Çocuklar için travmatik bir süreç; BOŞANMA

Günümüzde ufacık sorunlar bile çiftleri boşanmanın eşiğine getirebiliyor. Çiftler açısından oldukça zorlu bir süreç olan boşanma, çocuklar için ise adeta bir kabus. Çünkü bu süreçte en çok zararı çocuklar görmekte. Konuyu gazetemize değerlendiren Fırat Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (FÜKÇAM) Müdürü Prof. Dr. Bahar Demirel ve Kurumun Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Burcu Gezer Şen, boşanma sürecinden çocukları en az zararla çıkarmanın tüyolarını verdi.

Çocuklar için travmatik bir süreç; BOŞANMA Güncel

Haber: Songül DURSUN/ ÖZEL

Artık çok daha fazla duyar olduk, ‘boşanıyorum’ ile başlayan cümleleri. Eskiden mi insanlar daha tahammül sahibiydi yoksa şimdiki nesil mi çok tahammülsüz bilinmez ama boşanmak artık anlaşmazlıkların tek çözüm yolu haline geldi. Günümüzde ufacık sorunlar bile çiftleri boşanmanın eşiğine getirebiliyor. Çiftler açısından oldukça zorlu bir süreç olan boşanma, çocuklar için ise adeta bir kabus. Çünkü bu süreçte en çok zararı çocuklar görmekte. Konuyu gazetemize değerlendiren Fırat Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (FÜKÇAM) Müdürü Prof. Dr. Bahar Demirel ve Kurumun Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Burcu Gezer Şen, boşanma sürecinden çocukları en az zararla çıkarmanın tüyolarını verdi.

Son yıllarda gerek ülkemizde gerekse İlimizde boşanma vakaları oldukça artmaya başladı. Toplumsal yapımıza zarar vermeye başlayan boşanma vakaları sadece aileyi değil sosyal çevreyi de etkiliyor. Şüphesiz bu vakalardan en çok etkilenenler ise çocuklar oluyor. Peki, boşanma süreçleri çocukları nasıl etkiler? Bu süreçlerden çocukların daha az etkilenmesi için neler yapılmalı? İşte bu soruları Fırat Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (FÜKÇAM) Müdürü Prof. Dr. Bahar Demirel ve Kurumun Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Burcu Gezer Şen’e sorduk. Demirel ve Şen hem boşanma öncesi hem de boşanma sonrası yapılması gerekenleri gazetemize anlattı.

“EN BÜYÜK KAVGALAR ÇOCUKLARIN ÇEVRESİNDE DÖNMEKTEDİR”

Fırat Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama Ve Araştırma Merkezi (FÜKÇAM) Müdürü Prof. Dr. Bahar Demirel, “Çocukların sorunları, boşanmayla birlikte artmaktadır. Boşanma üzerine yapılan araştırmalar incelediğinde, boşanmış aile çocuklarında ruhsal uyumsuzluk oranının oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Bu uyumsuzlukların en başında; okul başarısızlığı, ruhsal çökkünlük, kavgacı olma, içe kapanık olma vb. davranış bozuklukları gelmektedir.”dedi. Boşanma sürecinde çocuğun taraf tutmaya zorlandığını, bunun da çocuk için zor bir durum olduğunu belirten Demirel, şunları söyledi: “Boşanma öncesinde ve sonrasında en büyük kavgalar çocukların çevresinde dönmektedir. Çocuklar için en zor olan şey anne ve babanın çocuğu taraf tutmaya zorlamalarıdır. Oysa çocuk için en zor şey anne ve babası arasında bir seçim yapmaktır. Boşandıktan sonra bile anne ve baba çocukları aracılığıyla kavgalarını, çekişmelerini sürdürürler. Anne; çocuğunu göstermeyerek, bazı yakın akraba ve arkadaşlarıyla görüşmelerini engelleyerek babadan öç almaya çalışmaktadır. Halbuki anne kendi bencilliği yüzünden çocuğu cezalandırdığının farkında bile değildir. Diğer taraftan, çocuğunu arayıp sormayan, ilgisiz babalar da mevcuttur. Ayrıca, bazı anne ve babalar çocuğu sevme yarışına girerler. Zaman zaman sürekli hediyeler alma, çocuğun her isteğini derhal yerine getirme, çocuğun kendi safında yer almasını sağlamak için onu şımartma gibi eğilimleri vardır.”

“ÇOCUKLARIN BOŞANMADAN EN AZ ZARARLA ÇIKMALARINI SAĞLAMALI”

Boşanmanın sadece eşleri ilgilendiren bir durum olmadığını da belirten Demirel, “Olgun ebeveynlerin bu tür olumsuz davranışlardan kaçındıklarını görmekteyiz. Onlar çocuklarına durumu hissettirmemek için elinden gelen çabayı gösterirler. Boşanma öncesi davranışları nasılsa, boşanma sonrası da öyledir. Onlar için öncelik çocuktur. Hatta çocuğun bu durumdan etkilenmemesi için psikolojik destek alırlar. Böyle davranan anne ve babalar çocukları ile ilişkilerini asla kesmezler. Böylece, çocuğun bu zor devreden fazla yara almadan atlatmayı elbirliği ile sağlarlar. Eşlerin boşanması kaçınılmaz ise, çocuklarının bu durumdan en az zararla çıkmalarını sağlamak için ebeveynlerin bilinçli ve birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. Toplum olarak boşanmaya ‘eşler arası ayrılık’ olarak bakılıp, olağan olarak değerlendirmek, bazı münferit olaylarda belki düşünülebilirse de bu durum boşanmayı çok basite indirgemek anlamına gelir. Çünkü boşanma sadece eşleri değil, o aileyi oluşturan bireyleri de, aile kuracak olan çocukları da doğrudan etkilediği gibi, eşlerin yakınları da meydana gelen bu olaydan etkilenebilmektedirler. Bu durumdan çok sayıda birey, doğrudan ya da dolaylıolarak etkilenmektedir. Çıkabilecek sorunlardan yetişkinler ile birlikte en fazla olumsuz etkilenme riski taşıyan grup çocuklardır. Toplum boşanmayı evlilik bunalımının bir tür çözümü olarak kabul etmekteyse de ailenin parçalanması, hala küçük çocuklar için en yaygın ve önemli yoksunluk ve kaygı yaratıcı nedenlerdir. Dahası, bu gibi koşullarda yetişen çocuklardaki kişilik zedelenmelerinin, gelecekte, kendi evliliklerini ve kendi çocuklarının yetişmesini olumsuz yönde etkileyeceğini gösteren gelişmeler vardır. Eşlerarası yaşanan geçimsizlik, çatışma ve boşanmanın gerek çiftler üzerinde gerekse çocukları üzerinde birçok toplumsal, ekonomik ve psikolojik sonuçları son yıllarda giderek artan bir önem kazanmıştır.”dedi.

“BOŞANMA ÇOCUKLAR İÇİN TRAVMATİK BİR SÜREÇTİR”

Fırat Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (FÜKÇAM) Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Burcu Gezer Şen ise boşanmaların çocuklar üzerindeki psikolojik etkilerine ilişkin şunları kaydetti: “Çocukların boşanmadan nasıl etkilendiklerine dair sayısız araştırma vardır. Boşanmanın sebebi ve şekli, çocukların boşanmadan ne kadar etkileneceğini belirler. Son yıllarda boşanmaların çocuklar üzerindeki kısa ve uzun süreli etkilerini ortaya koyan çok sayıda klinik ve toplumsal araştırma yapılmıştır. Boşanma karı-koca için olduğu kadar çocuklar için de travmatik bir süreçtir. Boşanma sürecinden en çok çocuklar zarar görmekte olup, çocukların problemleri boşanmayla birlikte artmaktadır. Bu konuda yapılan araştırmalar boşanmış aile çocuklarında ruhsal uyumsuzluk oranının oldukça yüksek olduğunu otaya koymaktadır. Bu çocuklarda okul başarısızlığı, ruhsal çökkünlük, depresyon, öfke, kızgınlık, korku güvensizlik, kavgacı olma, kurallara karşı gelme gibi davranış bozuklukları göze çarpmaktadır Boşanmış ailelerde ana-baba arasında boşandıktan sonra bile devam eden çekişmeler, çocukta kaygının oluşmasına ya da artmasına neden olabilmektedir. Boşanmanın uzun süreli etkileri araştırıldığında, çocukluk dönemlerinde ebeveynlerinin boşanmasına şahit olan çocukların, yetişkinlikte de çok sorun yaşadıkları; hatta bu çocukların evliliklerinin de yüksek oranda boşanmayla sonuçlandığı görülmektedir. Yetişkinlik dönemlerinde yaşadıkları bağlanma sorunları ve yaşam kalitesinde bozulma gibi boşanmanın uzun süreli sonuçları, bu bireylerin çocukluk dönemlerinde yaşadıkları boşanmanın kısa süreli sonuçları olan duygusal ve sosyal sorunlara kıyasla daha ciddidir. Bulgular, boşanmanın ebeveyn- çocuk ilişkilerinde bozulma, duygusal desteği kaybetme, ekonomik zorluklar gibi birçok stresli yaşam olayına neden olduğunu göstermektedir.”

“ÇOCUKLAR ARABULUCULUK YAPMAYA ZORLANMAMALI”

Boşanma sürecinde çocukların taraf tutmaya ve arabuluculuk yaptırılmaya zorlanmasının çocuk üzerinde olumsuz etkiler yarattığını vurgulayan Şen, “Boşanmanın etkilerine çocuk yönünden baktığımızda üç temel sorun ortaya çıkmaktadır. Birincisi; boşanmanın çocuğun günlük yaşamına getirdiği etkiler. Çocuğun çevresinin zenginliği, ana-babasıyla ilişkisinin miktarı ve türü çocuğun yetişmesini etkiler. Çocuğun aile ortamı, boşanma sonucu önemli değişiklerle karşı karşıyadır. İkincisi; çocuğun boşanma sırasında kaç yaşında olduğu ile ilgilidir. Çocuk küçük yaşlarda iken ortaya çıkan bir boşanma, onun gelişimini derinden etkilemektedir. Üçüncüsü; çocuğun anne veya babadan birinin yanında kalma zorunluluğudur. Boşanma öncesinde ve sonrasında en büyük kavgalar çocukların çevresinde döner. Çocuklar için en zor olan şey anne ve babanın çocuğu yan tutmaya veya arabuluculuk yapmaya zorlamalarıdır. Böyle davranılması, çocukta hem annesi hem de babası tarafından sevilmediği ve baştan atılmak istendiği duygusunu yaratır. Ayrıca çocuğun psikolojisinin bozulmasına, öz saygısını yitirmesine, terk edilmişlik duygularının gelişmesine neden olunur. Boşanma özellikle baş etme becerileri sınırlı olan çocuklar için stresli, kafa karıştırıcı, başetmesi zor ve karmaşık bir süreçtir.” diyerek önemli uyarılarda bulundu.

BU DURUMLARA DİKKAT!

Konuya ilişkin araştırmalara ilişkin bilgiler aktaran Şen, “Ayrıca araştırmalar boşanmış aile çocuklarının, ebeveyn ilişkileri, psikoloji, davranış ve akademik yaşam bakımından diğer çocuklara göre daha sorunlu olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmalarda anne ve babasının boşanmasının üstünden 2 yıl geçmiş olan çocukların, boşanmayla başa çıkma süreçleri incelemiş. Buna göre, boşanmanın ardından çocuklarda en yoğun görülen sorunlar, sinirlilik, sorunlarla başa çıkamama ve dürtüsellik olarak ortaya çıkmış. Boşanmış aile çocuklarının yaşadığı sorunlar; durumsal düşük benlik saygısı, aile içi süreçlerde değişim, bireysel baş etmede yetersizlik, iletişimde bozulma şeklinde tespit edilmiştir.”dedi. Konuşmasının sonunda konu ile ilgili önerilerini aktaran Şen,Ebeveynin boşanması çocuklar acısından asla arzu edilmeyen bir durumdur. Çocukluk dönemlerinde ebeveynlerinin boşanmasına şahit olan çocukların, yetişkinlik dönemlerinde de, boşanmanın olumsuz etkilerini yaşadıkları belirtilmektedir. Boşanmaların bireyler üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek ve toplumsal boyutta bir sorun olarak gündeme gelmesini engellemek amacıyla: evlilik yaşamındaki çatışmanın önlenebilmesi, anlaşmazlıkların boşanma noktasına gelmeden aşılabilmesi gerekmektedir. Ailelerin daha fazla yara almamaları için ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmeleri gerekmektedir. Aile toplumun çekirdeğidir. İyi iletişim; mutlu bir evliliğin en önemli öğelerinden biridir Evlenme ve boşanma ile ilgili değişimlerde önemli olan, bu süreçte yetişkinler ve çocuklar açısından ortaya çıkabilecek riskleri en aza indirmeye çalışarak değişimin sağlıklı olmasını sağlayabilecek unsurları hayata geçirmektir.”şeklinde konuştu.

“EBEVEYNLER BİRLİKTE VE BİLİNÇLİ HAREKET ETMELİ”

Şen konuşmasında önerilerine şöyle devam etti: “Boşanmanın çocuğun yaşına ve kavrayışına uygun bir dille anlatılması, boşanma sonrası düzenlemelerin çocuğun ihtiyaçları göz önünde tutularak yapılması ve anne-babanın çocuklarının geleceği için belirli bir anlaşma içerisinde olmaları daha yararlı olacaktır. Boşanma sonrasında, ebeveynler çeşitli güçlükler yaşıyor olsalar da çocuklarının gereksinimlerini karşılamalı ve çocukların bu kararla ilgileri olmadığını, çocuklarına olan sevginin asla tükenmeyeceğini hatırlatmaları gerekmektedir. Ebeveynler boşanma kararını çocuğa aynı anda ve kendini güvende hissedeceği bir ortamda söylemeli; ebeveynlerin, boşanmadan sonra çocukları için ilişkilerini sürdürmeleri ve bu ilişkinin boyutlarını iyi bir şekilde saptamaları gerekmektedir. Boşanmış aile çocuklarının depresyon ve kaygı düzeyleri ile pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bir boşanma ne kadar sorunsuz gerçekleşirse gerçekleşsin çocuklar açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir. Ebeveynlerinin boşanmasına çocuklar değişik tepkiler verirler. Üzüntü, yalnızlık, gerileme,reddetme, uyku problemleri, okul başarısızlığı gibi. Fakat boşanan çiftlerin bu tepkilerin çocuklarda kalıcı problemlere dönüşmemesi için (okulda şiddet, evden kaçma, internet bağımlılığı, okulu terk, suçluluk gibi) birlikte ve bilinçli hareket etmeleri gerekmektedir.”

