SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu
Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu

“HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK” MI?- III

“HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK” MI?- III
Bu haber 12 Haziran 2019 - 8:30 'de eklendi.

Peki ya “herşey”?

Bence “her şey” yerine gelmesi gereken en önemli kavram “adalet” Toplum olarak öyle kötü şeyler gördük, öyle travmalar atlattık ki bir şeylerin “güzel” olacağına inanmaya ihtiyacımız var. Bu ihtiyaç içinde hepimiz farkında olmalıyız ki her şeyin güzel olması ancak adaletle mümkün. Eğer bu mümbit coğrafyada ‘herşey’ çok güzel olacak ise (ki buna inancımız tam) bu; hamasi nutuklarla, telkinlerle değil, “adaleti her kesim için” sağlamakla mümkün olacak.

Bu kavramları alıp toplumsal yaşama entegre ettiğinizde ise “daha güzel, daha adil, daha yaşanılır bir ülke için” bu umudu gerçeğe dönüştürecek adım ve yaklaşımlara ihtiyacımız var ve bu konuda toplumun her ferdine düşen sorumluluklar var.

Çünkü toplumun hemen hemen bütün kesimleri farklı dönemlerde “adaletin” tam olarak yerleşmemiş olmasının bedelini ödedi. Tabi bu bedeli sadece fertler değil tüm ülke ödedi. Bu yüzden de toplumsal anlayış dönüşümüne, hatta bir tık ötede “toplumsal bütünlüğe” ihtiyacımız var. Kimsenin geçmişine, etnik kimliğine, inancına, yaşam tarzına bakmadan, “ötekileştirmeden” “gel el ver ülkemizi daha ileriye taşıyalım” diyecek bir anlayışa; ideoloji eksenli ‘biz ve onlar’ ayrımını bir tarafa bırakıp evrensel değerler çerçevesinde toplumun bütün kesimlerini içine alması gereken yeni bir ‘biz’ bakışına ihtiyacımız var. Toplumun bir kesiminin yenildiği başka bir kesiminin kazandığı ya da bunun bir partinin kazancı veyahut kaybı değil ülkenin kazancı veyahut kaybı meselesi olduğu fikrini hepimiz içselleştirmek; bunun ‘sen-ben’, ‘biz ve onlar” üzerinden yürütülen bir kavga değil, hepimizin geleceği meselesi olduğunu idrak etmek zorundayız.

Bu idrak içinde de sahip olduğumuz manevi mirasın zenginliği içinde düşmanına sövmemek için bahane arayan gönüllerimiz dostunu sevmek için bahanelerin peşine düşmeyecek. En büyük ‘güzel’liğimiz olan ülkemizin daha aydınlık yarınlara taşınması için herkes gücü yettiğince mücadele verecek. İlahi rahmetin inayetiyle gözlerimizdeki gaflet perdesi kalkacak ve birbirimizin ağzının kenarlarından süzülen kardeşkanlarını seyredebileceğiz.

Biz bu rahmeti nakşedip “güzel”liği yaymaya çalıştıkça da kendi çirkinliğimizi fark edecek, böylece de kendi güzelliğimizin sarhoşu olmaktan vazgeçeceğiz. Çirkinliğimizi fark etmek bizi güzelleşmenin yollarını aramaya sevk edecek; sahiplik arzumuz sorumluluk ihmâline dönüşmeyecek. İçimiz ve dışımız arasındaki muazzam irtibat ve ahenge yeniden kavuşacağız. Nazarımızı “ortak güzelimiz” olan ülkemize çevirdikçe dışımızda olan biteni net görebilme kabiliyetimiz artacak. Onardığımız her değerimizle birlikte irfânımız dirilecek, izânımız şahlanacak, insafımız yeniden aramıza dönecek. Perde inen gözlerimizle sadece kendimizi değil zengin mâzimizi, istikbâlimizi, son bir umutla bize dikilen mazlum gözleri, bizim kim olduğumuzu hatırlamamız niyâzı ile göğe açılan elleri göreceğiz.

Kim neyi beklerse beklesin, neyi isterse istesin, kim hangi dertle kıvranırsa kıvransın bizim umudumuz, duamız, böylelikle ‘daha güzel, daha yaşanılır, daha eşit bir dünya’ inşa etmek olacak. Bu yüzden de onun hatırı, öbürünün sözü, diğerinin tehdidi, berikinin ırkı, filanın hayâli, falanın planı için değil; ülkemizin yarınları için “buradayız” diyeceğiz.

Aksi halde “Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş sayılmazsınız” emrine kulak tıkayıp, imanın ilk adımının “sevgi” olduğundan bihaber, “doğru ve güzel olanı” aramak ve bulmaktan çok kendisini “haklı ve üstün” çıkarmaya çalışmak hiçbirimize “hiçbirşey” kazandırmayacak.

“Güzelin yarattığına çirkin muamele edilmez” safiyeti ile güzel ahlâkı kendisine mülk eyleyen gönlümüzle; “bir başkası yaşasın diye ölebilmenin” yaşamaktan güzel olduğunu fark edip; sözün belki de en ağırı olan “emrolunduğumuz gibi dosdoğru olarak”, bize dosdoğru olmayı emreden kitaba hakkıyla râm olarak, bu emre muhatap oluşuyla sakalları ağaran güzelin ardına tam bir teslimiyet ve sadakatle, gayret ve muhabbetle düşersek; evet, işte o zaman “herşey çok güzel olacak”

Müebbet muhabbetle…

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER