Hayalin eseri: Edebice Dergisi

Bu haftaki tanıtacağımız dergimiz Samsun ilimizin Bafra ilçesinden yayım hayatına devam edip ülkemize yayılan dergilerden olan EDEBİCE dergisi…

Hayalin eseri: Edebice Dergisi Röportaj

Röportaj: Muhammet Yalçın AZİZOĞLU

Dergiler var olduğu günden günümüze kültür sanatın lokomotifi olma yolunu seçmiştir. Bu zorlu görevi layıkıyla yerine getiren ülkemizde birçok dergi mevcuttur. Bunların bir kısmı yayın hayatını durdurmuş bir kısmı da zorluklara direnerek yayın hayatını sürdürmektedir. Ülkemizde kültür sanat çalışmalarında özel bir yeri olan şehrimizde faaliyet gösteren Fırat Gazetesinde kültür sanat sayfamızda ülkemizde yayım yapan dergileri okuyucularımıza ve bu şehrin genç kuşaklarına tanıtma amacında olacağız.

Bu haftaki tanıtacağımız dergimiz Samsun ilimizin Bafra ilçesinden yayım hayatına devam edip ülkemize yayılan dergilerden olan EDEBİCE dergisi… Bu minvalde sorularımızı derginin Genel Yayın Yönetmeni Yaşar VURAL Bey’e sorduk.

EDEBİCE dergisinin kurulma amacı ve kurulma öyküsünü öğrenebilir miyiz?

Öncelikle Elazığ ilimizin bu güzide gazetesinde bize kendimizi anlatma imkânı verdiğiniz için size ve gazetenize çok teşekkür ederim. Kültür ve sanata verdiğiniz emek ve önem dolayısıyla da sizleri ayrıca tebrik ediyorum.

Edebice, öncelikle hayalin eseridir. Dergiyi çıkarma fikrim esasında yıllar öncesine dayanır. Üniversite yıllarımda kurduğum bir edebiyat dergisi çıkarma fikrini ancak 2016’nın mayıs ayında gerçekleştirebildim. Edebice’den önce çalıştığım okullarda “Kurşun Kalem, Gençkal” gibi okul dergilerinin yanı sıra şimdi Edebice’de birlikte çalıştığımız Sabit Bayar kardeşimle Bafra Ülkü Ocakları bünyesinde yayın yapan “İlteriş” adlı dergimizi çıkarmıştık. Ancak bu dergiler, benim yıllarca içimde büyüttüğüm ve çıkarmayı düşündüğüm bir edebiyat dergisi hüviyetinde değildi. Hayalimdeki dergiyi çıkarmak için uygun şartlar ve imkân ancak geçen yıl mayıs ayında oluştu ve arkadaşlarımızla dergimizi çıkarmak için çalışmalara başladık. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Emre Çelik, Sabit Bayar, Yunus Emre Uyar, Tuğçe Nur Kesin dergimiz ilk sayısında, yayın ekibimizde olan arkadaşlarımızdı ve diyebiliriz ki benimle birlikte dergimizin tabir yerindeyse “Kurucular Kurulu” üyeleri arasındaydılar. Sabit Bayar ile dergi çıkarma fikrini ismini verdiğim diğer arkadaşlarımıza ilettiğimizde memnuniyetle karşıladılar ve derginin ilk sayısının mutfağında yer aldılar. İlk sayısının diyorum çünkü sonraları dergimizin mutfağında yer alan arkadaşlarımızın sayısı arttı ve bizimle aynı rüyayı gören, edebiyat aşkına sahip başka arkadaşlarımız da bize katıldılar; Muhsin İlhan, Elif Aybike Büyükyılmaz, Mustafa Tuğrul Çolak, Numan Altuğ Öksüz deyim yerindeyse şimdi dergimizin mutfağında yer alan isimler. Bunun yanında isimlerini burada zikredemediğim derginin doğrudan mutfağında olmayıp, dergimizin merkezinin dışında bizimle birlikte olan desteğini bizden esirgemeyen genç arkadaşlarımız, hocalarımız, gönül dostlarımız da var. Hiçbir maddi beklenti gözetmeksizin, dergimizin çeşitli illerimizdeki temsilci ve sorumlusu olan arkadaşlarımız var. Sizin vasıtanızla hem onları anmış hem de teşekkür etmiş olayım.

