“Tövbe Kadar Kara” Karatahta Edebiyat Dergisi

Türkiye’de son yıllarda okur sayısı düşüyor internet kullanıcı sayısı artıyor. İnsanlar sabah uyanır uyanmaz en az üç kanal da günlük gazeteleri okuyan programlar bulabilirler, işlerine giderken bayi ye uğrayıp bir su parasına bir gazete alabilirler. Ancak aynı durum dergi için geçerli değil. Ülkemizde de dergilerin eskiden bir okul işlevi gördüğünü, yeni düşünceler doğurduğunu, fikir tartışmaları yürüttüğünü biliyoruz. Düşüncenin ve hayatın merkezinde olan dergileri bugün baktığınızda nerede görüyorsunuz? 

“Tövbe Kadar Kara” Karatahta Edebiyat Dergisi Kültür-Sanat

Değerli okurlarımız bu anlamda sayfamızda her hafta ilimizde ve ülkemizde yayımlanan dergilere yer vermeye çalışıyoruz. Bu hafta Malatya’da yayım hayatını sürdüren, yayım hayatına yeni başlamış, çiçeği burnunda bir dergi; Karatahta Edebiyat Dergisi ile devam ediyoruz. Karatahta Edebiyat Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Servet Sürmeli’ye hepimizin merak ettiği önemli soruları sorduk ve çok güzel cevaplar aldık. İşte o röportaj; 

Derginiz yayım hayatına ne zaman, hangi amaçla başladı?

"GAYEMİZ, İÇİMİZE EĞİLİP OLABİLDİKLERİMİZİ VE OLAMADIKLARIMIZI FARK EDEBİLMEK, YAKLAŞILMASI GEREKENE YAKLAŞABİLMEK..."

Öncelikle edebiyat ve kültür anlamında yapılan veya yaplmak istenen çalışmaları görmezden gelen belki de gereksiz olduğunu düşünen bir toplum sosyolojisinde bu teveccühünüze karatahta dergisi adına teşekkürlerimizi sunmak istiyoruz. Dergimizin doğumundan bu yana yaklaşık iki yıl geçti. Yani 2015 yılında Malatya merkezli olarak yayım hayatına başladı. Dergimiz için halen çiçeği burnunda ifadesini kullanabiliriz sanırım. Mutfağında bir grup samimi gencin mesai yaptığı dergimiz manifestosunda "gayemiz içimize eğilip olabildiklerimizi ve olamadıklarımızı fark edebilmek, yaklaşılması gerekene yaklaşabilmek..."  ibarelerini barındırıyor. Burda özetlemeye çalıştığımız durum aslında şudur. Kelimeyle ünsiyeti olan, yazmak ve okumak adına içinde bir arzu büyüten, akıp giden zaman ırmağında bir şekilde tutunmaya çalışan veya bunun farkında olan yahut dünyaya alışamayan zihinleri/gönülleri birbirinden haberdar etmek birbirine destek kılmak amacıyla yola revan olmuş bir dergidir Karatahta…

Bugün baktığınızda dergileri nerede görüyorsunuz? 

“DERGİLER, AYNAYA BAKMA GEREKSİNİMİNİ KARŞISINDAKİ DOSTA BAKARAK GİDEREBİLEN İNSANLARIN ALTINA TOPLANDIKLARI ÇATIDIR”

Dergilerin kapsından, berisinden geçmiş olanların çok duydukları biz söz vardır. Merhum Cemil Meriç dergiler için 'hür tefekkürün kalesi' tabirini kullanır. Dolayısıyla kapanan, yayın hayatına son veren her dergi de bir kalenin daha elden çıkması demek. Kabul etmeliyiz ki enformatik gelişmeler son yıllarda alabildiğine ivme kazandı. Bundan 20-30 sene evvelki dergi, gazete, televizyon kanalı vs sayısıyla bugün arasında anlamlı bir fark var. Bunun tek başına iyi mi yoksa kötü mü bir şey olduğunu herkesin takdirine bırakalım. Soruya bir soruyla yanıt da verebiliriz. Düşünce ve hayatın merkezinde olma iddiasında olan dergiler bunun neresinde? Tüm bunlara rağmen gerek ulusal gerekse de yerel bazda olsun, dergilerin halen çok önemli bir işlevi olduğunu düşünüyoruz. Dergiler için “Aynaya bakma gereksinimi karşısındaki dosta bakarak giderebilen insanların altına toplandıkları çatı” diyebiliriz.

Dergi çıkarma fikri nasıl gelişti öğrenebilir miyiz?

Şöyle ki; ben ve şu anda dergimizin editörü Salih Erayabakan’ın bu yönde cılız teşebbüsleri olmuştu. Bu konuda heyecanımız vardı. Ama dergicilik adına çoğu şeyi bilmiyorduk. Nasıl olur, nerden başalamak gerekir, maddi külfeti ne kadar olur, dizgi ve baskı anlamında işler ne şekilde yürütülür? Gibi. Bu süreçte Malatya’nın sokaklarını şiirler okuyarak, dergi hayalleri kurarak arşınlamıştık sanırım. Ve doğum olmadı… Ta ki yayım kurulumuzda da görevli Eren Güner arkadaşımızın şu anda dergimizde son okumaları yapan Mehmet Şahin ile bizi tanştırmasına kadar. Onun da şiire, kelimeye, edebi olana ülfeti varmış. Kendimize bir destek daha bulmuş olduk ve biraz daha cesaretle birbirimizi motive ederek tekrar yola çıktık. Malatya’daki bütün matbaaları dolaşmıştık o heyecanla.

Derginin bir sloganı var mı ismine nasıl karar verdiniz

“TÖVBE KADAR KARA”

Daha önce mısra olarak okumamış olanları ilk bakışta şaşırtan "tövbe kadar kara" mottosu ile okurun karşısına çıkıyor Karatahta. Arkadaşlarımız ile isimler üzerine konuşurken birimiz şu tabiri kulanmıştı, bu öneri de yazıldı karatahtaya diye ve sanırım kulağa hoş gelmişti ondan dolayı “Karatahta” oldu.

Derginizin hitap ettiği bir kesim var mı?

Tabiî ki var. Şimdi yazmak, yazabilmek dediğimiz fiiler hep merhaleler geçirirler. Biz kendimiz gibi olan, yani yazmak ve okumak gibi bir derdi olan, bu zamana söyleyecek bir sözü olan; ancak bu fırsatı bulamadığımız için sözlerimizin ölmesine gönlü razı olmayan arkadaşlarımız ile biribirimizi muhattap olarak almışız. Bu arkadaşlarımız içinde lise öğrencisi olan da var elli yaşında abiler ve ablalar da var.

Karatahta Edebiyat Dergisi hangi aralıklarla yayımlanıyor?

ARTIK PROFESYONEL ÇALIŞIYORUZ

Bu noktada biraz muzdaribiz. Çünkü en başta dergimizi iki ayda bir yayımlansın istemiştik. Ama hem eser bulma noktasında yaşadığımız sorunlar, hem tasarım noktasında oluşan problemler ilk üç sayımızın düzenli aralıklarla çıkmasını mümkün kılmadı. Ama hamd olsun ki, artık e-mail kutumuz bereketlendi; sesimizi duyurdukça ve açıkçası insanların karşısına somut olarak ellerimizde dergiler ile çıkınca onlar da, teveccühte bulunup eserlerini yolladılar. Tasarım için ise şöyle düşünüyoruz ki; ilk sayılarda bu problemler yaşanmalıydı ve yaşandı artık daha profesyonel çalışıyoruz.

Derginin her sayıda farklı bir konu mu işleniyor?

İLK DOSYA KONUSU “DAĞIN DİLİ” OLDU

İlk iki sayımızda dergicilik adına acemi oluşumuzdan dolayı dosya konularımız olmadı. Ama üçüncü sayımız ‘dağın dili’ dosya konusu ile çıktı. Önümüzdeki günlerde de Karatahta Edebiyat Dergisi,‘Metin Önal Mengüşoğlu’ dosyasıyla arzı endam edecek inşallah.

Karatahta Edebiyat dergisi kaç adet basılıyor, aboneler sizlere nasıl ulaşıyor?

Henüz dergimizde abonelik gibi bir durum mevcut değil. Lakin gönülleri bize ısınan kardeşlerimiz, okuyucularımız her geçen gün artıyor. Hem sosyal medyadan bizimle iletişime geçiliyor, hem de biz dostlarımızın olduğu şehirlere gönderiyoruz. Onlar da oradaki kitapevlerine veya kitap kafelere bırakıyorlar. Bu şekilde dağıtımını yapmaya çalışıyoruz. Ama bazı şeyler aniden olmuyor; yani sabretmek gerek. İlerleyen zamanlarda daha sağlıklı ve şümullu bir dağıtım yapmak arzusundayız. Ve tabi ki abonelik durumu için kolları sıvadık. Dergimiz şu anda 500 adet basılıyor.

Derginizin başarısını neye borçlusunuz?

EDEBİYAT İLE HEMHAL OLANLAR, KOMPLEKSLERİNDEN ARINABİLMİŞ DEĞİLLER

Başarıyı biz okuyucularımızın gönülleriyle ünsiyet kurma becerisi olarak anlamak istiyoruz. Ve zaten değerli okuyucu, eline aldığı eserin belli bir kalite de olduğunu anlayabilen okuyucudur. Şimdi dergimizde yazan arkadaşarımız ve bizler de tanınmış bilinmiş kalemler değiliz. Ve bu noktada çok büyük iddialarımız da şimdilik yok açıkçası.... Bu ilk bakışta olumsuz bir durum gibi gözükse de dergimizi alıp okuyunca durumun böyle olmadığını göreceksinizdir. Tabi ki gönül isterdi ki dergimizde şu anda Türkiye’de önde gelen dergilerde yazan insanlar da yazmış olsa. Ama üzülerek belirtelim ki edebiyatla hemhal olan kişiler komplekslerden arınabilmiş değiller. Yani daha küçük bir dergide yazmak istemiyorlar. Bundan utanıyorlar veya bunu eksiklik olarak algılıyorlar. Yani biz onların eserlerini severek, değer vererek okuyoruz ya ve zannediyoruz ki bu insanlar çabalayan birşeyler üretmeye çalışan insanlara destek verirler. Durum hiç de sanıldığı gibi değil. Tabiî ki istisnai ağabeylerimiz ve ablalarımız var. Allah onlardan razı olsun. Ama daha bırakalım destek olmayı dergiyi kendilerine gönedermek için adreslerini rica ettiğimiz ama mesajları gördükleri halde cevap vermekten aciz insanlar da var. Ve bunlar Türkiyede sağ kesimde edebiyat yapan değerli! ağabeyler olarak biliniyorlar....

Yazarlarınızı seçerken nelere dikkat ediyorsunuz, yazarlarınızda aradığınız belli bir kriteriniz var mı?

Bu konuda yazandan çok yazılanı baz alıyoruz. Yayım kurulumuzca eserler kritiğe tabi tutuluyor ve öyle seçiyoruz. Yayımladığımız eserler belli bir eşiğin üzerindeki eserler oluyor.

Dergi çıkarırken ne gibi sorunlarla karşılaştınız, dergi çıkarmanın zor ve kolay yanları nelerdir?

YOL, İNSANI TERBİYE EDER

Dergi çıkarmak akıntıya karşı kürek çekmektir. Durup dururken dergi çıkarılmıyor. Ya mevcut dergilerin ahvali hoşunuza gitmiyor, ya mevcut dergilerde yazabilmek fırsatını yakalayamıyorsunuz, ya da size böyle bir fırsat tanınmıyor. Hal böyle olunca dergi çıkarılmış oluyor. İlk sayıyı çıkardıktan sonra artık kolay bir iş gibi geliyor aslında. Ama en başta maddi bir külfeti var, tasarımı var, dizgi ve baskısı var. Bunlar büyük şehirlerde daha kolay hal olunan şeyler. Ne yazık ki; Anadolu’nun çoğu şehrinde dergi için uygun kâğıt bulamıyorsunuz. Ayrıca tasarım da çok önemli. Edebiyat dergisi çıkarıyorsanız tasarımcınızın edebiyatla ilgisi olmuş olmalı ki bunu yansıtabilmeli; yoksa ortaya alelade bir dergi çıkmış oluyor. Tabi dergi çıkaracak malzemeniz de hazırda bulunmalı. Eserlerinizi toplayabilmelisiniz. Bunların değerlendirmesini yapabilecek bir yayım kurulunuz olmalı. Dağıtım bir problem olarak karşınızda duruyor. Sosyal medya hesaplarınızı güncel olarak yönetecek bir ekibiniz olmalı. Bunlar işin zor gibi görünen teferruatı. Ama bizce o dergiyi elinize aldığınız zaman sizde hasıl olacak hissiyat, derginin sağlayacaği dostluklar, kardeşlikler tüm bunlara değer. Ve biraz da “kervan yolda düzülür” ya da “yol insanı terbiye eder” sözlerine inanarak yola çıkmalıyız. Allah yardım ediyor. Şunu da diyelim ki tek sayfa da olsa fotokopi de olsa çıkarmayı düşünen arkadaşlar çıkarmalılar; çünkü çok değerli çabalar bunlar.

Yayım hayatınızı sürdürürken maddi ve manevi destekçileriniz oluyor mu?

Biz dergi olarak herhangi bir kurum kuruluş veya stk bünyesinde değiliz. Dergimiz de kesinlikle reklam adına herhangi bir şey yayımlamıyoruz. Maddi desteğimiz dergiye gönül veren arkadaşlarımızın katkılarıdır. Onlardan da Allah razı olsun.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Songül Hanım size ve Fırat Gazetesine tekrar teşekkürlerimizi sunuyoruz. Sizlerin de aracılığı ile buradan nidamızı duyurmak istiyoruz. Karatahta Edebiyat Dergisi ekibi olarak kardeşlerimizin, ağabeylerimizin her daim katkılarını bekliyoruz. Bizlere ulaşmak isteyenler E-mail hesabımız iletisimkaratahta@hotmail.com ve sosyal medya üzerinden facebook.com/ karatahtaedebiyattwitter.com/ karatahtaedbyt adreslerinden ulaşabilirler.

 

 

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Haber Scripti: Küre Host