Normal doğum korkusu sezaryen nedeni olmasın!

Hemen hemen her anne adayının hissettiği normal doğum korkusu doğum yaklaştıkça daha da artar. Oysaki durum hiç de düşünüldüğü gibi olmayabilir. Normal doğum korkusuyla baş etmenin yollarını anlatan Op. Dr. Fethi Hanay, “Aslında insanlar bilmediği şeyden korkar. Bu nedenle korkuyla başa çıkmada ilk adım yeterli bilgi edinme olmalıdır ”dedi.

Normal doğum korkusu sezaryen nedeni olmasın! Röportaj

Röportaj: Songül DURSUN

Hemen hemen her anne adayının hamileliğin öğrenilmesiyle başlayan heyecanlı süreç, doğumun yaklaşılması ile birlikte yerini endişeli bir bekleyişe bırakıyor. Bu konuda aile büyükleri veya daha önce doğum yapmış kadınlardan öğrenilen ve çoğunlukla da abartılı olarak aktarılan deneyimler birçok anne adayını gergin bir bekleyişe sürüklüyor. Normal doğum ile ilgili korku ve endişelerle başa çıkmanın yollarını Elazığ Medical Park Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Fethi Hanay ile konuştuk. İşte Röportajımızın detayları:

Normal doğum korkusu nedir? Nedenleri nelerdir?

“KORKUYLA BAŞA ÇIKMADA İLK ADIM YETERLİ BİLGİ EDİNME OLMALIDIR”

 İlk gençliğimizden itibaren akrabalarımızın ve yakın çevremizin travmatik doğum hikâyeleri ile yoğruluyoruz. Günlerce çekilen sancılar, iç dikişler, dış dikişler, televizyon ekranında korkunç doğum sahneleri… Ve geceleri uykunuzu kaçıran kabuslar! Aslında insanlar bilmediği şeyden korkar. Bu nedenle korkuyla başa çıkmada ilk adım yeterli bilgi edinme olmalıdır. Günümüzde doğumu yaklaşan bir anneye sorulan en temel sorulardan biri nasıl doğum yapacağıdır. Normal mi olacak yoksa sezaryen mi? Neye karar verdin? Değişen doğum gerçeğimizde sezaryen ameliyatı modern doğum şekli olarak görülmekte, normal doğum yapmak isteyen annelerimizin önüne de birçok müdahale doğumu kolaylaştırıcı faktörler olarak sunulmaktadır.

Normal doğum korkusunun sezaryen doğumun artışına neden olması konusunda neler söyleyeceksiniz?

“İSTATİSTİKLER SEZARYEN ORANLARININ İSTEDİĞİMİZ GİBİ DÜŞMEDİĞİNİ GÖSTERİYOR”

Gerek Sağlık Bakanlığı gerekse tıbbi otoriteler normal doğumun güvenli ve sağlıklı olduğunu vurgulamaktadır. Hatta bu konuda yürütülen kampanyalarla normal doğum özendirilmeye çalışılmaktadır. Normal doğum aslında doğumun kendisidir. Tıbbi bir sebep olmadan yapılacak tüm tercihler müdahaleli doğuma girer. Ancak yapılan bunca çalışmaya rağmen önümüzdeki istatistikler sezaryen oranlarının istediğimiz gibi düşmediğini ortaya koymaktadır. Durum böyle olunca nerede yanlış yaptığımıza yeniden bakmak zorundayız. Belki de sezaryenin negatif etkilerini anlatmayı bırakmalıyız. Çünkü sezaryen gerçekten gerekli olduğunda mükemmel bir kurtarma ameliyatıdır. Bunun yerine kaybetmeye başladığımız gerçeklerin temeline inmek en iyi çözüm olacaktır. Normal doğumu tercih etmedikleri zaman anne ve bebekleri neler kaybederler? Nelerden vazgeçerler? Doğal doğum neden bu kadar önemlidir?

Normal doğumun faydalarına değinebilir misiniz?

“ANNE VE BEBEĞİNİN BULUŞMASI GELECEKTEKİ DAVRANIŞLARINI DA OLUMLU ETKİLEYECEKTİR”

Doğal doğum mümkün olduğunca müdahale edilmeden yapılan doğumdur. Çünkü kendiliğinden başlayan doğal bir doğumda beden ve bebek ne yapacaklarını bildikleri mükemmel bir çalışma içindedirler. Yapacağınız her müdahale bu işleyişi az ya da çok bozabilir. İdeal olan bedenin bu mükemmel çalışmasını destekleyecek bir ortam yaratılarak doğuracak, doğar doğmaz bebeğini göğsüne alabilecek ve bebeği ile güçlü bir bağ kurabilecektir. Doğum sonrasındaki kritik dakikalar anne ve bebeğinin bağ kurması açısından çok önemlidir. Sevgi ve coşku dolu bu doğum sonrasında anne ve bebeğinin buluşması onların gelecekteki davranışlarını da olumlu etkileyecektir.

Anne adayları vajinal doğumda ne gibi korku ve endişeler yaşamaktalar?

