Burak ÇAKIR

Burak ÇAKIR

REFERANS; TURGUT UYAR

Eylül ayının son haftasına kavuşmuşken Eylül toparlandı gitti işte / Ekim filanda gider bu gidişle” mısralarının sahibi Turgut Uyar’ı konu edineceğiz.

Her şairin referansı olan bir şiiri vardır. Sezai Karakoç’un referansı Mona Rosa, Cemal Süreya’nın Üvercinka ise Turgut Uyar’a referans olan şiir de Göğe Bakma Durağı’dır. Okur tanımadığı bir şairi ilk önce bu şiiriyle tanır ve şairi okumak ile okumamak arasında bir karar verir. Bu noktada Uyar “İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım” mısraları ile başlayan muhteşem bir şiir sunar okura ve sanıyorum bu şiir bir şair için olabilecek en sağlam referanslardan biridir. Burada belirtmemiz gereken esas mesele ise Turgut Uyar’ın tek şiirlik bir şair olmadığıdır. Zira Uyar’a tek şiirlik şair demek;

“Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı

Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk”

dizelerini hiçe saymak, “Bir Gün Sabah Sabah” şiirini görmezden gelmek demektir. Yazık etmektir yazdığı her bir şiire…

Peki, kimdir bu her şiiri bir referans olacak şair? Turgut Uyar kimdir?

Tek cümlelik basmakalıplarla cevap vermemiz gerekirse; “İkinci Yeni akımının en iyi şairlerinden”, “Yalnız Tel Cambazı” ya da “Ağustos Şairi” deyip geçiştirebiliriz ve bu kalıplar her ne kadar klişeleşmiş de olsa doğrudur. Ama beni basmakalıp söylevlere zorlamış olsalardı eğer, tüm edebi kişiliğini bir yana bırakarak “Tomris Uyar’ın eşidir” derdim. Oysa durum genellikle tam tersidir, Tomris Uyar “Turgut Uyar’ın eşi” kalıbına oturtturulmuştur. Tomris Uyar’ın bu söylevden duyduğu rahatsızlığı biliyoruz ancak sevdiği kadın için

 “Bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur

Ne var ki ıslanır gider coşkunluğum durmadan”

mısralarını yazan Turgut Uyar “Tomris Uyar’ın eşidir” tanımına daha sıcak bakacak, hatta sevecektir. Kendisini bu kalıba sığdırmak elbette mümkün değil ancak kafamdaki “Neden Turgut Uyar?” sorusunun dışa vurumu olması hasebiyle önemli. Tomris Uyar neden Turgut Uyarla evlendi? İkinci yeninin en büyük üç şairi kendisine âşıkken neden Turgut Uyar? Beynimi kurcalayan bu soruyu yıllarca sordum durdum kendime. Kişilerin kişisel özellikleri ve hayatlarını yazılanlar ve yazdıklarından çıkarımlar yaparak bildiğimiz için bu tercihi bu yoldan çözümlememiz mümkün görünmüyor. O yüzden edebi kişiliklerini baz alarak düşünmeye ve şiirlerini incelemeye başladım. Arayışım “Acıyor” şiirine kadar devam etti, yani çok yoğun bir arayış oldu diyemem bu noktada. Gerçek gün gibi duruyordu karşımda;

“Bazen yaz ortasında gündüzün

Sevgim acıyor

Kimi sevsem

Kim beni sevse”

Sevgisinin acıdığından bahseden bir adam, kusursuz bir romantik değil de nedir? Bir şiir sevdirir şairi okura, bir mısra, küçük bir duygu paylaşımı. Beni burada yakalayan şey bildiğimiz karamsar şairlerin aksine Uyar’ın bu karamsarlığa bile naif bir yaklaşımının olmasıydı. Bu yaklaşımdaki naifliği ben buradan, yıllar sonra bir şiir kitabının sayfaları arasından bile sezebiliyorken Tomris Uyar’ın bunu es geçtiğine doğrusu inanamam. Özellikle bahsi geçen kadın Tomris Uyar ise…

“Tavrım bir şeyi bulup coşmaktır

Sonbahar geldi hüzün

Kış geldi kara hüzün

Ey en akıllı kişisi dünyanın

Bazen yaz ortasında gündüzün

Sevgim acıyor

Kimi sevsem

Kim beni sevse”

Önümüzdeki yazıda görüşmek dileğiyle…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet