Çimentaş bilmecesine, muhalefetten formül!

Uzun zamandır gündemimizi meşgul eden, ancak bir türlü sonuçlandırılamayan Çimento Fabrikasının taşınmasına ilişkin tartışmalar yine alevlendi. MHP, CHP, SP ve BBP İl Başkanları ile yaptığımız görüşmelerde Çimento Fabrikasının kaldırılmasıyla ilgili tartışmaları değerlendirdik. İşte Muhalif kanattan fabrika bilmecesine alternatif çözümler…

Çimentaş bilmecesine, muhalefetten formül! Güncel

Özel Haber: Sami ÖZER

Çimento Fabrikasının kaldırılmasıyla ilgili sorunlar devam ediyor. Aylar önce bütün şehrin birlik olup kaldırılması için imza attığı Çimento Fabrikası ile ilgili karar, bir türlü netlik kazanmadı.  Daha önce Çimento Fabrikası ile Belediye arasında yapılan görüşmelerde bir türlü sonuç alınamamış, sorun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kadar gitmişti. Cumhurbaşkanın talimatıyla bürokrasi kanadında yapılan görüşmelerde Fabrikanın taşınması için ortaya atılan 80 milyon Euro’luk tutarın Belediye tarafından ödenmesi fikri açığa çıkmıştı.  Belediyenin 2016 yılı bütçe gelirlerine bakıldığında ise ortaya çıkan tabla her şeyi özetliyor. 2016 yılı bütçe gelirleri 305 milyon lira olan Belediyenin,  toplam giderleri ise 319 milyon lira şeklinde hesaplanmıştı.  Belediye, Çimento Fabrikasının kaldırılması için 80 milyon Euro’yu kredi çekmesi durumunda toplam faizle birlikte bu tutarın Türk parası bazında 500 milyonu bulacağı tahmin ediliyor. Biz de Fırat gazetesi olarak, Belediyenin böyle bir borcu kaldırıp, kaldırmayacağı, böyle bir borçlanma altına girilmesi durumunda şehre gelecek yıllarda nasıl etkiler bırakacağını ve borçlanma dışında başka çözüm önerilerinin neler olacağını muhalefet partileriyle konuştuk. İşte muhalif kanadın bu konudaki görüşlerinin detayları…

80 MİLYON EURO’YU CUMHURBAŞKANLIĞIN ÖDEMESİNİ BEKLİYORUZ’

CHP İl Başkanı Zeki Kaplan,“Rakam bizim gözümüzü korkutmaya başladı. Biz belediyelerimizin kimseyi ayırmaksızın hizmet etmesini istiyoruz. Amacımız da belediyelerin kendi illerini güzelleştirmesi, sosyal faaliyet alanlarını genişletmesi ve alt yapı gibi sorunları halletmesi gerekir. Bunu yapması içinde belli bütçeleri ihtiyacı vardır. Elazığ’ın gelişmesi için daha büyük projelere ihtiyacı var. Ama kaç zamandır şehrin içindeki Çimento Fabrikası ile uğraşılıyor. Kent konseyi ve diğer Sivil Toplum Kuruluşlarının da gündeminde bulunan Çimento Fabrikası sorunu bir türlü neticeye ulaşmadı. Şimdi de kaldırılması için büyük paralar gündem de. Kentimizin daha da güzelleşmesi için fabrikanın kaldırılması şart. Ama bunun yanında da orada çalışan vatandaşlarımızın da mağdur olmaması gerekiyor. Bu fabrika kaldırılırken, en asgari zarar ne ise ona göre hareket edilmeli. Çimento Fabrikasının kaldırılması için 80 milyon Euro gibi bir para gündem de ve bu paranın Belediye tarafından ödeneceği gibi bilgiler var. Yani bu tür şeyler konuşuluyor. Aslında Çimento Fabrikasının kaldırılmasını istemiyoruz. Başka bir yere taşınarak, şehre daha az zarar veren bir bölgede konuşlandırılması gerekiyor. Daha önce fabrikanın kaldırılması için 150 milyon Euro’dan bahsediliyordu. Tam net rakamı bilmiyoruz. Ama her şeyden önce 80 milyon Euro çok büyük bir para. Bu para Türk parasına çevrildiğinde 330 milyon ediyor.  Faiziyle hesaplandığında bu oran neredeyse 500 milyona tekabül ediyor. Belediyemizin bu yükü nasıl kaldırılacağı hususunda tereddüt ediyoruz. Belediyemizin zarara girmesini istemiyoruz.  Belediyenin 2016 tarihli bütçe gelirleri 305 milyonken, giderleri ise 319 milyon tutarındaydı. Yani 14 milyon zararla kapattığını söyleyebiliriz.  Bir de böyle bir yükün altına girdiğini düşünürsek, asla çıkması mümkün görünmüyor. Bu da yıllarca Elazığ’ı geriye götürecektir. Ve bu borcun kapanması mümkün olmayacaktır. Belediye böyle bir şey yaptığı taktirde bu borcu ödemek için suya, çevre vergisine, emlak vergilerinin yükseltilmesi gerekir. Bunun dışında alt yapı, kavşak ve diğer akla gelebilecek bütün çalışmalarını da durdurması gerekecektir. Benim tavsiyem de şu; Birçok örtülü ödenekler var. Özellikle Cumhurbaşkanı makamının birçok ödeneği var. Cumhurbaşkanımızda fabrikanın kaldırılması taraftarı. Biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın bu fabrikayı Cumhurbaşkanlığı Bütçesinden ödeyip bu yükü belediyeden alırsa hem vatandaşımız sevinir. Hem de belediye zarara görmemiş olur. Biz Sayın Cumhurbaşkanımızın bu 80 milyon Euro’yu ‘Biz ödeyeceğiz demesini bekliyoruz’” açıklamalarında bulundu.

‘PARA VERİP YOLLAMAK BİR METOT DEĞİL’

Çimento Fabrikasının kaldırılması için alternatif yolların denenmesi gerektiğini ifade eden MHP İl Başkanı Oğuzhan Demir, “Elazığ’ın öncelikli sorunları arasında olan, Çimento Fabrikası geçmişte ne faydalar sağlamış ne zararlara uğratmış bunun bilinmesi gerekiyor.  Şu an ilimize yararlı mı yoksa, hala zarar vermekte midir? Bunları bir bütün olarak ele almamız gerekiyor. Sonuçta bir yıl içinde ayyuka çıkan bir söylenti var. Ama bu fabrika aynı zamanda 60 yıl bu kente hizmet etmiştir. Dönem dönem taşınması gerekir söylentileri var. Ama son bir yıldır sanki şehrin önündeki tek sorunmuş gibi gösteriliyor. Bu bana biraz manidar geliyor. Ama öyle böyle bu fabrika Elazığ halkı için taşınması gereken bir sanayi tesisi. Yani bu konuda bizim hiç şüphemiz yok. Elazığlılarında ortak görüşü fabrikanın taşınması yönünde. Taşınması nasıl yapılmalı, hangi şartlarda sağlanmalı buna kafa yorulmalı. 2014 yıllında siyasi partilerin göstermiş olduğu adayların hemen hemen hepsi Çimento Fabrikasının kaldırılması yönünde projeleriyle gelmişlerdi. Onlardan biri mevcut Belediye Başkanımız Mücahit Yanılmaz Bey. Bu seçim vaadinde vardı. Ama seçimde Elazığ Çimento Fabrikası Elazığlılara gelecek yatırımları oraya aktararak kaldırılması söz konusu değildi. Yani deyim yerindeyse elin İtalyanlısına fabrika kurarak, Elâzığ’ın geleceğini ipotek altına alarak yapacağım demedi. Şimdi para verip yollamak bir metot değil. Zaten adamların beklentisi de o yeni bir fabrika kurun oraya taşınırım diyor. Onu devlet yaptıktan sonra bu kamudan çıktıktan sonra ne anlamı var. Bunun örnekleri Trabzon ve Afyon illerinde var. Fabrikaların alt yapısını hazırlayarak, tesise arazi sağlayarak, teşvik ederek, kısmı bütçe ayırarak veya kısmı vergilerden muaf tutarak, değerli arsalar vererek şehrin içinden taşınmışlar. Bunlar ne Belediye ne de devlete yük edilmiştir. Bu iş bu şekilde halledilebilmiş” dedi.