Vajinal doğum ile ilgili en çok yaşanan korku ve endişeler; öncelikle doğum esnasında çekilecek ağrının şiddetine dayanamama korkusu, yabancı bir ortamda yalnız ve çaresiz kalma, bebeğin başına kötü bir şey gelme riski, doktora ya da hastaneye ulaşılamama ve doğum sonrası cinsel hayatın olumsuz etkilenme olasılığı şeklinde sayılabilir.

Normal doğum korkusunun doğum eylemine etkisi nedir?

Ağrı zihnin algısı ile yakından ilgilidir ve bu algılar toplumun kültürü ve kişinin geçmiş tecrübeleri ile yakından ilgilidir. Birçok kadın doğumunun başladığı söylenene kadar bu dalgaları rahat karşılarken, doğumun başladığı söylendiği andan itibaren ağrı olarak algılayabilir. Bu beynin algı kapasitesi ve bilinçaltı şartlanmalarla ilgilidir. Doğumu başlayan bir kadının önünde iki seçim vardır. Ya her kasılmayı ona acı veren bir tecrübe olarak yaşayacak ya da her dalga için zihin algısını değiştirecek ve dalgaları baskı, basınç gibi duyularla tanımlayacaktır. Bu algılama bazı kadınlarda doğuştan ve yaşam biçiminden dolayı kendiliğinden vardır. Bu kadınlar doğumun doğal, fizyolojik ve yaşanması gereken güzel bir tecrübe olarak algılarlar. Doğum başladığında da tüm kontrolü doğaya ve bedenlerine bırakırlar. Tıpkı diğer tüm memelilerde olduğu gibi. Onlarda fazladan bir güç yoktur, tam tersine eksik olan bir duygu vardır; korku. Bu sayede bir yandan tüm hormonlar optimum düzeyde çalışarak doğumun itici gücünü oluştururlarken diğer yandan da kaslarını serbest bırakarak ve doğru nefesler alarak çalışan rahme ihtiyacı olan oksijen ve besinlerin iletilmesini sağlar. Optimum çalışan “güç”, serbest bırakılan beden sayesinde önündeki “yol”da engelle karşılaşmaz ve “yolcu” bu güç ve yol uyumunun içinden yumuşak bir geçişle dünyayla buluşur. Anne izin vermiş, “Güç”, “Yol” ve “Yolcu” uyum içinde çalışmışlardır.

Normal doğum kolaylaştırılabilir mi?

“BİLGİ KORKUNUN PANZEHİRİDİR”

Doğum Korkuları için birçok teknik vardır. Bilgi bunların başında gelir. Bilgi korkunun panzehiridir. Bu aşamada psikoloji devreye girer. Doğuma hazırlık aynı zamanda da psikolojik bir süreçtir. Anneliğe ve babalığa geçiş de geçmişten gelen birçok negatifi yanımızda taşırız ve birçok davranışımız bilinçaltımızdaki birçok geçmiş izler tarafından yönetilir. Uzman kişilerce yönetilen bu grup çalışmaları sonrasında annelik yolunda birçok negatif duygudan özgürleştiğinizi görmek doğum yolunda büyük bir avantaj sağlıyor. Ardından beden kontrolü ve doğumda gevşemeyi öğrenmeleri gerekiyor. Doğumda tek çalışması gereken kaslarınız rahim kaslarınızdır. Onlar bebeğinizi her dalgada size biraz daha yaklaştırırken, diğer kaslarınızı gevşek bırakarak tüm enerjinin bebeğe doğru akmasını sağlayabilirsiniz. Gevşek bir bedende rahim kasları gerekli oksijeni daha iyi alır. Bu sayede daha ağrısız çalışır ve bebeğe daha iyi oksijen gider. Bir sonraki aşama nefestir. Nefes doğumda her şeydir desek yeridir. Nefes sayesinde oksijen daha iyi dağılır. Nefes sayesinde odaklanma gelir. Nefes sayesinde zihin meşgul olur ve kasılmaları daha rahat karşılar. Nefes sayesinde kadın doğumda gerekli olanı yapar ve içine – kendine ve bebeğine yönelir.  En önemli konulardan biri de güven ve mahremiyettir. Doğum yapan bir kadının en büyük ihtiyacıdır güven duymak. Önce yakın çevresine, sonra da sağlık personeline. Ancak bu aşamada istemeden de olsa birçok hata yapılır. Güven verme adına doğum yapan kadının yanına belki de doğum da asla yanında istemeyeceği bir kalabalık doluşur. Doğumda istemediğimiz kişilerin çevremizde olması doğumu durdurucu bir şeydir.

Son olarak anne adaylarına nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Doğum korkusuyla başa çıkmada ilk adım anne adayının kendisini en çok endişelendiren konuyu iyi bilmesi, bunu doktoruyla ya da doğum öncesi kurslara katılarak çözmeye çabalaması, çabalar yetersiz kaldığında bireysel bir psikolojik destek alması olmalıdır.

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Haber Scripti: Medya İnternet