Elazığlı ünlü karikatürist Murat Sevinç: “Elazığ, sanatı ne zaman ele alacak?”

Görsel bir iletişim aracı olan karikatür, kültürel değerleri, inançları, normları ve yasaları iletmede önemli rol oynamaktadır. Bizler de gazete olarak çizgi dostu, ulusal gazetelerde karikatüristlik yapmış, hemşehrimiz çizgi roman çizeri Murat Sevinç ile karikatür ve ilimizde sanat hakkında bir söyleşi yaptık. Sevinç ilimiz yetkililerinin sanata karşı duyarsız olduklarını belirterek“Hayatta olduğum müddetçe Elazığ için bir şeyler vermek istedim.. Elazığ için faydası olacak her şey benim için gurur vesilesidir. Fakat Elazığ’da bu tür çalışmalar yapmak çok zor... Elazığ’daki yetkililerimizin çizgi sanatını ne zaman ele alacaklarını merakla bekliyorum doğrusu…” dedi.

Elazığlı ünlü karikatürist Murat Sevinç: “Elazığ, sanatı ne zaman ele alacak?” Röportaj

Röportaj: Songül DURSUN

Eğitimin gerçekleşmesinde şüphesiz ki çok çeşitli araç ve gereçler kullanılmaktadır. Örgün ve yaygın eğitim süreçlerinde kullanılması gereken en önemli araçlardan birisi de karikatürdür. Yeterince anlaşılamamış olsa da karikatür sanatı eğitim sürecinde çok önemli bir yere sahiptir. İnsanı eleştirmek, düşündürmek ve güldürmek gibi işlevleri bulunan karikatürün temelinde insan ve toplumun eğitimi yatmaktadır. Karikatür eleştiriye dayalı bir sanattır. Eleştiri ise düşünmeyi, görmeyi, sorunların ve olumsuzlukların tespitini beraberinde getirir. Bu da çözüm yollarının üretilmesi için temel gerekliliktir. Bütün bunları mizah yoluyla yapmak ise karikatürün sihirli gücüdür.

Kendinizi okurlarımıza tanıtır mısınız?

1963 Elazığ doğumluyum. Elazığ’da eğitimimi bitirdikten sonra (1982-1983 yıllarında) resim örneklerimle, yaptığım çizgi roman ve karikatür çalışmalarımla İstanbul’da farklı gazete ve dergilere çalışmak maksadıyla müracaat ettim. Türkiye Gazetesinde yaptığım çalışmalarım beğenilmesiyle 8 yıl Türkiye Gazetesi bünyesinde yayımlanan Türkiye Çocuk Dergisinde çalışmaya başladım. Türkiye Gazetesinde ‘’Hayatım Roman’’ adlı bir bölümde okuyucudan gelen hikâye ve anılar yayınlanmaktaydı. O bölümde okuyucudan gelen yazıları çizgiyle güzelleştirmeye ve okuyucuya sunmaya başladım. 1992 yılında bir arkadaşımla kendi resim atölyemizi kurduk. Çizim atölyesinde bir kaç gazeteye çizgi roman çizerek çizim yapmaya devam ettik. Tercüman, Günaydın, Akşam ve Ortadoğu Gazetlerinde çalıştım. Daha sonra ajanslara ve yayın evlerine de hikâyeler, masallar ve ders kitapları hazırladım ve halen çalışmalarıma profesyonel olarak devam etmekteyim.

Karikatür çizmeye nasıl başladınız; yeteneğinizi nasıl keşfettiniz?

ÇİZGİNİN HÂKİM OLDUĞU HER YERDE BEN VARIM

Karikatür yapmak çizgi roman yapmak çocukluk sevdamdı diyebilirim. Çocukluk yıllarımda sinemaların çok az ve televizyonun tek kanal olduğu dönemlerde Teksas Tommiks çizgi romanlarını okurdum. Çizgi roman okumaya merakım o çizgileri taklit ederek başladı. Etraftan yakınlarım da çizime yeteneğimin olduğunu söylerlerdi. Bu yeteneğimin üzerine ağırlık verdim ve gün geçtikçe kendimi geliştirmeyi hedefledim. Çalışmalarımın beğenilmesi üzerine gazetelerde çizer ressam olarak çalışmaya başladım. Çizginin hâkim olduğu her yerde ben varım diyebilirim.

Karikatürün tanımını yapabilir misiniz?

KARİKATÜR, ABARTILI MİZAHSAL ÇİZGİ SANATIDIR

Karikatür, çelişkileri, çarpıklıkları, tutarsızlıkları ve yanlışlıkları hoşgörüye sığınarak mizahsal bir eleştiriyle ele alan, sayfalar dolusu yazılarak anlatılamayanı birkaç çizgide anlatan güçlü bir anlatım biçimidir. Kısacası, karikatür, abartılı mizahsal çizgi sanatıdır. Ancak hangi boyutta ve hangi anlayışta olursa olsun, karikatürün kökeninde mizah unsuru ve abartı yatmalıdır. Ben abartı resim sanatı dediğimiz sanatı yapmıyorum. Mizahi ve abartı yönü fazla olan karikatür de çiziyorum ancak şu anda daha ziyade klasik resim, reel resim çiziyorum. Reel resim dediğimiz şey çok zordur. Reel resim yapan bir insan zaten karikatürü rahatlıkla yapabilir. Önemli olan çizgiyi daha mizahi hale getirebilmektir. Çizgi roman ve klasik resim sanatı öyle değildir. Çizgi romanların çocuklara özgü bir ürün olarak algılandığı yılların geride kalmasına, artık yetişkinlere de yönelik olarak hazırlanmaya başlanmasına ve dünyada 100 yıllık serüvenini tamamlamasına karşın, çizgi roman, ülkemizde henüz gerçek yerini bulmuş değil…

 Karikatür ve çizgi sanatını diğer sanat dallarından ayıran bir özelliği var mıdır?

KARİKATÜR TOPLUMUN YANSIMASIDIR

Karikatür, toplumdan aldığı iletiyi, çarpıcı ve vurucu bir şekilde, tekrar topluma yansıtandır. Bir anlamda, toplumun, insanların yansımasıdır. Bu nedenle sevildiği kadar ürküten bir sanattır. Diğer sanatlardan farkı, bazı insanları rahatsız edebilmesidir ve bu farklılık karikatürü güçlü yapmaktadır. Karikatürü diğer sanat dallarından ayıran özelliklerinden bir diğeri de anatomisi hiç uygun olmayan patlak gözlü elleri kolları uzun, patlak gözlü, koca burunlu çizimlerden oluşmasıdır. Karikatürde mizahı nasıl verebileceğinize ağırlık verirsiniz. Çizimden ziyade sözleri verebilmektir önemli olan…

Ülkemizdeki karikatür ve çizerlerin dünya ülkelerindeki karikatüristlerle kıyaslamasını yapar mısınız?

Ülkemizde çok değerli karikatüristlerimiz var. Yasal, siyasal ve toplumsal hoşgörü ortamında ileti veren mizah, ülkelerde görülen toplumsal, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal yapılaşmadaki farklılıklardan dolayı, ancak içerik, tema bakımından bazı farklılıklar gösterebilir. Toplumdan alınan iletinin, sanatçının yapıtında olgunlaşması ve tekrar mizahsal ileti şeklinde topluma yansıması konumunda olan mizahın dünyada ve Türkiye'de üstlendiği işlev, üç aşağı beş yukarı aynıdır. Bu anlamda Türk karikatüristlerimizin dünya karikatüristlerden hiçbir farkı yoktur.

Bir olayı ya da durumu karikatürist yapınca mizah, gazeteci yazınca suç sayılabiliyor; ne diyeceksiniz bu durumda?

Mizahın, hicvin, siyaset üzerinde ve ya toplumsal yaşam üzerindeki etkisi küçümsenemez. Bir gazeteci bir şeyi söylediğinde suç olduğunu ancak mizahçı söylediğinde ise bunun başlangıçta şaka olarak algılanabilir. Mesela bir köşe yazısında yazarsınız, insanlara dokunabilir ancak aynı konuyu karikatür daha sevimli mizahi yönden anlattığı için insanlar bunu algılar ya da algılamaz; ama dokunmaz.  Söz söylenmiş, mesaj gönderilmek istenen yere ulaşmış oluyor.

Bir karikatürist ne gibi özelliklere sahip olmalıdır?

Bir karikatüristin komik ve mizahi yönü öncelikle olması gerekir. Çok okumak, çok gezmek çok sohbet etmek, çok görmek gerek. Zekâ tabii ki gerekiyor. Çizimlerde el becerisi ikinci planda kalır. Anatomi işlemi olmadığından yaptığı çizimleri karışık yapmamalı, gözü ve okuyucuyu yormamalıdır. Bir karikatüristin algıları çok açık olmalı. Her yerden bir konu bulabilirsiniz. Çünkü hep aynı şeyleri çizmiyoruz. Mesela Fatih Sultan Mehmet’i çiziyorsun bir karikatüründe, hemen arkasından bir Gakgoşmen çiziyorsunuz, ardından Balakgazi çiziyorsunuz. Bu kadar farklı karakter ve olay çiziyorsunuz. Her şeyden biraz bilginizin olması lazım...

Kendi çizimlerinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

ÇİZGİ ROMAN GÖZE HİTAP ETMELİ

Ben çocuklara hitap eden çizimler yapıyorum şu anda. Bu işi çok severek yapıyorum. Sadedir çizimlerim… Çocuk ve hikâye kitaplarını resimliyorum. Belediyelerin dergilerinde çocuk kitapları yapıyorum. Tema olarak okul öncesi çocuklara eğiliyorum daha çok. Görsel ağırlıklı olması gerektiğinden dolayı çok karışık olmaması ve çizimleri renklerle boğmamaya gayret sarf ediyorum. İnsan çizgi romana baktığı zaman ilk başta gözüne hitap etmesi gerekir. Bu anlamda görsellik çok önemlidir.

Çizdiğiniz karakterlerden bahseder misiniz?

Çizgi roman, çizgi roman endüstrisi ve etrafında oluşan popüler kültüre odaklanan bağımsız bir medya portalıdır. 30 yıldır çizim yapıyorum. Çizimlerimi çocuklara hitap edecek çizgilerle çiziyorum. Günde 5 resim yaptığım oluyor..Hayatta olduğum müddetçe Elazığ için bir şeyler vermek istedim. Elazığ için bir faydası olacak her şey benim için gurur vesilesidir. Elazığ dışındaki insanların Elazığ’a özlemi olur. Bendeki Elazığ özlemini nasıl vurgularım diye düşünürüm hep. “Gakgoşmen” diye bir karikatür çalışmam vardır. Bu çalışmamı o anlamda yaptığım bir karikatürdür.. Adına türkü yapılmış Elazığ kabadayısı Yolyemez Nazmi karikatürü, Harput karikatürü olmak üzere Elazığ ile ilgili birçok çalışmam mevcuttur. Mesela Balakgazi’yi çizgi roman tarzında bir dergi yaptık. Bilal Habeşi adındaki çizgi roman yaptım ki bu arada Bilal Habeşi’yi konu alan, "Özgürlüğün Sesi- Bilal" isimli animasyon filminin gösterimine Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile çocuklarla beraber izlemişti.

Elazığ’ı sanat açısından değerlendirirseniz neler söyleyeceksiniz?

YEREL YÖNETİMLERİMİZ SANAT KONUSUNDA ÇOK ZAYIF

Elazığ’da çok iyi sanatçılarımız var. Ama bilinmiyorlar. Çok şey yapılabilir bu konuda. Belediye Başkanımızla bu konuda, özellikle ilimizde kültüre ağırlık verilmesi konusunda konuşmak istedim. Fakat konuşmalarım ilgi görmedi. Kültürpark gibi çok güzel bir park yapılmış ilimize, burada her şey var ama kültür ile ilgili bir şey yok. Kültürpark’ta resim sergileri, fotoğraf sergileri yapılabilecek bir mekân yok. Yetişmiş çok değerli ressamlarımız var. Bu sanatçılarımıza teşvik ve destek olunduğu takdirde çok güzel şeyler yapılabilir. Yerel yönetimlerimiz bu konuda çok zayıf. Çocuklara yönelik basılı bir yayım olsa sanata teşvik edici olabilir. Mesela Harput’u anlatan, Elazığ’ı karikatürlerle, çizgi romanlarla anlatan dergiler olsa çocuklarımızın kendi kültürünü tanıma noktasında etkili olacaktır. Ayda veya birkaç ayda bir defa basılı bir yayın olsa bu vesile ile çocuklarımız da yabancı çizgi roman kahramanlarını tanıyacaklarına, kendi kültürünü tanıyacaklardır. Çocuklarımıza bu şekilde kültürlerini aşılamak gerektiğine inanıyorum. Fikir babalığını yaptığım Gakgoşmen karakterinin baskılı tişörtleri yapıldığı halde ilgi görmedi. Hâlbuki bir Süperman baskılı tişörtü insanlar çocuklarına alıp alır giyindirirler ama Gakgoşmen baskılı bir tişört ne yazık ki ilgi görmez.

