 yılında Dikkarpaz’da yaptığı konuşmada “Kıbrıs ya Yunanistan’a bağlanacak veya baştan sona yanacaktır. Ulusal emellerimizin yolu güçlüklerle dolu olabilir ancak emellerimize (Enosis’e)  ölü veya diri, er veya geç ulaşacağız”
Kıbrıs Türklerini felakatten 1974’te Türkiye’nin müdahalesi kurtarmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet