FETÖ davasına damga vuran savunmalar

Hafta başından bu yana devam eden Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) davasından her güne farklı savunmalar damga vuruyor. Dünkü duruşmaya örgüt üyeliğinden yargılanan bir askeri personelin ikizinin 53 gün önce Şırnak’ta şehit düştüğünü söylemesi damga vururken davanın bugünkü oturumunda ise Albay Abdullah B., devlet sırrı niteliğinde olduğunu söylediği bazı konuları mahkeme heyetine farklı bir odada anlattı.

FETÖ davasına damga vuran savunmalar Güncel

Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi Ek Duruşma Salonu’nda görülen FETÖ/PDY davasının ikinci gününde 61 sanıktan 21’nin daha ifadesi alındı. Duruşmaya sanıkların yanı sıra, taraf avukatları, müştekiler ve sanık yakınları katıldı. Duruşmanın öğlene kadar süren celsesinde FETÖ/PDY'nin 15 Temmuz darbe girişiminde Elazığ’a sözde sıkıyönetim komutanı olarak atanan Tunceli Hozat 51. Motorlu Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Abdulkerim Ünlü’nün ifadesine yeniden başvurulmuş, Jandarma İstihbarat Müdürü Binbaşı Adem T. de hakkındaki suçlamaları ret eden savunma yapmıştı. 'Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs ve Fetullahçı Terör Örgütü'ne üye olmak’ suçlarından yargılanan Ünlü ile Binbaşı Adem T.’nin ifadesinden sonra, örgüt üyeliğinden haklarında dava açılan 59 askerin ifadesi alınmaya başladı.

İKİZİ 53 GÜN ÖNCE 6 TERÖRİSTİ ÖLDÜRÜP, ŞEHİT DÜŞMÜŞ

Duruşmada ifade veren KHK ile Astsubaylıktan ihraç edilen Hasan Işık, sözde sıkıyönetim komutanı olarak atanan Ünlü’nün çantasından çıkan listeden isminin neden yer aldığını bilmediğini aktararak, ”Ben FETÖ üyesi değilim. İkizim astsubay kardeşim Hüseyin Işık, 53 gün önce Şırnak’ta 6 teröristi öldürdükten sonra şehit olmuştur. Ben ise terör örgütü suçundan yargılanmaktayım. Bu olayda beni ve ailemi çok üzüyor” diyerek tahliyesini talep etti. 12 Mayıs 2017 tarihinde Şırnak’ın Bestler Dereler bölgesine terör örgütü PKK ile girilen çatışmadan Astsubay Hüseyin Işık, şehit düşmüştü.

‘1 DOLAR KENDİ BİRİKİMİM’

FETÖ/PDY üyesi olmaktan yargılanan KHK ile teğmenlikten ihraç edilen İ.H’nin Terörle Mücadele Şubesinin kapısını dinlediği de iddia edildi. Savunma yapan sanık İ.H., ise ifadesinde “TEM Şube Müdürünün kapısını dinlemedim. Kapıyı çaldığımda gel sesini duymak için kafamı kapıya yaklaştırdım. Kamera kayıtların da görebilirsiniz. Üstümden çıkan bir dolar ise benim kendi birikimime aittir” diye konuştu.

‘VAAZ KASETİ ANNEME AİTTİR’

İfadesi alınan KHK ile ihraç edilen askeri personellerden M.D.’de, “Abdulkerim Ünlü’yü tanımıyorum. Söz konusu listede yer almadım ve görev vermedim. İkametgah adresimden çıkan FETÖ’ye ait 1 adet vaaz kaseti ise ölmüş annemin sandığından çıkan eski bir kasettir. Bu kaset ile hiçbir bağlantım yoktur. Tahliyemi talep ediyorum” diyerek kendini savundu.

3. GÜNE ALBAY’IN İFADESİ DAMGA VURDU

Davanın  3. gününde ise ifadesi alınanlardan Albay Abdullah B., devlet sırrı niteliğinde olduğunu söylediği bazı konuları mahkeme heyetine farklı bir odada anlattı. Davanın dünkü celsesinde Albay Abdullah B. hakkındaki suçlamalarla ilgili savunma yaptı. 'Fetullahçı Terör Örgütü'ne üye olmak’ suçundan yargılanan Abdullah B. haklarındaki suçlamaları reddetti. Söyleyeceklerinin devlet sırrı olduğunu ifade eden Abdullah B. ifadesinin tek alınmasını istedi. İstek üzerine mahkeme heyeti B.’nin ifadesini başka bir odada aldı.

‘BİLSEYDİM KAÇARDIM’

Ardından yeniden salona alınan ve ifadesinde devam eden Abdullah B., “Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum. İran Tahran’da askeri elçi olarak görev yaptım. Devletimizin milli istihbaratlarıyla da haberimiz oluyordu. Devleti bilgilendiren bilgiler öğrendim. FETÖ’cüler böyle bir bilgi almış olsalar kendi amaçları doğrultusunda devletin aleyhine hemen kullanırlardı. FETÖ’cü olsaydım bu bilgileri bildirirdim. FETÖ’cü olmadığım için böyle bir bilgi vermedim. Buda FETÖ’cü olmadığımı kanıtlar” dedi.17 Temmuz’da gözaltına alındığını dile getiren B., “19 Temmuz’da serbest bırakıldım. Adliye’de kalan eşyalarımı almaya gittiğimde savcının dosyayı tekrar incelemesi üzerine tutuklandım. Benim hakkımda 3 defa ağırlaştırılmış hapis cezası istemiş. Ben bunu bilseydim kaçardım" diye konuştu.

SÖZDE SIKIYÖNETİM KOMUTANI CEZAEVİNDE GÖRÜŞMEK İSTEMİŞ

Sözde sıkı yönetim komutanı Tuğgeneral Abdulkerim Ünlü ile darbe aşamasında hiç görüşmediklerini söyleyen sanık B., "FETÖ’cü olsaydım Abdulkerim Ünlü’nün cezaevindeyken benimle görüşmek istediğini kabul ederdim ve darbeye müdahil olurdum. Ünlü 19 Temmuz’da yakalanırken cebinde çıkan notu benim imha etmem gibi bir olay söz konusu değil. Zaten ben 17 Temmuz’da gözaltına alınmışım. Notun bana verilmesi imkansız. Listenin darbeye yönelik bir liste olmadığını düşünüyorum. Tunceli Pertek’te güvenlik taburunda çalışırken hakkımda çeşitli iftiralar atılmıştı. Sivil adamlarla içki içtiğim gibi iftiralardı. İncelendi ve çok şükür bir şey çıkmadı. 15 Temmuz öncesi FETÖ’cülere operasyon yapılacağın biliyordum. FETÖ’cü olsaydım üniversite ve sağlık çalışanları olan FETÖ’cülere bunu söylerdim. Kurmay Albay M.A., 'Ünlü, eğer buraya gelirse tutuklanacak' dedi. Ama Ünlü geldikten sonra kolordu şeref salonunda 2 saat boyunca televizyon izleyip sohbet ettiler” diye konuştu.

Davada, diğer sanıkların ifadesinin alınması sürüyor.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Haber Scripti: Küre Host