61 askerin yargılanması devam etti

Fettullahçı Terör Örgütü Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) kapsamında aralarında sözde sıkıyönetim komutanı olarak atanan bir generalin de bulunduğu 61 sanığın yargılanması devam ediyor. Dün yargılanan Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Adem Topaloğlu ise FETÖ terör örgütü bağlantısı olanları tespit ederken bir nevi kumpasa düşürüldüklerini iddia ederek son derece ilginç açıklamalarda bulundu.

61 askerin yargılanması devam etti Güncel

Haber: Sami ÖZER

Anayasal düzeni bozmaya teşebbüs etmek. Devleti ortadan kaldırmaya teşebbüs ve FETÖ terör örgütü üyeliği kapsamında yargılanan 61 sanığın yargılanması devam ediyor. Dün yargılanan Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Adem Topaloğlu, önemli açıklamalarda bulundu. Fettullahçı Terör Örgütü (FETO) kapsamında 15 Temmuz darbe girişimine teşebbüs nedeniyle tutuklanan 61 askerin yargılanması günlerdir sürüyor. FETÖ çatı davası olarak bilinen dava Elazığ Ticaret Odası Ağır Ceza Mahkemesi Ek Duruşma Salonunda gerçekleştiriliyor. Fettullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında 61 sanık hakkında açılan davanın 1. celsesi devam ediyor.  2 Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Suat Alaca,  Sanıklara yönelttiği, ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,  Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs ve Fettullahçı terör örgütüne üye olmak’ suçundan yargılandığını ve bu kapsamda ifadelerinin ne olacağını soruldu.

‘ABDULKERİM ÜNLÜ’YÜ TANIMIYORUZ’

 Yargılanan 20 asker de FETÖ ile ilgili hiçbir bağlantılarının olmadığını, herhangi bir dijital incelemede kayıtlarına rastlanmadığı, mayıs ayındaki atama listesin kapsamında bahsedilen listede yer alan isimlerinin yazıldığını belirttiler. Askerler, yaklaşık olarak bir yıldır cezaevinde bulunmalarını ise ailelerini hat safhada mağdur ettiklerini,   söylediler. Birçok asker ise, sanık Tuğgeneral Abdulkerim Ünlü ile hiçbir bağlantılarının olmadığını, kendisini hayatlarında hiç görmediklerini ifade ettiler.

‘ÖRGÜT MENSUPLARININ KORKULU RÜYASI HALİNE GELMİŞTİK’

Bylock kullandığı, Tuğgeneral Abdulkerim Ünlü’nün yazdığı not pusulasında ele geçirildiği iddia edilen listede adının bulunması ve hakkında Osman Sarıkaya’nın ifade vermesi üzerine yaklaşık olarak bir yıldır Cezaevinde bulunan FETÖ ve PYD terör örgütünden yargılanan başka bir isim ise Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Adem Topaloğlu oldu. Dün yargılanan Topaloğlu, hakkında söylenen bütün suçlamaları reddederek,  “Görevim boyunca birçok terör operasyonlarında başarılı olduk. Arkadaşlarımla birlikte çok önemli görevler yerine getirdik. Hiçbir personel ve vatandaşımıza zarar gelmedi. Örgüt mensuplarını korkulu rüyası haline gelmiştik. FETÖ ve PYD terör örgütü ile ilgili 26 Mayıs 2016 tarihinde değerlendirilme bilgisi istenmeye başlandı.  Jandarma Komutanlığına her ay istihbarat raporları gelirdi. Aylık toplantılarımıza Vali, Emniyet Müdürü Kolordu Komutanı da katılırdı.  Sayın valimiz de FETÖ darbe girişiminden 3- 4 ay önce örgütle ilgili çalışmalar yapılmasını istemişti. Bizde bu çerçevede çalışmalara başladık. İstihbaratta gelen bilgi üzerine Şükrü diye birine operasyonlar yapılması talimatı geldi. Bu şahıs bilgiyi önceden aldığından operasyondan önce birçok materyalleri başka yerlere götürüyor. Belgeler bulunmadığından şahıs 4 Haziran 2016 günü tahliye oldu. İstihbara gelen bilgide şahısın materyalleri bıraktığı ev jandarma bölgesinde, kendi evi ise polis bölgesindeydi. Daha sonra yapılan operasyonlarda Şükrü Aslan denilen şahsın darbeden sonra tutuklandığını öğrendim. Bu bilgiyi tutuklandığımda koğuşuma tutuklanıp gelen ve daha sonra tahliye edilen 63 yaşındaki bir dayıdan öğrendim. Yani biz bütün istihbarat bilgilerini bunların suçlu olduklarına yönelik toplamıştık” dedi.

‘BEN BYLOCK PROGRAMINI CEZAEVİNDE ÖĞRENDİM’