“BOŞANMA VAKALARINA SADECE ADLİ YOLLA ÇÖZÜM ARANMAMALI”

Boşanmaların, çocuklara olumsuz etkilerini azaltmak konusunda, ebeveynlere, sosyal çevreye, aile mahkemesi hâkimlerine, eğitimci ve öğretmenlere önemli görevler düştüğünü ifade eden Burcu Gezer Şen, “Bu nedenle, günümüzde sıklıkla rastlanan boşanma nedenlerinin belirlenmesi; aile birliğinin korunması ve önleyici çalışmaların sürdürülmesi açısından önem taşımaktadır. Öneri olarak şunu söyleyebilirim ki; anne-babalar ayrıldıktan sonra uygarca ilişkilerini sürdürmeli, boşanmanın ne olduğu açık birdille çocuğa anlatılmalı, anne-baba eski eşinden öç almak düşüncesiyle çocuğu diğerebeveyninden yoksun bırakmamalı ve çocuğu sevme yarışına girerek, abartılmış bir şekilde eğitilmesine çalışılmamalıdır. Boşanmanın ailenin sonu demek olmadığı, boşanma sonucunda ailenin yeni bir yapılanmasürecine girdiği kabul edilmelidir. Bu nedenle hukuksal açıdan aile kurumunun korunması yasalar ile desteklenmeli, kitle iletişim araçları aile ile ilgili yayınlar yaparken daha özenli olmalı, aile danışmalık hizmetleri sosyal güvence kapsamına alınarak toplumun tüm kesimlerine devlet eliyle sunulan ücretsiz bir hizmet olabilmelidir. Boşanma sonrasında eşle ilgili olumsuz duygular çocuklara yansıtılmamalıdır. Eşe duyulan öfke mesajları çocuklara iletilmemelidir. Bazı çocuklar boşanma sonrasında anne–babalarına onlar üzülmesinler diye duygularını ifade etmekten kaçınarak her şey yolundaymış gibi davranabilir. Burada dikkatli olmak gerekir. Bastırılan bu duygular farklı semptomlarla (tırnakyeme, altına kaçırma, kekemelilik, okuldan kaçma, saldırganlık, öfke nöbetleri, vb.) birden ortaya çıkabilir. Boşanma vakalarına yönelik sadece adli yolla çözüm aranmamalı, insanların psikolojik yapıları da göz önünde bulundurulmalıdır. Çatışma yaşayan ve boşanmaya karar veren çiftlerin mahkeme tarafından sosyal kurumlardan profesyonel anlamda destek ve yardım almaları sağlanmaya çalışılmalı, daha sonra gerekiyorsa idari ve adli sonuca gidilmelidir. Boşanmanın çocuğa yaşına ve kavrayışına uygun bir dille anlatılması, boşanma sonrası düzenlemelerin çocuğun ihtiyaçları göz önünde tutularak yapılması ve anne-babanın çocuklarının geleceği için belirli bir anlaşma içersinde olabilmeleri çok önemli belirleyicilerdir. Alınacak bu önlemlerin amacı; bireylerin mutluluğunu sağlayarak, güçlü aile yapıları ortayaçıkarmak ve sonuçta toplumsal boyutta değişimin olumsuz etkilerini en aza indirerek boşanma gibi sosyal sorunların daha az yaşandığı bir toplum yaratabilmektir.”dedi. Son olarak boşanma sürecinde anne babanın tutarlılığının çok önemli olduğuna vurgu yapan Şen, “ Sonuç olarak, çocukların yaşamında ebeveyn ilişkilerinin son derece önemli olduğu açıktır. Ebeveynlerinin boşanması ise, çocuk için oldukça zor bir süreçtir. Boşanmanın getireceği, belirsizlikler, güvensizlik, endişe ve kaygılarla baş etmeye çalışan çocuk için, anne ve babasının sergileyecekleri tutarlık çok önemli olacaktır.”dedi.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Haber Scripti: Medya İnternet