“6284 Sayılı Yasa kadına şiddeti teşvik etti”

6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a eleştirilerde bulunan Elazığ Başsavcısı Habib Korkmaz, “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının çıkardığı 6284 Sayılı Yasa çok tartışılıyor. Uygulamalarını gördüğümüzde şöyle bir sonuç ortaya çıktı; bu yasa ailedeki sorunları bitirmek yerine daha da çoğalttı. Benim tespitim de bu. Kadın cinayetlerini ve şiddetini daha da çok teşvik etti. Sebebi de evden uzaklaştırma tedbiri. Yani kadın soyut olarak bir şiddete maruz kaldığını gidip beyan ettiğinde; hâkim hiçbir delil aramaksızın, hiçbir şekilde savunma almaksızın direkt erkeği evden uzaklaştırıyor ve evden uzaklaşan erkek bir daha yuvaya dönmüyor. Döndüğünde ise şiddetle dönüyor.”dedi.

“6284 Sayılı Yasa kadına şiddeti teşvik etti” Röportaj

Röportaj: Songül DURSUN

Elazığ Başsavcısı Habib Korkmaz ile geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiğimiz röportajın ilk bölümünde FETÖ terör örgütüne yönelik İlimizdeki çalışmaları konuşmuştuk. Röportajımızın ikinci bölümünde ise Korkmaz’a hukuk fakülteleri, kadına yönelik şiddet, boşanma davaları vb konulara ilişkin sorular yönelttik. Özellikle kadına yönelik şiddete ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunan Korkmaz, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a eleştirilerde bulundu. Bu kanunun kadına yönelik şiddeti teşvik ettiğini belirten Başsavcısı Korkmaz, “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının çıkardığı 6284 Sayılı Yasa çok tartışılıyor. Uygulamalarını gördüğümüzde şöyle bir sonuç ortaya çıktı; bu yasa ailedeki sorunları bitirmek yerine daha da çoğalttı. Benim tespitim de bu. Kadın cinayetlerini ve şiddetini daha da çok teşvik etti. Sebebi de evden uzaklaştırma tedbiri. Yani kadın soyut olarak bir şiddete maruz kaldığını gidip beyan ettiğinde; hâkim hiçbir delil aramaksızın, hiçbir şekilde savunma almaksızın direkt erkeği evden uzaklaştırıyor ve evden uzaklaşan erkek bir daha yuvaya dönmüyor. Döndüğünde ise şiddetle dönüyor.”dedi. Korkmaz, konuya ilişkin sorularımız ise şöyle cevapladı:

Son dönemlerde boşanma olayları bir hayli arttı. Bu konuda bir değerlendirme yapar mısınız?

“İNSANLAR MESLEK EDİNDİRMEK İÇİN EĞİTİLİYOR; EVLİLİK İÇİN EĞİTİLMİYOR”

Bu toplumsal bir sorun. Bunun ekonomik sebepleri, sosyal sebepleri var. Bu meseleyi bir hukukçu olarak değil de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir vatandaşı olarak cevaplayayım. Çünkü boşanma mahkemesindeki verilere ben hâkim değilim. Genel olarak davalar şiddetli geçimsizlik olarak geçiyor olabilir ama bunun içerisinde farklı sebepler de var. Terk etme gibi, sadakatsizlik gibi, yüz kızartıcı fiil işleme gibi, haksız saldırı gibi.  Ama toplum olarak kötü bir bitişe gidiyoruz. Avrupa’nın yaşayıp da maalesef çürüdüğünü düşündüğümüz toplumsal davranış modeli bizde de baş gösterdi. Burada da belki meslek için insanlarımızı eğitip yetiştiriyoruz ama evlilik için eğitip yetiştirmiyoruz. Burada herkese sorumluluk düşüyor. Kız anneleri, erkek anneleri bu noktada ciddi anlamda mesuliyet altındalar. Artık erkekler sabırlı ve merhametli değil, kadınlarımıza baktığımızda edepli ve sabırlı fedakâr hürmetli değiller. Yuvayı dişi kuş yapar sözü bir gerçek. Kadından kaynaklı sorun var ise şayet o evlilik ayakta kalmıyor, ancak erkekten kaynaklı bir sorun var ise kadın onu bir şekilde tolere edebiliyor. Ne kadar başarılı olunabiliyor bilemiyorum ama bu hususla ilgili uygulamalar var, devlet tedbir almaya çabalıyor.

“6284 SAYILI YASA’NIN MUTLAKA VE MUTLAKA DEĞİŞTİRİLMESİ LAZIM”

Burada Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının çıkardığı 6284 sayılı yasa çok tartışılıyor. Uygulamalarını gördüğümüzde şöyle bir sonuç ortaya çıktı. Ailedeki sorunları bitirmek yerine daha da çoğalttı. Benim tespitim de bu. Kadın cinayetlerini ve şiddetini daha da çok teşvik etti. Sebebi de evden uzaklaştırma tedbiri. Yani kadın soyut olarak bir şiddete maruz kaldığını gidip beyan ettiğinde; hâkim hiçbir delil aramaksızın, hiçbir şekilde savunma almaksızın direkt erkeği evden uzaklaştırıyor ve evden uzaklaşan erkek bir daha yuvaya dönmüyor. Döndüğünde ise şiddetle dönüyor. Sonrasında kadın şikâyetini geri alsa da, eşler barışsa da bu yara kapanmıyor ve boşanmaya kadar gidiyor. Hatta şiddeti daha da arttırıyor. Cinayete teşvik ediyor. Bu yasanın mutlaka ve mutlaka değiştirilmesi lazım... Sıfır şiddet diye bir şey yok. Dünya toplumlarına baktığımızda da sıfır şiddet diye bir şey olmadığını görürüz. Bunun eğitimle de alakası yok. Özellikle erkeklerde öfke diye bir hadise var. Bu öfkenin kontrol edilmesi ile alakalı eğitimler verilmeli. Bu bir gerçek... Bunu sıfırlayıp yok edeceğim diye aileyi dinamitlenemez. Yani bunu engelleyemezsiniz. Bir hakikat bu. 6284 sayılı yasa ciddi yaralar açtı. Bunun önüne geçmek gerekir. Ceza kanununda da eşler arasında şiddetin mutlaka şikayete tabi olması gerekir. Eşler bir şekilde kendi iradeleri ile çözüyorlar ya da ailelerin araya girmesiyle barışıyorlar. Ama biz bunların barışmalarını görmezden geliyoruz. İlla ki erkeğe ya da şiddette bulunan kişiye ceza vereceğiz diye aileye zorla biz müdahale ediyoruz ve ceza veriyoruz. Cezayı alan erkeğin daha çok şiddet artıyor, çözümsüzlük depreşiyor, geçimsizlik artıyor. Fedakârlık bir erdemdir biz bu erdemi kaybettik. Evde şiddet olmasın diye biz aileye sürekli yasa yoluyla, polis yoluyla,  mahkeme yoluyla müdahale ediyoruz. Yani aileyi kendi haline bırakmıyoruz. Her evde sorunlar olur. Ancak her sıkıntılı halde işin içine yasayı, devleti, kanunu sokarsanız eşler barışmasın diye müdahale etmiş gibi olursunuz. Niyet öyle olmasa da sonucu öyle oluyor.6284 sayılı yasa kesinlikle değişmeli.

Son dönemlerde ülkemizdeki hukuk fakültelerinin artış göstermesi konusunda neler söyleyeceksiniz?

“HUKUK FAKÜLTELERİNİN ARTMASI HUKUKÇU KALİTESİNİ DÜŞÜRÜYOR”

Hukuk fakültelerinin, özellikle özel üniversitelerdeki hukuk fakültelerinin artması hukukçu kalitesini düşürüyor. Bir yerde bir hizmetin çok fazla kişi tarafından verilmesi maalesef kaliteyi düşürüyor. Bir kısım özel üniversitelerde çok ciddi bir hukuk nosyonunun elde edildiğine inanmıyorum. Gelen adaylardan da görüyoruz ya da avukat adaylarından da bunu müşahede ediyoruz. Yani köklü üniversitelerden alınan adayların hem pratik uygulaması, hem de zekâ düzeyi çok yüksek dolayısıyla bu da hizmete mutlaka yansıyor. Bunun makul seviyede tutulması lazım. Artık çok fazla hukuk mezunu var. Büyük şehirlerde çok düşük ücretlerle avukatlar çalışmak durumunda kalıyorlar. Kısacası ben hukukçu kalitesini düşürdüğünü düşünüyorum.

Avukatlıktan hâkim-savcılığa geçiş sınavı hakkında görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

“SİSTEMDEN ÇOK ADAYLARIN NİTELİĞİNE BAKILMASI GEREKİR”

Bu tabi nereden baktığınıza bağlı… Sonuçta bakanlığımızın böyle bir politikası ve uygulaması var. Ben sistemden çok adayların niteliğine bakılması gerektiğini düşünüyorum. Avukatlıktan geçip halen çalışan arkadaşlarımız içerisinde gerçekten çok başarılı arkadaşlarımız var. Ama çok az olmakla birlikte, henüz daha avukatlığın alışkanlıklarını terk edememiş, tecrübe noksanı veya çalışma disiplinine henüz ulaşamamış arkadaşlar da var. Ama zaman içerisinde bu durum düzelecektir diye düşünüyorum. Çünkü 5-10 yıl avukatlık yapıp meslek değiştirmek kolay değil. Her mesleğin kendine özgü birtakım kuralları ve çalışma düzeni var. O mesleği terk edip yeni bir sisteme yeni bir düzene alışmak kolay değil. Yaş da kemale erdikten sonra da kolay değil. Bizim bu noktada başsavcılık olarak, komisyon başkanlığımız olarak görevimiz bu şekilde gelen hâkim ve savcı arkadaşlarımızı en kısa sürede sisteme adapte etmek. Bizim görevimiz yaptığımız iş ve işlemlerde, çalışma düzeninde, bu sisteme bu arkadaşlarımızı da entegre etmek. Arkadaşlarımız da direnç göstermiyorlar bu konuda uyumlular. Zamanla düzelecektir diye düşünüyorum. Bu anlamda çok ciddi bir sıkıntı yok.  Tecrübesi olanların tecrübesinden istifade edeceğiz bu konuda.

Emniyet Müdürlüğüne düzenlenen menfur saldırı davasının son gelişmeleri hakkında bilgi alabilir miyiz?

“MUHTEMELEN İKİ CELSEYE BİTECEK”

O davada 11 tutuklu, 9 yakalamalımız vardı. Yakalananlardan 3 tanesi yakalandı bir tanesi de Lice’deki operasyonda vuruldu. Vurulan şahıs bombayı asıl temin edip, yerleştiren, talimatı veren kişiydi.O öldürüldü. Yargılamalar da 3. Ağır ceza mahkemesinde devam ediyor. Tahliye edilen tutuklu olmadı. Muhtemelen bir iki celseye bitecek.

Özellikle teknolojinin gelişimi, internetin yaygınlaşması suçu, suçun niteliğini nasıl değiştirdi?

“İNTERNET VE BİLİŞİM SUÇLARI ÇOK ARTTI”

İnternet ve bilişim suçları çok arttı. İnsanlar eskiden bir araya gelip birbirleriyle tartışır, hakaret, eder sataşırdı, tehdit ederdi. Şimdi böyle bir şey yok.  Facebook, twitter, instagram gibi sosyal paylaşım sitelerinden veya whatsApp yoluyla telefon bilişimi üzerinden birbirleriyle etkileşime geçiyorlar ve bu şekilde ortaya çıkan birçok suç oluyor. Yine eskiden dolandırıcılar insanlarla yüz yüze gelip onları kandırmaya çalışırlardı. Şimdi öyle bir şey yok. Şimdi dolandırıcılar internetten satış sitelerini kullanıyorlar. Telefondan arayarak terör örgütüyle bağlantısı olduğunu söyleyerek, insanları korkutarak onlardan haksız menfaat temin ediyorlar. Bunlar artış gösterdi. Sebebi de insanı telefon mekanizmasını kullanarak, görmeden kandırmanın daha kolay olması.. Öte yandan insanlar eskisi gibi sabırlı değil. Yani kişilik hakları insanlarımızda artık bilinir, tanınır, yaşanır hale geldi. İnsanlar haklarını biliyorlar. Bilinçli, şuurlu insanlar oluşmaya başladı. Tabi bunda eğitimin, yayınların, sosyal medyanın, televizyon yayınlarının etkisi çok büyük… Bu nedenle de insanlar hakkını adalette arıyor. Yani sabretmiyor, sineye çekmiyor ya da aracı kişi marifetiyle barışmayı denemiyor;  savcılığa veya polise gidip şikâyet hakkını ortaya koyuyor. Biz bunu doğru mudur, yanlış mıdır diye bakıyoruz ve dava açmaya değer bir şey varsa açıyoruz. Yoksa da takipsizlik kararı vererek kapatıyoruz.

