Ahmet Aydoğdu

Ahmet Aydoğdu

AKDENİZ’İN ALTIN BİR LİMAN ŞEHRİ:  MERSİN - 1     

  Akdeniz’in turistik illerinden biri olan Mersin, sokakları denize çıkan bir sahil şehri olarak bilinir. Mersin'in tarih sahnesine çıkışı 19. yüzyılın ortalarına rastlamaktadır. Bu dönemde henüz bir köy olan bölge, göçmen bir Türkmen aşiretine ev sahipliği yapar ve adını da bu aşiretten alır. Özellikle Amerika iç savaşı sırasında dünyadaki pamuk kıtlığını gidermek amacıyla Çukurova’da gelişen pamuk üretimi ve bölgenin 1866’da demiryolu ağına bağlanması, Mersin'in kaderini değiştirir. Bu dönemde Mersin hızla, Çukurova’nın tarım ürünlerinin ihraç edildiği bir liman ve ticaret merkezi haline gelmiştir. Türkiye’nin en yüksek gökdeleninin bulunduğu Mersin, 3 büyük kentten sonra Devlet Opera ve Balesi'nin bulunduğu 4 üncü kenttir.”                                                                                                                      Sevgili okurlar bir insan hiçbir ailevi bağı bulunmayan bir şehirde ömrünün kırk yılana yakın bir bölümünü o şehirde geçirebilir mi? Yaniii! Demek ki geçirebiliyormuş. Ben 1980 yılından itibaren bu şehirde hayatımı sürdürüyorum. Gerçi mevsiminde buraya gelen bir yabancı “Ben bu şehirde hayatta yaşayamam ” der ama zaman biraz ilerleyince sürecin pozitif ve negatif yanlarının hesabını yapmaya başlar. “ Yahu, Türkiye’nin Erzurum’undan, Karsı’ndan, Tunceli’sinden, Mardin’inden, Malatyalısından, Maraşlısından, Ankaralısından, İstanbullusundan, Antalyalısından, İzmirlisinden koparak gelenler boşuna mı buraya takılarak kalıyorlar. ” Haklılar. Niçin? Eee.. Görüyorlar, yaşıyorlar!  Menderes Bulvarı- Mezitli sahillerinde bile denize girerse bedava. Deniz kirliliği sıfır. Ailenin gelir düzeyi kısıtlı ise zararı yok. Yazın giyim kuşam, kışın yakıt yakacak derdi yok. Orta gelir gurubuna dâhil, hele birde konut sorununu çözebilmişse hiçbir derdi yok. Mersin, Akdeniz Bölgesi'nin hem en gelişmiş hem de tatil ve turizm cenneti olarak gösterilen şirin bir ilimizdir. Bozulmamış doğası, tarihsel dokusu, mavi bayraklı tertemiz denizi, incecik altın sarısı kumsalları yanında dünyanın en gelişmiş gök delenleri ve göz kamaştıran marinaları. Hani dilimizde dolaşan bir halk tekerlemesi vardır ya! “ Herkes gider Mersine, biz gidiyoruz tersine ” Mersini genelde halkımız çok sıcak zannederler. Hayır. Her avuç toprağı yeşile bürünmüş bir coğrafyanın sıcağı olur mu? Deniz dolayısı ile biraz nem oranı fazla. Diğer yandan Halkımızın zihninde gene yanlış bir bilgi dolaşır. Efendim; Antalya, Muğla, Marmaris, Kuşadası... Hepsi hikâye! Bir kez ayağım Antalya’ya düştü, doğru dürüst yemek yiyecek bir lokanta bulamadım. Adam  “ ...Abi bakma Antalya dediklerine burası mahrumiyettir” Dedi. Mersin 1980-90 yılları arasında modern şehirleşme statüsü kazanmamış bir büyük kasaba halindeydi. Bütün sokaklar, caddeler buram buram limon çiçeği kokardı. Hâlâ öyle. Ana caddeler, parklar ve bütün şehrin ara sokakları limon, mandalina, greyfurt ve portakalın her cinsi ile süslenir. Geniş yapraklı koyu yeşil bodur limon ağaçları şifa dağıtır insanlara.  