‘SADECE ÇİMENTO FABRİKASINI DEĞİL İKİZ KULELERİ DE GÖRMELİYİZ’

Elazığ’ın öncelikli sorunlarının başında imar geldiğini vurgulayan Başkan Demir, “Mevcut Belediye Çimento Fabrikasını kaldırmayı düşünüyor ama bir taraftan ise şehrin göbeğine dönüşü mümkün olmayan 30 katlı binaların yapılmasına izin veriyor. Yani sadece Çimento Fabrikasını değil, onları da görmek lazım. Elazığ deprem kuşağında. 30 katlı binalar bildiğiniz kum zemin üzerine inşa edilmiş durumda. Şehrin her yerinden görünen silüet, hilkat garibesi gibi tam ortada duruyor. Bu anormallikleri de görmek lazım. Çimento Fabrikası er geç kalkacaktır. Ama bu tür yapılar şehirle birlikte yaşamaya devam edecektir. Şehir bu şekilde imarlaşmaya devam ederse bunun dönüşümü mümkün olmaz. Olası bir can kaybında vebalin kimin boynunda olacağını da bilemeyiz. Biz araştırmalarımızda mevcut ikiz kulelerin zemininin o tür bir yapıya kesinlikle müsaade etmediğini gördük.  Fore kazıklarının da bir anlamı yok. Çünkü zemin kumdan oluşuyor. Yüksek bir yerden bakıldığında Çimento Fabrikası ne kadar kötü görünüyorsa, ikiz kulelerde o kadar kötü görünüyor. Yani bu tür binaların önüne de geçmek gerekiyor. Hedefi sadece Çimento Fabrikası gösterip, şehrin geri kalanında böyle garip işleri de göz ardı etmemek gerekiyor. Şehir bir bütündür.  Bu tür yapılanmaya izin verildiğinde şehir planı berbat bir şeye dönüşür. Sonuç olarak burası deprem bölgesi. Zemin hiç ama hiç uygun değil. Siyasiler iradesini ortaya koyacak. Sonuçta bu millet 4 tane AK Partili vekil seçmiş. Belediye AKP’li şehrin menfaatlerini savunsunlar. Çünkü bunlar yetkilendirilmiş insanlar. Devlet tarafından görevlendirilmiş bürokratlar var. Elâzığ’ın Valisi var.  Çevre yönetme yetkisini sahip insanlar bir araya gelecekler. Şehir adına söz söyleme yetkisi kimdeyse, onlar konuşacaklar. Mevcut Belediye Başkanı kaldıracağına söz vermiş. Ama Elazığ’ın öz kaynağıyla değil. Çözüm bekliyoruz. Arsa mı tahsis eder, alt yapısını mı yapar, mevcut arsasını mı değerlendirir bunlar onun bileceği işler. Ama bu öz kaynaklarımızla yapılmamalı. Bana sordukları zaman şunu söylüyorum. Fabrikanın mevcut 200 dönümlük arsası var. Diyelim bugün 5 milyon lira eder. Ama belediye isterse imar değişikliğiyle beraber, oranın değerini 30-40 milyona çıkarabilir. Bu da yaklaşık olarak 10 milyon Euro eder. Haricen bir yer tahsisinde bulunulursa, alt yapı götürülürse orası kıymetlenir. Orası da yaklaşık 15 milyon Euro civarına çıkar. Bunlar hep maliyetten düşecek. Çünkü sonuç olarak bir fabrika kurulacak. 60 yıllık bir fabrikadan sıfır bir fabrika inşa edilecek. Yani adamlarda elini cebine atacak. 25 milyon civarında fabrikanın alt yapı modernizasyonu var sonuç itibariyle. Hepsini toplayınca geriye kalan masraf en fazla 30-35 milyon Euro olur. Bunun 10 milyon Euro’su belediye karşılarsa geriye bir şey kalmaz. Diğeri Fabrikanın yoludur, altyapısıdır, çevresidir, Bakanlığın vergiden muaf etmesiyle bu borcun karşılanması yapılabilir. Belediyenin ortalama 300 milyon bir bütçesi var. Ve tek seferde gidip 350 milyon bir kredi çekilirse bu kredinin geri ödemesi yaklaşık olarak 500-600 milyona denk gelecektir. Bu şekilde ileriye dönük bütün yatırımlardan mahrum kalabilir. Kalır demiyoruz. Kalabilir. Çünkü ortada net bir durum yok. 2014 yılında seçim vaadinde bulunan Belediye Başkanı çıkıp nasıl kaldırılacağını açıklayacak. Çünkü bu konuda bilgi sahibidir. Çıkıp projesini gösterecek ve biz bu şekilde taşıyacağız demeli. Bunu bakanlık taşısa da sonuç olarak halkın kesesinden çıkacaktır. Ama bu fabrika karşılıklı fedakarlıklar yapılarak kaldırılmalı”dedi.

‘FABRİKA NEREYE TAŞINACAK?’

Mevcut fabrikanın sağa sola rant sağladığı iddialarının da olduğunu sözlerine ekleyen Demir konuşmasını şöyle sürdürdü:  “Bu iddianın kimler hakkında olduğunu bilmiyorum. Ama zannedersem geçmişte baskı yaparak bazı şeyler yapılmış. Gazeteci arkadaşlarımızı veya Sivil Toplum Kuruluşlarını zan altında bırakmak da güzel değil ama demek ki ortada böyle bir şey var ki bu kadar gündeme gelebiliyor. Peynirli ekmek ve isot kebabı ikram ediyorlar. Ve 6.sı düzenleniyor. Haddi bu yıllı geçtik. Bu yıl ayyuka çıktı. Bundan önceki 5 yılda oraya katılan adamlarda elini vicdanına koyacak. Diyecekler ya bu fabrika İlimize zarar veriyor. Madem zehir soluyorsa ben burada ne arıyorum demeli. Yani 1. Etkinlikten 5. Etkinliğe katılmış olan hiç kimse fabrika hakkında konuşma hakkına sahip değil bana göre. Sen gidip adamın ikramını kabul edeceksin. Adamı her türlü muhatap olarak kabul edeceksin. Sanki bir sosyal faaliyet yapıyormuş, Elâzığ’a hizmet ediyormuş gibi göstereceksin. Ondan sonra bu fabrika kalksın diyorsan, ona göre gardına alacaksın, tavrını ortaya koyacaksın. Bu yıl festivale katılanlar ne kadar vebal altındaysa, daha önceki etkinliklere katılanlarda vebal altındandır. Yığınkililer etkinliğini tertip edenler gidip başka bir yerde yapabilirlerdi. Hem Çimento Fabrikası bana zarar veriyor diyeceksin, hem de Çimento Fabrikasının imkanıyla etkinliği kutlayacaksın. Bu çok akılla örtüşmüyor. Biz katılmadığımız için bunu eleştirebiliriz. Katılmayı da uygun görmedik. Çünkü o fabrikanın orda olması bana göre yanlış. Ama fabrikaya da hemen çık git demek de yanlış. Ama zehir saçıyor demekte yanlış. Çünkü böyle bir cümle Elazığ Valisini, Elazığ Belediye Başkanını, Çevre Sağlık Müdürünü, yani denetleme yetkisinde kimler varsa bu cümle bu saydığım kişilerin hepsini zan altında bırakıyor. Bu de demek oluyor ki Çimento Fabrikasını şehirde bulunan hiçbir bürokrat ve siyasetçi dokunamıyor demektir. Yani zarar verdiği halde kaldıramıyor demektir.  Bu konunun muhatapları karşılıklı mutabakata vararak, kısa bir zamanda yükün büyük bir bölümünü arsa tahsisi yaparak, mevcut firmada yatırım yapacağı parayı yeni fabrikaya harcayarak yapmalı. Çünkü fabrika yepyeni bir tesis sahibi olacak. Şehrin göbeğinde o kadar büyük bir sanayi tesisi olamaz. Hele bu taşıyanlar bir de yerini bulsunlar. Bunlar hiç konuşulmuyor. Eğer Meryem dağının eteklerine taşıyacaklarsa, Abdullahpaşa da oturan bir adama şu an Çimento Fabrikası 10 kilometre uzaklıkta. Oraya taşınırsa, bu 5 kilometreye düşecektir. Bu fabrikanın nereye taşınması planlanıyor. Şehre kaç kilometre uzak olacak. Bunların hepsi önemli bilgiler. Yani her kafadan bir ses çıkarsa, böyle ortada garip bir durum olur. Herkesin hakkı gözetilerek yapılacaklar en kısa yapılmalıdır” İfadelerinde bulundu.