Kendisinin aleyhine ifade veren Osman Sarıkaya’yı istihbarattan tanıdığını belirten Binbaşı Topaloğlu, “ Osman Sarıkaya, bizimle birlikte istihbaratta çalıştı. Daha sonra kendi isteği ile istihbarattan ayrıldı. Biz FETÖ hakkında bilgi toplarken, Osman Sarıkaya, çocuğunu FETÖ dershanelerini yazdırdı. Yardımcı bana bu bilgiyi getirince, bende ona durumu anlatıp kaydının oraya yapmasının doğru olmadığını kendisine iletilmesini istedim. Çünkü biz bu dershaneler hakkında bilgi topluyorduk. Üzerime kayıtlı Bylock’lu telefonu uzun süredir kullanıyorum. Ben bylock programını cezaevindeyken öğrendim. Bu programı hiçbir şekilde kullanmış değilim. Bunu bilseydim bu cahilliği yapmazdım. Milli İstihbarat Teşkilatı 15 Temmuzdan önce listeler gönderdi. Ve birçok kişiyi görevinden açığa aldı.  Bizimle ilgili bir tespit yoktur. Jandarmadan 13 kişi listede yer alıyor. Benim telefonumda bylock çıktığını çok sonra öğrendim. Telefonumun incelenmesini istiyorum. Bylock konuşmalarımın neler olduğunu merak ediyorum. Bu iddiaları kesinlikle kabul etmiyorum. 5 yıldır Elazığ’da çalışıyorum. 5 yıllık görev dosyama bakılmasını istiyorum. Bütün kayıtlarımın incelenmesini taranmasını istiyorum. Ben 25 yıldır Askeriyede görev yapıyorum. Hiç kimse benim bu suçları yapacağımı söyleyemez. Herkes beni tanır. Ve böyle bir şeyin içinde yer alacağımı ifade etmez” şeklinde savunmasını yaptı.  

‘ALBAYLARIN ORDUEVİNE GİDİP DÖNMESİ ŞÜPHELİDİR’

Abdulkerim Ünlü paşayı tanımadığını belirten Sarıkaya, “Telefonla görüşmüşlüğüm yok. 19 temmuz da askeri cezaevinden normal cezaevine götürülürken üzerinden ‘orduevi 302 No’lu oda da klimanın üzerinde bulunan poşeti al yok et’ notu çıktığında ben Komutanlıkta Albay İlker’in odasındaydım. İlker Albay’a Whatsapp üzerinden bu notun fotoğrafı geldi. İlker Albay, fotoğrafı Mahmut Albay’a gönderdi. Telefon ederek olayı anlattı. Telefonu kapattıktan sonra Mahmut Albay ile Mehmet Albay 302 No’lu olay yerine gidiyorlar. Olay yerine yetiştiklerinde İlker Albayı aradılar. İlker Albay ne var içinde dedi. Ben de İlker Albay’a uyarıda bulundum. Bulunan adli bir delil. Savcılığa haber versinler dedim. Söylediklerimi Mahmut Albay’a söyledi. Karşıdaki sesi duymadım. Ama bu konuşmanın ardından İlker Albay, Mahmut Albaya bulunan poşeti biri sana getirmiş gibi olsun. Sonra ne oldu bilmiyorum. Daha sonra yapılan araştırmada hiçbir parmak izine rastlanmadı. Bu şaşkınlık veren bir olay. En azından Tuğgeneral Abdulkerim Ünlü’nün parmak izi çıkmalıydı. Bulunan deliller üzerinde bir temizleme yapıldığını düşünüyorum. Albayların orduevine gidip gelmesi şüphelidir. Bu olaylardan sonra Jandarmadan 13 kişi tutuklandı. Ben İstihbarat Şube müdürü olmama rağmen bu 13 kişiden sadece 5 kişi tanıyorum.  FETÖ’den ihraç edilen ama ismi listede olmayan birçok isim var. Bu da şüphe çeken başka bir olay. Ayrıntılı olarak 30 sayfalık ifade verdim. Ama hiçbir husus araştırılmış değil. Savcılıktan bunu istedim. Ama hiçbir değerlendirme yok. Liste bulundu 60 kişiye siz FETÖ’cüsünüz dendi ve olay bu şekilde yürüyor. Başka hiçbir delil yok” dedi.

‘BİR YILDIR MAHKEMEYE ÇIKMAYI BEKLİYORUZ’

Uzun ifade veren Topaloğlu, Hakim tarafından uyarılınca Topaloğlu şu ifadeleri kullandı: “60 kişi burada bir yıldır bunun için yargılanıyoruz. Ben burada hikaye anlatmıyorum Sayın Hakimim. 12 aydır hapisteyim ilk defa mahkemeye çıkıyorum. Yola mayın döşeyen biri ise 12 ay içinde mahkemeye çıkmış ve tahliye edilmiş durumda. Ben burada kararı sizin vicdanınıza bırakıyorum. Dosyayla ilgili deliller araştırılırken, ben tahliyemi talep ediyorum. Son olarak Mahmut Albay ve İlker Albay nota müdahale etmişlerdir. İlker Albay şu an açığa alınmış durumda. Bu konunun araştırılmasını istiyorum.Bylock kullandığım söyleniyor. Eğer kullandıysam içeriğini çıkarılmasını istiyorum” dedi.

‘İFADEM ÇARPITILARAK YAZILMIŞ’

Daha sonra Topaloğlu, Sanık Abdulkerim Ünlü’ye Savcılıkta bulunan not hakkında nasıl bir ifade verdiğini ayrıntılı sorulmasını talep etti. Mahkeme heyeti de Abdülkerim Ünlü ’ye söz hakkı verdi. Ünlü, “Benim çantamda atama listesi olabilir. Ben poşetin içerisine liste koydum gibi yazılmış. Dün ki ifademde de belirttim. Ben çantamda liste bulunabilir dedim. Ama onlar poşette liste ele geçirilmiş gibi çarpıtılarak yazdılar. Ben poşete liste koymadım. Benimle iki saat konuştular. Konuşanlar Cumhuriyet Savcısı ve bilmediğim bir kişi vardı. Beni tehdit vaat ve birçok şeyle korkuttular. Poşette bulunan flaş belleğin birinde FETÖ elebaşı kitabının bulunduğunu söylemiş olabilir. Ama o anki psikolojik durumdan ve baskıdan kurtulmak için söylemiş olabilirim” ifadelerinde bulundu.

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Haber Scripti: Medya İnternet