Dergimize neden “Edebice” adını verdiğimizi açıklamamız gerekirse, esasında bu isimle 2013 yılında kültür sanat alanında yayın yapan bir internet sitesi kurmuştum. Siteye “Edebice” adını vermekteki amacım da ileride aynı isimle yayın yapacak bir dergi çıkarmayı düşünmem sebebiyledir. Yani, “Edebice” ismi yıllardır kafamda olan bir isimdi ve dergiyi çıkarmadan 3 yıl önce internet sitesini kurmuştuk. Nihayet Mayıs 2016’da da “Edebice” basılı olarak da yayın hayatına başlamış oldu.

EDEBİCE dergisinin manifestosunda olmazsa olmazlar nelerdir?

‘YENİ’NİN PEŞİNDEN KOŞTUK

Manifesto, bir derginin yayın hayatına başlarken “biz kimiz ve amacımız ne?” sorusunu açıklığa kavuşturduğu bir bildiridir. Çünkü en başta söyleyeceğiniz sözler en bağlayıcı sözlerdir. Dolayısıyla yayın hayatına başlarken, neyle başlayacağımız nasıl başlayacağımız soruları ve yazacağımız manifesto zihnimizi epey meşgul etti. Yani okuyucuya ne söylemeliydik? Söyleyeceklerimiz gerçekleştirilemez hayallerden mi ibaret olmalıydı, yoksa hakikaten inandıklarımızı mı yazmalıydık? Elbette ayağı yere basan fikirler ve ideallerle yola çıkmalıydık ve manifestomuzu da öyle oluşturduk. Çıkış sloganımız “Güneş altında söylenmemiş söz var ve her söz sahibini arar!” oldu. Bizim bu sözü slogan olarak belirlememizde ana etken “Güneş altında söylenmemiş söz yoktur!” ifadesiydi. Yeryüzünde her şey söylenmiş olsaydı o zaman her şey tekrara düşmüş demekti ki, bu tekrar edebiyatın doğasına, yaratıcılığına aykırıdır! Bu sebeple biz “yeni”nin peşinden koşmalıydık. Ama bu “yeni” yinelenmeyen bir “yeni” olmalıydı. Bildirimizi (manifesto da diyebiliriz) noktalarken şöyle demiştik:

“Biz, iyi niyet ötesi bir yerde durma kararlılığındayız. Edebiyatın da sanatın da nicelikçe de nitelikçe de iyileşip çoğalması için yola çıkıyoruz. Var olandan başlayıp yeni şeyler söylemenin, var olanı da tazeleyip, cilalamanın zamanı gelmiştir. Var olana da, var olacağa da bir “edebîce” dokunuş gerek. Edebîce düşünüş, edebîce hissediş ve edebîce ifade ediş… Güzel, ancak bu yanıyla güzeldir. Derinliksiz, hazmedilmeden idraklere yerleşen edebiyat mahsullerin, insan bedenine yararlı olmayan gıdalardan bir farkı var mıdır?

Yeni olmak iddiası bir zaman sonra hükmünü kendiliğinden düşürür. Yunus misali her dem yeniden doğmaya adadık azim ve heyecanımızı.  “Yeni” iddiamız hükümsüz kalmasın, yinelenen bir “yeni” olmaktan ziyade yeniden bir “yeni” olmaktır bizimkisi.  Onun için “Her dem yeniden yazarız, bizden kim usanası!”

Buradan da anlaşılacağı üzere tekrara düşmemek, yeni şeyler söylemek, sanatı gerek nicelik gerekse nitelik açısından yücelmesi, çoğalması olmazsa olmazlarımızdandır. Arzu eden dostlarımız edebice.net adlı sitemizde “Niçin Edebice?” adıyla yayımladığımız bildiriyi okuyabilirler.

EDEBİCE dergisi yayın hayatına başladıktan günümüze kadar kaç şair ve yazar ile çalışmıştır?

Bu soruyu cevaplamak için dergi sayfalarını epey karıştırmam gerekecek. Tek tek saymam şu an için mümkün değil ama dergimizde sık yazan şair ve yazarlarımızdan örnek verebilirim. Dergimizin ilk sayısından beri bir iki sayı hariç her sayı şiirini yayımladığımız kıymetli dostumuz Hakan İlhan Kurt, değerli büyüğümüz ve şairimiz Mehmet Ali Kalkan, Yağmur Tunalı, Fazıl Ahmet Bahadır, Saliha Değirmenci Yavaş gibi tanınmış isimlerin yanında genç şairlerimizden de birçoğunun şiirini yayımladık. Her sayıda ortalama on, on bir şiir yayımlıyoruz. Bunun yanında makale, deneme, araştırma, öykü, eleştiri türlerinde de her sayıda olmasa da ilk sayıdan itibaren yazılarını yayımladığımız Prof. Dr. Şaban Sağlık, Prof. Dr. Nurullah Çetin, Prof. Dr. Şahin Köktürk, Prof. Dr. İskender Öksüz, Doç. Dr. Hasip Saygılı, M. Halistin Kukul, Ali Bademci, Metin Savaş, Dursun Kuveloğlu, Hakkı Suat Yılmazer, Misli Baydoğan ve ismini burada zikredemediğim daha birçok dostumuzun ilk sayımızdan itibaren yazılarına yer verdik. Mesela en son sayımızda (8. Sayı) 32 şair ve yazarımıza yer vermişiz. Her sayıda ortalama 30 yazı desek 8 sayı sonunda 270 yazı eder. Bunların bazıları dediğim gibi bir iki sayı hariç hepsinde yazdı. Yani iki yüzün üzerinde yazar ve şairimizle çalışmış olmalıyız.

EDEBİCE dergisi yayın ekibinin günümüz dergiciliği hakkındaki görüş ve düşünceleri nelerdir?

“DERGİLERİN VARLIĞI KÜLTÜR BAHÇEMİZİN FARKLI KOKAN ÇİÇEKLERİ GİBİDİR”

Sizin en başta da belirttiğiniz gibi, edebiyat dergileri özellikle 19. yy. sonları ile 20. yy.da kültür ve sanatın lokomotifi olmuşlardır. Ancak günümüzde bu lokomotif vazifesi elinden alınmış gibi görünmektedir. Özellikle sosyal ağların hızla yayılması, sanal ortamların sunduğu imkânlar basılı dergilere olan rağbeti biraz azaltmış görünüyor.  Bunun yanında basılı materyal okuyanlar arasında dergi özellikle de edebiyat dergisi takip edenlerin sayısının çok olmadığı sizin de malumunuzdur. Bütün bu olumsuzluklara rağmen edebiyat dergileri sanal dünyamızda gerçek bir abide olarak, ayağı toprakta başı gökte bir ağaç gibi uzamakta dal budak salmaktadır. Köklü edebiyat dergilerinin yanında bizim gibi yeni yayın hayatına başlayan onlarca yerel veya ulusal ölçekte edebiyat dergisi var. Bunların az da olsa takipçileri var. Anadolu’da merkez ve diğer ulusal medyanın devasa imkânlarını saymazsak, diğer yerel ve ulusal edebiyat dergilerinin çok kolaylıkla ayakta kaldıklarını düşünmüyorum. Ama bu dergilerin varlığı kültür bahçemizin farklı kokan çiçekleri gibidir. Her biri aynı profesyonellikte değil elbette. Ama birçok yeni isme imkân veriyor ve çiçeği burnunda birçok yazar ve şair adayına kendilerini gösterme fırsatı sunuyor. Sadece bu açıdan bakıldığında bile bu dergilerin kültür ve sanatımıza yaptıkları katkı paha biçilemez.  Edebice dergisi ekibi olarak dergiciliğin zorluklarını çok iyi biliyoruz ve bu sahada mücadele eden her derginin desteklenmesi gerektiğini söylüyoruz. Hatalar, eksiklikler, yetersizlikler olabilir ama bunlar amacın ulviliğine leke sürmez; güzellik adına, edebiyat adına kalem oynatan ve bu kalemleri sayfalarına taşıyan kim varsa hepsine şükranlarımızı sunuyoruz.

EDEBİCE dergisinin mutfağı nasıl işlemektedir?

Evet, bu “mutfak” benzetmesi derginin hazırlanmasında emeği geçenleri ifade eden bir tanımlama olarak son zamanlarda çok kullanılıyor. Hakikaten, derginin yazılarının toplanması, derlenmesi, değerlendirilmesi, tasarımı, onaylanması sonra elde edilen ürünlerin basılması bir yemeğin mutfakta hazırlanması gibi. Bizim mutfağımızda da iş bölümü var. Samsun’daki ekibimizle her sayı öncesi buluşuruz ve yazıların değerlendirmesini yaparız. Bunun dışında mutfaktaki her arkadaşımız kalben bizim yanımızda olsa da bedenen başka illerde bölgelerde çalışanlar var. Bu noktada devreye teknoloji giriyor ve sosyal ağlar ve telefon vasıtasıyla yazılar onlar tarafından da incelenip değerlendiriliyor. Yayımlanmasına karar verilen yazıların düzeltmesi görevlendirdiğimiz arkadaşlarımızca yapılıp e-posta hesabımıza gönderiliyor. Derginin mizanpaj ve tasarımı yapıldıktan sonra çıktıları alınır son kontroller yapılır. Uzaktaki dostlarımıza çıktılar PDF olarak gönderilerek, onların da son kez kontrol etmeleri sağlanır. Bu şekilde muhtemel yazım ve baskı hatalarının önüne geçmeye çalışılır.

Çalışma sistemimizin esasını görev bölümü oluşturur. Her arkadaşımız ilgi ve yeteneğine göre bir alan seçer. Mesela şiiri seven ve şiirle meşgul olan arkadaşımıza şiir editörlüğünü, öykü yazan ve tekniğine hâkim olan arkadaşımıza da öykü editörlüğünü verdik. Bu şekilde diğer yazı türleri için de editörlerimiz var.

EDEBİCE dergisinin geleceğe yönelik plan ve programları nelerdir?

“KÜLTÜR SANAT ÖDÜLLERİ” DÜZENLEMEK İSTİYORUZ

Bir edebiyat dergisinin en öncelikli hedefi “uzun soluklu” olmaktır. Sonsuza kadar belki gidemeyiz ama tabir yerindeyse “sonuna kadar” gidelim istiyoruz. Niteliğimizi bozmadan ve okuyucu kitlemizi arttırarak yolumuza devam etmek öncelikli hedefimizdir. Sonra ilk yılımızda yaptığımız okur yazar buluşmalarımızı, panellerimizi sürdürmek, ulaşamadığımız il ve ilçelere ulaşmak istiyoruz. Edebice dergisi olarak “Kültür Sanat Ödülleri” düzenlemek istiyoruz. Bu amaçla yılın şairi, öykü, deneme, eleştiri, makale gibi türlerde yazan yazarları ayrı ayrı belirleyip “Edebice Ödülleri” adıyla ödüllendirmek istiyoruz. Tabi bunların hepsi zaman ve imkân meselesi. Ama imkânsız değil…

EDEBİCE dergisinin yazar yetiştirmede dergilerin mektep boyutu hakkında ki düşünceleri nelerdir?

“DERGİLER BİR SAHNE GİBİDİR”

Bu soru ile ilgili olarak söyleşimizin başında birkaç söz söylemiştim, önemine binaen tekrarlayayım. Dergiler özellikle edebiyat dergileri bir okuldur. Bu doğru. Öğrenen ve öğretenin, usta ve çırağın buluştuğu bir okul. Ulu ağaçların altında yüzlerce taze fidan yetişir. Dergi bir ormansa, bu ormanın ulu ağaçları ve fidanları o ormanın ustaları ve çıraklarıdır. Edebiyat dergisi okuyucu ile edebiyatçı, yazar veya şair arasında da bir köprü bir bağlantıdır. İster e-dergi isterse basılı dergi olsun bu gerçek hiç değişmez. Dergiler bir sahne gibidir. O sahnede, ustalar da kendini gösterir, yeniler de. Usta yazarların bilgilerinden, yaratıcılığından, edebi üstünlüğünden istifade edilirken, yazar ve şair adaylarına da bu meydanda bir şans verilmiş oluyor. Onlar da bir nevi edebiyat meydanına dergiler vasıtasıyla görücüye çıkmış oluyorlar. Beğeni ve takdir toplama umuduyla…

Bazı dergiler rutin sayılar dışında özel sayılar çıkarmıştır. EDEBİCE dergisi özel sayı çıkarmış mıdır?

Edebice henüz özel sayı çıkarmadı, ancak dosya konusu ile okuyucumuzun karşısına çıktık. Dilaver Cebeci, Şehriyar dosyaları gibi…

Dergiler kültür sanatın lokomotif görevini üstlenmekte. EDEBİCE dergisinin bu amaçla yaptığı etkinlik ve çalışmalar var mıdır?

“BİR DERGİNİN EN ÖNEMLİ VASFI KENDİNİ OKUTMAYI BAŞARABİLMESİDİR”

Dergimizin okuyucu ile buluşması başlı başına bir kültür sanat hizmetidir. Bir derginin en önemli vasfı kendini okutmayı başarabilmesidir. Bunun dışında hem dergimizin tanıtımı hem de kültürel faaliyet olarak 5 kez okur yazar buluşması bir kez de panel yaptık. Okur yazar buluşmamızın ikisini Ankara’da, ikisini Samsun’da birini de Bafra’da yaptık ve bu etkinliklerimiz umduğumuzun üzerinde bir ilgiyle karşılandı. Bu çalışmalarımıza önümüzdeki dönemde de devam edeceğiz.

Ülkemizdeki dergiciliğin en belirgin sıkıntıları nelerdir?

Gelişmiş ülkelerin okuma oranlarının çok altında olduğumuz gerçeği her yıl çeşitli vesilelerle yüzümüze bir tokat gibi çarpılıyor. Bu kadar düşük okuma oranları içinde de dergi okuma oranları tabi ki çok daha düşük. Bence temel sorun futbola ve sosyal medyaya gösterdiğimiz ilginin onda biri kadar okumaya gösterilmemesidir. Bunun dışında basım ve posta maliyetlerinin yüksek olması, yeterli abone sayılarına ulaşılamaması diğer sıkıntılar olarak sayılabilir. Elbette başka sıkıntılarımız da var mesela yeteri kadar tanıtım yapılamaması. Basım maliyetini zor karşılayan edebiyat dergilerinin -Bu arada belirli çevrelerin çıkardığı dergileri bunun dışında tutmalıyım. Zira bu dergiler önemli oranda resmi veya özel destek görüyorlar. Bu sebeple bunların böyle bir sorun yaşamadıklarını düşünebilirsiniz.- tanıtıma ayıracak bütçelerinin olmadığını da çok rahatlıkla görebilirsiniz.

Elazığ Fırat gazetesinde dergisini tanıtmanın onurunu bize yaşatmış olmanızdan ve ülkemizde edebiyat sahasındaki kültür sanata katkılarından dolayı teşekkür eder yayın hayatında başarı kolaylıklar dileriz. Son sözü EDEBİCE dergimizin Genel Yayın Yönetmeni Yaşar Vural ‘a bırakıyoruz. Okuyucularımıza vermek istediğiniz son mesaj nedir?

“SANAL DÜNYA BİRÇOK KIYMETİ YOK EDİYOR”

İlk söz gibi son söz de etkili olmalı değil mi? Öyleyse son sözümüzü şöyle söyleyelim: Sanal dünya birçok kıymeti yok ediyor, birçok geleneği öldürüp, bazı edebî türleri de mazide tatlı bir anı olarak bırakıyor. Özelde edebiyat dergiciliği genelde bütün basılı yayımlar yavaş yavaş bu kaçınılmaz sona doğru gidiyor. Bunun farkındayız. Ama usta bir şairin kaleminden çıkmış bir şiiri bir dergi ya da kitap sayfalarına dokunarak, kitabın veya derginin kendine has kokusunu içine çekerek okumanın keyfini hiçbir şeyde bulamazsınız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Haber Scripti: Medya İnternet