‘BÖYLE BİR HATA YAPILIRSA BELEDİYE 10 YIL İPOTEK ALTINA GİRER’

Saadet Partisi İl Başkanıİbrahim  Hacıbekiroğlu ise, “Çimento Fabrikasının 80 milyon Euro karşılığında Belediyenin kaldırabileceği konuşuluyor. Bu konuda hala bir netlik yok. Belediye de böyle bir açıklama yapmış değil. Toplumun bütün katmanları bu konuyu kendi aralarında konuşuyor. 80 milyon Euro’nun tekabül ettiği Türk parası neredeyse 330 milyon liraya denk geliyor. Tabi biz Belediyenin yıllık gelirine de baktık. 305 milyon görünüyor. Gideri ise 319 milyon. Yani bir birini karşılamayan bir miktar söz konusu. Yani şunu söyleyebiliriz. Elazığ belediyesi böyle bir hata yaparsa, takriben 10 yıl boyunca bir ipotek altına girer. Elazığ Belediyesi halkın sosyoekonomik yapısını düşünmeden hareket etmemeli. Belediye kendisine gelen parayı çimento fabrikası için kullanırsa tarih bizi affetmeyecektir. Büyük bir hata olur. Ben Mücahit Yanılmaz beyin, ekibinin ve Belediye Meclis Üyelerinin bu hataya düşeceklerine inanmıyorum. Ben buradan sadece arkadaşlarımı uyarıyorum. ‘Siz böyle bir hata yaparsanız, ne Elazığ kamuoyu sizi affeder ne de tarih sizi affedecektir.’ Cumhurbaşkanı, Mücahit beye plaket verirken,Çimento Fabrikasının kaldırılması için talimat verdi. Kalkınma Bakanı ile de görüşüldü. Yani cidden bu bir sorunsa, şehrimize sorun çıkaran ve sağlığı tehdit eden bir fabrikaysa, Belediye dışarıda bırakılıp iktidardaki mevcut olan hükümetin bu işe el atması gerekiyor. Çünkü hükümetin bu konudaki imkanları buna müsaittir. Bu bir hizmettir. Bu konuda Elazığ Belediyesinin bütçesine yüklenilemez. Bu çok ağır bir yük olur. Biz Saadet Partililer olarak bir fabrikanın kalmasından kesinlikle yana değiliz. Biz bütün ömrümüzü sanayi diye diye geçirdik ve bu günlere geldik. Bizim tek gayemiz istihdam sağlamak. Katıldığım toplantılarda söyledim. Eğer bu fabrika şehri kötü yönde etkiliyorsa, kaldırılmalıdır. Ama parasını ödeyerek, şehrin başka bir bölgesine gönderilmelidir. Fabrika Elâzığ’a hizmet etmeye devam etmelidir. Ama belediye böyle bir borç altına girmemelidir. Yine tekrar ediyorum. Mücahit bey, ekibi ve MHP İl Encümenlerinin bir görevi var. Kesinlikle Elazığ’a hizmet konusunda kafa yormaları gerekiyor. Elazığ Belediyesini böyle korkunç bir borcun altına koymamaları gerekiyor” açıklamalarında bulundu.

GÖKÇE, KONU HER GEÇEN GÜN YENİ BİR BOYUT KAZANIYOR

Büyük Birlik Partisi İl Başkanı Alpay Gökçe de Çimento Fabrikasının Elazığ Belediyesi tarafından 80 milyon Euro kredi çekilerek taşınmasına ilişkin tartışmalara müdahil oldu. Böyle bir durumun Belediyeyi büyük bir borç yükü altına sokacağını belirten Gökçe, bu borç yükünün ise şehrin gelişimini olumsuz yönde etki edeceğini ifade etti. Gökçe, Yaklaşık 3 yıldan bu yana şehrin merkezinde bulunan Çimento fabrikası gündemimizi önemli ölçüde meşgul ettiğini belirten Gökçe, “Konu her geçen gün yeni bir boyut kazanmakta ve gelişmelere gebe kalmaktadır. Öncelikle konu ile alakalı olarak kaydedilen aşamalardan dolayı memnuniyet duyduğumuzu ifade ediyor, konunun muhataplarının özel ve samimi çabalarını takdirle karşılıyoruz. Gelinen noktada bir takım STK yöneticilerinin açıklamalarından olayın seyri hakkında yeni bilgiler edinmiş durumdayız. Kamuoyunda oluşan algı ve STK’ların açıklamalarından anladığımız kadarı ile fabrikanın taşınmasının Belediyenin 80 Milyon Euro gibi dudak uçuklatan bir kredi çekmesi ile çözüm yoluna gidileceği zikredilmektedir. Durum tam olarak bundan ibaret mi yoksa değil mi bunun cevabını henüz tam olarak konunun taraflarından olan belediyenin net bir açıklaması olmadığı için netleştirebilmiş değiliz” dedi.

 ‘KALICI VE DOĞRU BİR ÇÖZÜM ŞARTTIR’

“Bir sorunun çözümüne giderken diğer tarafta olumsuz bir tabloya davetiye çıkarılmasını doğru bulmuyor sakıncalı görüyoruz” diyen Gökçe, “Eğer bahse konu olan fabrikanın varlığı gerçekten insan sağlığına, hava ve çevre kirliliğine, bir tehlike arz ediyor, şehrin estetik dokusunu olumsuz bir yönde etkiliyor ise elbette kalıcı ve doğru bir çözüm şarttır. Kamuoyunun beklentisi de verilen tepkilerden gördüğümüz kadarı ile bu yöndedir. Bir çözüm mutlaka olmalı bu noktada hemfikiriz lakin şeklinin böyle olması yönündeki ciddi endişelerimizin olduğu da aşikardır. Böylesi bir yöntem ile atılacak adımın tekrar gözden geçirilmesinin daha doğru olacağını ifade ediyor tarafları diğer alternatifler üzerine yoğunlaşmaya davet ediyoruz. Afyon ili ve Karadeniz bölgesi içinde de bulunduğumuz duruma emsal teşkil eden fabrikalar vardır ve sorunun aşılması ilgili mercilerin yer tahsisinin ötesine geçmemiş belediye bütçelerinden karşılanmamıştır. Buna benzer koşulların ilimizdeki durum içinde geliştirilmesinin elzem olduğunu düşünmekteyiz. Belediyemiz sorunun ortadan kalkması noktasında elbette yer tahsisi ve buna benzer birçok noktalarda misyon üstlenebilir. Buna kimsenin bir diyeceği yoktur olamazda. Aksi bir durum sorunun ortadan kalkması samimiyetine gölge düşürür. Halkımız, fabrika çalışanları, işletme sahipleri mağdur edilmeden bir formül geliştirilmelidir. Şehrin iktidar ve muhalefet partileri, STK’lar ve tüm muhataplar ortak akıl üreterek çözüm odaklı hareket etmelidir” diyerek, konunun takipçisi olacaklarını aktardı.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Haber Scripti: Medya İnternet