Elazığ genelinde hukuk davaları mı, ceza davaları mı daha fazla? Hukuk davaları arasında daha fazla olan davalar hangileri? Ceza davalarında en fazla olan davalar hangileridir?

Tabi ki ceza davaları daha fazla…4 Asliye Hukuk Mahkememiz var. 2 tane Sulh Hukuk Mahkememiz var. Toplam 6 mahkeme bakıyor. Oysa ceza davalarına 5 asliye ceza mahkemesi var. Bunun birisi 2 hâkimli, 6 mahkeme demek. 3 de Ağır Ceza Mahkemesi var. Toplamda 9 mahkeme. Dolayısıyla 9 mahkeme bir tarafta cezaya davalarına bakıyor, 6 mahkeme de hukuk davalarına bakıyor. Hukuk davaları daha az tabii ki. Hukuk mahkemelerindeki istatistikleri çok bilmiyorum. Hukuk mahkemelerinin görev alanı çok geniş... Konusu suç teşkil etsin ya da etmesin hukuka aykırı bir durumla karşılaşan her kişi gidip dava açabilir. Bilindiği üzere iş mahkemelerimiz de var. Orada şimdi yeni bir sistem (arabuluculuk sistemi) geldi. Diğer taraftan icra mahkememiz var. Aile mahkemelerimiz var. Ama ceza davalarında şu anda en fazla olan FETÖ dosyalarımız ki bunlar bizim tamamıyla alanımızı, zamanımızı alıyor. Onun dışında da çeşitli suçlara bölünüyor. Artık askeri mahkemeler de kapatılarak bize devredildi. Askeri suçlar da bize geliyor. Yekûn olarak söylersek FETÖ ve kısmen PKK dosyaları daha fazla diyebiliriz.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

“ADALETİN DOĞRU İSTİKAMET ÜZERİNDE İLERLEDİĞİNİ MÜŞAHEDE EDİYORUZ”

İnsanımız bize güvensin. Şahsım adına bir buçuk yılda gerek adliyede, gerek dışarıda vatandaşlarımızla, STK’larımızın temsilcileriyle, basın mensubu arkadaşlarımızla, siyasi kanatla, devletimizin diğer bürokratik kanadıyla daima birlik beraberlik içindeyiz. Birbirleriyle dayanışma ve etkileşim halinde devam eden uyumlu bir devlet çarkı var burada.. Herkes kendi alanındaki hizmeti en güzel şekilde yürütmeye çalışıyor. Bizim de bu hizmetin karşılığında beklentimiz: bize olan güvenin sabrın devam etmesidir. Bu meseleler aşılacak. Devletlerin tarihinde bir buçuk yıl, iki yıl çok önemli değildir. İnsanlardan bizim adil olduğumuza, gerçekten dürüst olduğumuza inanmalarını istiyoruz. Çünkü böyleyiz. FETÖ dosyalarında olsun ya da diğer adli suçlarla ilgili soruşturmalarda, davalarda kimseye bugüne kadar tavassut ya da kimseye iltimas geçilmedi. Kimse hakkında da ön yargılı davranılmadı. Delil durumu neyse o uygulandı. Zaten bunu da zaman zaman dışarıdan aldığımız bilgilerle teyit ediyoruz. Adaletin emin ellerde olduğunu insanlardan duymak bizim için bir gurur kaynağı, sevinç kaynağı. Kusurlarımız, eksiklerimiz de olabilir ama niyetimiz burada adli hizmeti olması gereken yere taşımak, en hızlı, en seri şekilde, en adil şekilde kararları ortaya çıkartmak. Bunun ötesinde söyleyecek bir şey yok. Yaptırdığımız yoklamalarda bize dönüşler olumlu. Adaletin doğru zemin ve doğru istikamet üzerinde ilerlediğini müşahede ediyoruz. Arkadaşlarımızı da bu anlamda gayretlerini artırma yönünde motive ediyoruz. Rabbim bizi bu çizgiden ayırmasın, ferasetimizi açsın ki hakikatleri görelim; yanlış yapmayalım, kimsenin hakkına girmeyelim.  Bir gün de biz de hesaba çekileceğiz. Bunun şuurundayız.

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Haber Scripti: Medya İnternet