Mersin’de doğup büyüyen arkadaşlarımız, komşularımız Müftü Köprüsü ve Çamlıbel semtlerinin sonradan doldurulduğunu, İhsaniye ve Nusratiye mahallelerinden mayolarını alarak denize geldiklerini söylüyorlardı. Şimdi ayrı bir süper şehir konumunda olan Pozcu semtinin hiç olmadığını söylerlerdi. Şimdi Avrupa şehirlerini öteleyen 30-35 katlı ultra lüks villa ve konut tarzındaki evler, oteller, özel mendirekle çevrilen yat limanları, deniz alanları, marinalar... Atatürk Parkından Mezitli’ye kadar 15 km’lik sahil şeridi 1980-90 yılları arasında çingenelerin oturduğu naylon kaplı barakalardan ibaretti. Şehirden buralara araba ile gitmek dahi tehlikeli sayılırdı. Çünkü sivrisineklerin işgali altında olan bu kıyılardan geçmek her an sıtmaya yakalanmak demekti. Bu gün (2017 yılında )Mersinin kenar semtlerini görenler, gezenler olmuştur. Demirtaş, Siteler, Gündoğdu, Karaca İlyas, Kazanlı, Çay, Çilek, Özgürlük mahalleleri. Genellikle “ Varoş ” diye tabir ettiğimiz semtlerdir. Bu semtlerde ikamet eden nüfusun % 80-90’ı dışardan, özellikle Doğu ve Güneydoğudan gelen yurttaşlarımız yaşar. Zaman, zaman bazı uygunsuz hareketler ve terörist faaliyetlerinin yaşandığını bizlerde sizler gibi basından öğreniyoruz. Bazı yıllar yurdun % 60-70’nin kara-buza teslim olduğu Aralık, Ocak, şubat aylarında kısa kol gömleklerle gezinen insanlar, hatta deniz sefası süren yerli yurttaşlarımıza ve yabancı konuklara rastlamak her daim mümkündür.    Sevgili okurlar sonuç olarak ortaya çıkan gerçek şu: Bir şehrin ilerlemesi ve kalkınmasının gerçek sırrı iş başına getirilen yönetimlerin, kurum ve kuruluşların zihniyetidir. Burada ifade etmeye çalıştığım husus şudur. Bozuk zihniyet taşıyan, hak ve hukuk tanımayan, vatandaşa hizmette geri duran hiçbir gücü layık olmadığı makamlara getirmemek. Şimdi Mersin’in konumunu, şehirleşme yapısını şüphesiz biliyorsunuz. Akdeniz kıyılarından Orta Toroslar’a yükselen bir eğim vardır. Bir şehrin kuruluş ve yerleşme mevzuatı deniz seviyesi dikkate alınarak hesaplanır. Yani yerleşim planları her konutun denizi görecek ve esen yelden nasibini alacak şekilde dizayn edilmelidir. Bu, her mevzuattan önce bir kul hakkı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu, zenginlerin yaşama hakkı olsun diğerlerinin yaşama hakkı olmasın meselesidir. Ama gelin görün ki Atatürk Parkından Mezitli, Kargı pınarı, Soli, AşağıTömük, Erdemli, Kocahasanlı, Kız Kalesine kadar 40 km’lik bir sahil şeridi zenginlerin hışmına uğramış. Her yıl her biri 30-40 katlı yüzlerce yükselen binalar, rezidans tarzındaki evler, oteller, siteler... Haftanın beş günü canlı müzik, diğer günlerde farklı konseptlerde müzik ziyafeti... Bu yaz birlikte çalıştığımız öğretmen arkadaşlarım davet ettiler Erdemli’ye gittim. Aman Allah’ım. Acımasız bir kıyım. Bir cinayet. Sahil boyunca inci bir gerdanlık gibi sıralı duran o güzelim muz bahçelerini beton yığını haline getirmişler. Böyle verimli tarım alanlarını, narenciye bahçelerini yok ederek büyüme sağlanacaksa olmaz olsun. Bir gün ayağınız Mersin’e düşerse Mersin’e özgü Kerebiç tatlısını yemeyi ihmal etmeyin. Şimdiden afiyet olsun. Devam edecek…

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet