Aile yapımız bozuluyor mu?

Türk toplumunun çekirdeğini oluşturan aile yapısının gün geçtikçe zayıfladığına, parçalandığına şahit oluyoruz. Ailenin parçalanması ile toplumlarda çöküntü başlamakta ve her türlü tehlikeye karşı toplum açık hale gelmektedir. Bu bozulmanın nedenlerinden biri olan boşanma ile ilgili ilimizde bir araştırma yaptık.

Aile yapımız bozuluyor mu? Kültür-Sanat

Özel Haber: Songül DURSUN

Son zamanlarda ailelerin parçalanması, boşanma oranlarının yükselmesi, kültürel ve ahlakî değerlerde yozlaşma, millî ve manevî değerlerden yoksunluk gibi, insanı, aileyi ve dolayısıyla toplumu tehdit eden sorunlar baş göstermektedir. Boşanma oranlarındaki artış ile Türk aile yapısı sahip olduğu geleneksel gücünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Toplumsal bir sorun olan boşanmanın sosyolojik ve psikolojik nedenlerini, boşanma olgusunun altında yatan nedenleri araştırdık. Elazığ Belediyesi Evlendirme Memurluğu verilerine göre 2016 yılında ilimizde 2bin 564 nikâh akdi yapılmış olup ve yine haricen edindiğimiz bilgilere göre bu sayının dörtte birinin boşandığı belirtilmektedir. Ayrıca bunların haricinde boşanma olaylarının gerçekleştiği edindiğimiz bilgiler arasındadır. İlimizde Elazığ Belediyesi tarafından(ADEM), Fırat Üniversitesi tarafından(FÜÇKAM) aile ile ilgili olarak birçok kurumlar bulunmasına, aile ile ilgili eğitimler verilmesine ve aileyi ayakta tutacak çalışmalar yapılmasına rağmen boşanma olaylarının her geçen gün arttığını öğrenmiş bulunuyoruz. Boşanma nedenleri olarak ise aldatma, ekonomik nedenler, feodal aile yapısı, kuşak çatışması, kadının ekonomik gücünün artması, kadına şiddet, ailede biz değil de; ben duygusunun öne çıkması, maddi menfaatlerin öne çıkması, birlikte yaşama olaylarının artması, teknolojinin insan hayatını olumlu etkilediği kadar olumsuz etkilemesi v.b gösterilmektedir. Türk aile yapımızı tehdit eden nedenlerden boşanma ile ilgili olarak Fırat Üniversitesi FÜÇKAM(Fırat Üniversitesi Kadın Araştırma ve Uygulama merkezi) Müdürü Doç. Dr. Bahar Demirel ve FÜÇKAM Müdür Yardımcısı Yrd.Doç.Dr.Burcu Gezer Şen’den konu ile görüşler aldık.

Öncelikle FÜÇKAM’ın amacından bahseden Doç. Dr.Demirel “Merkezimizin, kadın sorunlarına karşı duyarlılık geliştirerek kadının toplumdaki statüsünü yükseltmek, kadın sorunları ile ilgili çalışmalara, programlara ve araştırmalara “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bakış Açısı”nın yerleştirilmesini sağlamak ve buna rehberlik etmek, bu bakış açısıyla yapılacak olan tüm çalışmaları desteklemek, toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığı oluşturmak maksadıyla, sadece kadınlarımıza değil karşı cinse de bilinçlendirme toplantıları düzenlemek, geleceğin toplumunda kadın nüfusunu oluşturacak olan kızlarımızın gelişim ve eğitimini destekleyecek faaliyetler organize etmek, bilinçlendirme eğitimleri sunmak gibi ana amaçları bulunmaktadır” dedi.

‘AİLE TOPLUMSAL DÜZENİ SAĞLAYAN MEKANİZMADIR’

Doç. Dr. Bahar Demirel ailenin toplumumuzdaki önemine vurgu yaparak şunları konuştu: “Aile, aralarında akrabalık ilişkisi bulunan, evlilik akdi ile bir araya gelmiş bireylerden oluşan biyolojik, kültürel, sosyal ve ekonomik fonksiyonu olan toplumun mikro düzeyde bir temsilidir. Aile, dış dünyaya karşı amansız bir savaş veren bireyin, sürekli değişen çevrede tek sahip olduğu, kalıcı ve yerleşik yapıdır. Aile, toplumun en küçük yapı taşını oluşturur ve bireylere hayatlarında vazgeçemeyecekleri korunaklı bir alan sunar. Aile, toplumsal yaşamı düzenleyen, insan neslinin devamını sağlayan, bireylerin sosyal, psikolojik ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılayan ve toplumsal düzeni sağlayan bir mekanizmadır.”

‘BOŞANMA SÜRECİNDEN EN FAZLA ETKİLENEN KADINLAR VE ÇOCUKLARDIR’

Konuşmasında eşler arası yaşanan geçimsizlik, çatışma ve boşanmanın gerek çiftler üzerinde gerekse çocukları üzerinde birçok toplumsal, ekonomik ve psikolojik sonuçları son yıllarda giderek artan bir önem kazandığını söyleyen Demirel, ülkemizde ve ilimizde de aile kurumu çok çeşitli riskler ile karşı karşıyadır diyerek sözlerini sürdürdü : “Aile kurumunun karşı karşıya olduğu en önemli problemlerden birisi boşanma oranlarındaki hızlı artıştır. Toplumsal açıdan ailenin devam ettirilmesi neslin devamlılığı ve çocukların toplumsallaştırılması bakımından önemlidir. Boşanma oranlarının artışı, sosyal bilimler açısından toplumun patolojik yansıması olarak düşünülmekte ve ailenin varlığını tehdit eden bir unsur olarak algılanmaktadır. Toplumsal yaşantıda ve teknolojik alanda yaşanan olumlu yöndeki gelişmeler bir taraftan hayatımızı kolaylaştırırken, diğer taraftan da boşanma oranlarının artışına sebep olarak olumsuz etkileyebilmektedir. Boşanma sürecinin ve sonrasındaki sorunların belki de en fazla etkilenen tarafı kadınlar ve çocuklar olduğundan aile kurumunu etkileyen olumsuz durumlara karşı profesyonel çalışmalar interdisipliner yaklaşım ile gerçekleştirilmelidir.”

AİLE KURUMU RİSK ALTINDA

Aile Kurumuna Yönelik Risklere de değinen Doç. Dr. Bahar Demirel “İleri endüstri ülkelerinde evliliğin özellikle gençler arasında sorgulanmaya başlanması, yeni yaşam biçimlerinin doğmasına yol açmıştır. Bir çiftin evli olmadan cinsel bir ilişki içinde birlikte yaşaması, batı ülkelerinin çoğunda evliliğe alternatif yaygın bir kültür olmaktadır. Diğer yandan resmi nikâh yaparak evlenmenin cazibesini yitirmesinin yanında, birlikte yaşamanın da uzun süreli olmadığını düşünenler arasında yalnız yaşama alternatif bir hayat tarzı olarak görülmeye başlanmaktadır. Ülkemizde de aile kurumu çok çeşitli riskler ile karşı karşıyadır. Aile kurumunun karşı karşıya olduğu en önemli problemlerden birisi boşanma oranlarındaki hızlı artıştır. Boşanma oranlarının hızla yükselmesi dikkat çekici olarak değerlendirilebilir. Modern toplumun sosyal sorunu olarak görülen boşanma oranlarının, ülkemizde toplumsal değişimin etkilerinin çok olduğu batı bölgelerinde yüksek, buna karşın değişimin etkisinin daha az görüldüğü, feodal değerlerin yaşanmaya devam ettiği Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde düşük olduğu görülmektedir. Ancak bu durum, bölgelerdeki aile kurumunun yapı ve işleyiş bakımından güçlü olmasından çok, geleneksel kuralların etkisiyle boşanmanın tabu olarak görülmesinin bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Severek ya da flört yoluyla yapılan evliliklerde boşanma oranları, görücü usulü olarak bilinen geleneksel evliliklerden daha yüksektir. Bununla birlikte evlenmenin türü ne olursa olsun, boşanma artan oranı ile aile kurumunu tehdit etmekte ve toplumsal boyutta sosyal sorun niteliğine bürünmektedir.”

SOSYAL BİLİMCİLER BOŞANMA KONUSUNDA DÜŞÜNMEKTELER

“Günümüzde boşanmaların artması beraberinde tek ebeveynli aileleri yaygınlaştırmıştır, bu durum çocukların bakımının eksik kalmasına, toplumsal çözülmeye ve değerlerin kaybedilmesine neden olmuştur. Boşanmayı modern çağın getirdiği olumsuz bir durum olarak görmek; her çağda ve dönemde boşanmaya rastlanıldığı gerçeğini inkâr etmek demektir. Çünkü boşanma bireysel bir sorun ya da algı değil toplumsal yapıdaki bir kurumun yapısal sorunlarına işaret eden bir durumdur ve insanoğlunun var olmasından bu yana evlilik ya da aile biçimlerine rastladığımızdan dolayı boşanmayı tek bir dönemin sonucu olarak görmek yanlış olacaktır. Son yıllarda boşanma oranlarındaki yükselmeler, sosyal bilimcileri boşanma konusunda düşünmeye yöneltmektedir.”

‘TOPLUMSAL SORUNLARI AŞAN EVRENSEL BİR SORUNDUR’
Beklentilerin karşılanmadığı noktada artan boşanma olaylarının çocukları etkilediğine de değinen Yrd. Doç. Dr. Burcu Gezer Şen “Boşanmaların daha ziyade toplumsal değişim sürecinden etkilendiğini de görmekteyiz. Geleneksel yaşamda birçok soruna rağmen; çocuğun varlığı, dini ve örfi kuralların etkisiyle sürdürülen evliliklerin yerini modern yaşamda psikososyal doyumun her an yaşanmak istendiği evlilikler almaya başlamaktadır. Beklentilerin karşılanmadığı noktada ise boşanma artan oranları sonucunda daha fazla kişiyi ve çocuğu etkilemesiyle toplumsal boyutları aşıp evrensel bir sorun haline gelmektedir. Hukuksal açıdan aile kurumunun korunması yasalar ile desteklenmeli, kitle iletişim araçları aile ile ilgili yayınlar yaparken daha özenli olmalı, aile danışmalık hizmetleri sosyal güvence kapsamına alınarak toplumun tüm kesimlerine devlet eliyle sunulan ücretsiz bir hizmet olabilmelidir. Alınacak bu önlemlerin amacı; bireylerin mutluluğunu sağlayarak, güçlü aile yapıları ortaya çıkarmak ve sonuçta toplumsal boyutta değişimin olumsuz etkilerini en aza indirerek boşanma gibi sosyal sorunların daha az yaşandığı bir toplum yaratabilmektir”dedi.

BOŞANMA, AİLENİN DEVAMLILIĞINI TEHDİT EDEN ÖNEMLİ BİR SORUNA İŞARET EDEBİLİR

Yrd.Doç.Dr.Burcu Gezer Şen”Boşanma, yasal, ekonomik, psikolojik, kültürel, toplumsal ve psikolojik nedenleri olan karmaşık bir sosyolojik olgudur. Boşanma olgusuna yönelik vurgu, boşanmanın sosyo-kültürel ve ekonomik nedenlerinin ötesinde toplumsal bakış açısının ve zihniyetinin ne olduğunun incelenmesini daha önemli bir konu haline getirmiştir. Boşanma, ailenin devamlılığını tehdit eden önemli bir soruna işaret edebilir.  Son yıllarda ilimizde boşanma oranlarındaki artış dikkat çekmektedir. Kadına yönelik aile içi şiddet boşanma nedenlerinden birisidir. Boşanma sürecinden zararı en çok çocuklar görmektedirler. Çocukların sorunları, boşanmayla birlikte artmaktadır.”Dedi.

EVLİLİK PAYLAŞIMDAN ÇOK KİŞİSEL DOYUM!