 

YETKİLİLER “BİZİM PROGRAMIMIZDA BÖYLE BİR ŞEY YOK” DEDİLER

15 Temmuz çok önemli bir gün… Bu günü anlatan çizgi roman ya da karikatürler yaptım. 15 Temmuzu gençlere yönelik çizgilerle anlattığım bu çalışmalarımla Aydın Adnan Menderes Üniversitesinden sergi açmam için teklif geldi. Ben kendi memleketimde karşılığında para dahi istemediğim halde, böyle bir şeyi kendim teklif ettiğimde ilgi görmedim. Bu tür çalışmalar yapmak Elazığ’da çok zor. Böyle bir şeyi dile getirdiğimde yetkililer “Bizim programımızda böyle bir şey yok” dediler. Daha önce de Elazığ yöresel çizgilerinden oluşan çocuk dergisi maketi hazırlayarak belediyemize PDF formatını gönderdim ama dikkate alınmadı, çok duyarsız davrandılar. Elazığ’da zaten daha önce yayımlanmış karikatür dergilerinin de ömürleri destek ve teşvik olmadığından kısa oldu. Elazığ’daki yetkililerimizin çizgi sanatını ne zaman ele alacaklarını merakla bekliyorum doğrusu…

Kendinizi tek kelime ile ifade etseniz bu kelime ne olurdu?

Beni niteleyen bir kelime “Çizermen” olurdu sanırım… Her şeyi çizgiyle anlatıyorum. “Bana iki kere iki kaç eder?” diye sorsalar onu bile çizerek ifade ederim. 

Zaman zaman tıkandığınız oluyor mu?

Bana gelen konuları editörler yazıp verdiği için tıkandığım zamanlar olmuyor.

Bir idolünüz var mı?

Suat Yalaz, Abdullah Turan Faruk Geç gibi karikatüristleri idol olarak benimsemişimdir.

Karikatür yarışmalarına katıldınız mı, yarışmalar hakkında fikriniz nedir?

Ben Elazığ’da ilk karikatürümü yaptığım yarışmada mansiyon ödülü almıştım. Ayrıca para ödülü de kazanmıştım o yarışmada; kamçılamıştır beni… Daha sonra yarışmalara katılmadım. Ama yarışmaların yapılması gerektiği kanaatindeyim. Yarışmaların yeni nesil gençleri kamçılayacağı görüşündeyim.

Sizi örnek almak isteyen gençlere ne gibi tavsiyeleriniz olacak?

GENÇLERİMİZ TEMBELLİĞE YATKINLAR

Gençlere önerim; bir sanatla uğraşsınlar, okumaktan vazgeçmesinler. Roman olsun, çizgi roman olsun okusunlar mutlaka... Fakat bazen görüyorum ki gençlerimiz biraz tembelliğe yatkınlar… Kısa yoldan para kazanmanın yollarını arıyorlar. Fakat sanatçı dediğiniz yaratıcı, üretken olmalı.

Genel olarak aileler sanat ile meşgul olmak isteyen gençlere destek olmayabiliyorlar, siz bu konuda neler söyleyeceksiniz?

MEHMET TOPAL’DAN DESTEK GÖRDÜM

Karikatüre benim doğuştan bir yatkınlığım vardı. Hep bu yeteneğimi geliştirme gayreti içinde oldum. Bu anlamda benim ailem bana destek olmadı. O yüzden sanatımı yapabilmek adına İstanbul’a gittim. Fakat burada yeri gelmişken şunu belirtmek isterim ki Fırat Havzası Gazeteciler Derneği Başkanı Mehmet Topal’ın çok desteklerini gördüm. Türkiye gazetesinde çalışmaya başlamama vesile olmuştur. Sizlerin aracılığı ile kendisine teşekkürlerimi iletiyorum.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

ÇOCUKLAR KÜLTÜRÜMÜZÜ ÇİZGİ ROMANLARLA ÖĞRENEBİLİR

Şunu belirtmek isterim ki Avrupa’da bine yakın çizgi roman kahramanı vardır. Bizim bir tane bile yok. Karaoğlan, Kara Murat vardı artık onlar da yok. Halkı sanata teşvik etmek yöneticilerimize düşüyor. Karikatüristlerimize, sanatçılarımıza destek olsunlar istiyorum. Ben şu anda Beyoğlu belediyesine çizgi çalışmaları yapıyorum. Elazığ belediyesine neden yapmayayım? Ankara Büyükşehir belediyesi kitap çıkarıyor. 5 ciltten oluşan El Biruni’yi, Farabi’yi anlatan çizgi romanları insanlar sadece kargo ücreti ödeyerek alabiliyor. Elazığ’da neden olmasın? Çocuklar bu çizgi romanları okuduğu zaman resme de ilgi duyuyor. Kendi kültürünü çizgi romanlarla öğreniyorlar. Bu anlamda idarecilerimizden, ilgililerden sanata ve sanatçıya destek ve teşvik olmalarını istiyorum…

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Haber Scripti: Medya İnternet