Sözlerinde boşanma oranlarının son zamanlarda artma nedenlerine de yer veren Şen,“Evliliğe, paylaşımdan çok kişisel doyumu vurgulayan anlamlar yüklenmesi, boşanmanın evlilik gibi bir tercih meselesi olarak algılanmaya başlanması, evlilikten beklentilerin karşılanamadığı noktada daha fazla çifti boşanma durumuyla karşı karşıya bırakmaktadır. Refah toplumlarında kişi başına düşen yüksek gelir ve sosyal güvenlik sistemlerinin sağlamlığı sebebiyle boşanmış kişiler ve çocukları maddi sorunlar ile daha az karşılaşma riski taşımaktadırlar. Buna karşın asgari yaşam standartları sanayileşmiş toplumların gerisinde olan gelişmekte olan ülkelerde ise ailenin parçalanması durumunda özellikle kadınlar ve çocuklar manevi problemlerin yanı sıra, maddi sorunlar ile de karşı karşıya kalabilmektedirler. Toplumsal değişme ve kitle iletişim araçlarının da etkisiyle ilimizde son yıllarda aile, evlilik ve boşanma konularında yeni yaklaşımlar ortaya çıkmakta ve boşanma oranları yükselmektedir.” Şeklinde konuştu.

MUTLU BİREYLER SAĞLIKLI AİLELERDE YETİŞİR

Genel olarak mutlu bireylerin sağlıklı ailelerde yetiştiği, bundan dolayı aile kurumuna önem verilmesi gerektiğine değinen Yrd.Doç.Dr. Burcu Gezer Şen“Bu nedenle: Özellikle yeni yetişen nesiller için evliliğin sadece bir sözleşme olarak görülmesinin doğru olmadığı, hayatın en önemli amaçlarından birisinin; sağlıklı evlilikler sonucu düzenli aile yaşamı kurarak mutlu çocuklar yetiştirmek olduğu yaygın kültür öğesi haline getirilmelidir. Çocuk sahibi olmak için evlenmeyi gerekli görmediğini, evlenmeden de çocuk sahibi olunabileceğini belirten, sürekli farklı birliktelikler yaşayıp mutlu olduğunu söyleyen, evliliği flört gibi algılayıp evlenme ve boşanmayı sıradan hale getiren magazin unsurları, kitle iletişim araçları tarafından topluma ve özellikle de gençliğe rol modeli olarak sunulmamalıdır” dedi.

KAMUOYU ODAĞINDA FARKINDALIK GELİŞTİRİLMELİDİR

Şen, son olarak bu konuda çözüm önerilerini sıralayarak “Evlenmeden önce, evlilik danışma hizmeti, devlet eliyle tüm çiftlere zorunlu ve ücretsiz olarak verilmelidir. Bu hizmeti verecek profesyonel meslek elemanı sayısının artırılabilmesi için evlilik danışmanlığı, üniversitelerin yüksek lisans ve doktora programlarında ele alınmalıdır. Ebeveynler, çocukları için en önemli rol modellerinden birisidir. Bu nedenle yetişkinler çocukları için evlilik ve uyumlu eş ilişkisi sürdürme odağında örnek davranışları göstermelidirler. Boşanma sonrasında yetişkinler ile çocuklara destekleyici ve eğitici hizmetler verilmelidir. Özellikle velayet konusunda yaşadıkları uzlaşmazlık nedeniyle çocuklarının sağlıklı gelişimine zarar veren ebeveynler eğitim programlarına dahil edilmelidir. Aile kurumunun yaşadığı sorunlar bilimsel çalışmalar ile ele alınmalı, bu yolla yasa yapıcılar ve kamuoyu odağında farkındalık geliştirilmelidir. Yoksulluk ve işsizlik gibi sosyal sorunların eş ilişkilerini ve ailenin işlevlerini olumsuz biçimde etkileyerek boşanma oranlarının artmasında etken olabildiği düşüncesinden hareketle, bu sorunlara karşı kesin çözümler üretilmelidir. Alınacak tüm önlemler ile sağlıklı evlilikler yapan kişilerin mutlu olup, gelişimin tüm yönlerini sağlıklı olarak yaşayabilecek çocuklar yetiştirebilecekleri, aynı şekilde aile parçalanması yaşamalarına rağmen sorunları çözülen yetişkinlerin ve çocukların uyum düzeylerinin artacağı unutulmamalıdır”şeklinde konuştu.

 

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Haber Scripti: Medya İnternet