SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Ata Şengül
Ata Şengül

27. YILINDA HOCALI KATLİAMI

27. YILINDA HOCALI KATLİAMI
Bu haber 04 Mart 2019 - 8:12 'de eklendi ve 6 kez görüntülendi.

“Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’nın bir kilometre batısında bir yere 2 Mart günü yüz Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda on yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hâlâ yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm. Onlar Haç’ın hatırı için savaşa devam ettiler.”

Beyrutlu Ermeni Gazeteci Daud KHERİYAN (Haçın Hatırı İçin adlı kitabından)

Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla birlikte, dünyada söylenen özgürlük, bağımsızlık ve eşitlik söylemlerinin yerini, bir süre sonra, etnik, dini ve siyasi anlaşmazlıklar almış, söz konusu bu anlaşmazlıklar çatışmaya dönüşmüş ve soykırıma varacak kadar, insanlık adına utanç verici olaylar yaşanmıştır.

Bu olaylardan biri olarak, kadim Azerbaycan toprağı olmasına karşın, Dağlık Karabağ ve bu bölgeyi Ermenistan’a bağlayan Azerbaycan topraklarını işgal eden Ermenilerin, 366. Rus Motorize Alayı’nın desteği ile, 1992 yılı, 25 Şubat’ında 12.000 nüfuslu Hocalı kasabasında gerçekleştirdiği Hocalı katliamı, 26 Şubat sabahına uyanan vicdan sahibi insanların tüylerini diken diken etmiştir.

Küçük bir kasaba olmasına karşın, Dağlık Karabağ’ın en önemli noktalarından biri olan bu yerleşim yerinin en önemli stratejik özelliği, bölgedeki tek havaalanını ihtiva etmesinden kaynaklanıyordu. Bu sebepten, kent günlerce ablukaya alınmış, şiddetli topçu ateşi ile birlikte, tamamen savunmasız hale getirilmiştir. Üç istikamet üzerinden kente giren Ermeniler, ilk iş olarak, kentte bulunan sivilleri katletmeye başlamıştır. Öte yandan, Hocalı’dan kaçmak için kuzeydoğu istikametinde bulunan Ağdam kentine ilerleyen sivillerin bir kısmı esir alınırken bir kısmı ise katledilmiştir. Resmi kaynakların duyurduğuna göre, 106’sı kadın, 63’ü çocuk ve 70’i ihtiyarlardan oluşan toplam 613 kişi çeşitli işkencelerden geçirilerek katledilmiş, 76’sı çocuk olmak üzere 487 kişi sakat bırakılmış, esir alınan 1275 kişiden 68’i kadın, 26’sı çocuk olmak üzere toplam 150 kişiden hiçbir şekilde haber alınamamıştır.

“Kendini savunma imkânı bulunmayan çok sayıda insanın acımasızca öldürülmesi” olarak tanımlanan katliamın tam olarak ne olduğunu anlamak için Hocalı’da yaşananları bilmek ve görmek yeterli olacaktır. Zira, Hocalı katliamında, insanların kafa derileri yüzülmüş, kol ve bacakları testere ve hızarlarla kesilmiş, kafaları vücutlarından koparılmış, hamile kadınların karınları kesilmiş, insanlar diri diri yakılmıştır. Tarifi imkânsız bu vahşeti, Ayaz Mütelliboy başkanlığındaki Azerbaycan yönetiminin dört gün boyunca kamuoyundan gizlemeye çalışmasına rağmen, yaşananları haber olarak geçerek dünyaya duyuran birkaç gazetecinden biri olan Fransız gazeteci Jean Yves Junet, yaşanan bu insanlık dışı olayı, “…Pek çok savaş öyküsü dinledim, faşistlerin zulmünü işittim, ama Hocalı’daki gibi bir vahşete hiçbir yerde rastlamadım” şeklinde özetlemiştir.

Hocalı Katliamı, savaşın cereyan ettiği diğer kentlerde etkisini göstermiş, siviller Karabağ ve çevresindeki bölgeleri boşaltmak zorunda kalmış ve sonuç olarak, 1 milyonu aşkın Azerbaycan Türkü işgal edilen topraklardan göç etmiştir. Günümüzde bile, bu sayıda insan, asli sahipleri olarak, doğup büyüdükleri topraklarına dönmek, evlerine kavuşmak için umutla beklemektedir.

Hocalı katliamı ile ilgili olarak uluslararası ve bölgesel örgütler tarafından Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanıyan, Ermeni işgalini ve soykırımını kınayan çeşitli kararlar mevcuttur. BM’nin, 1993 yılında aldığı, “Ermenistan’ın uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayan saldırgan ve yayılmacı tutumunu kınayan”  kararı, “Ermenistan’ın, işgal ettiği Azerbaycan topraklarını derhal terk etmesini” istediği BM Güvenlik Konseyi’nin 822 sayılı kararı, AGİT Minsk Grubunun Ermenistan’ı kınayıp, “Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesini” istediği 1996 tarihli kararı bunlardan birkaçıdır.

Öte yandan, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen 1948 tarihli Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve aynı tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme başta olmak üzere,  uluslararası toplum tarafından kabul edilen sözleşmelerin ve evrensel ilkelerin açık ve somut bir şekilde çiğnendiği, her türlü yazılı ve görsel unsur ile ispatlanmıştır. Buna rağmen, aradan geçen 27 yıl boyunca, Hocalı Katliamı’na gereken tepki gösterilmemiş, Ermenistan’a yönelik herhangi bir yaptırım uygulanmamış ve suçlular cezalandırılmamıştır. Hatta tam tersine, katliamda bizzat rolü olan Robert Koçaryan ve Serj Sarkisyan, sırayla, Ermenistan’da cumhurbaşkanlığı görevini yürütmüş, resmi ziyaretlerde bulunmuş ve ülkelerinde birçok devlet temsilcisini kabul etmişlerdir.

Aradan geçen bunca zamana rağmen, Türklüğün kalbinde paslı bıçak gibi saplı duran Hocalı katliamının hesabının sorulması gerekmekte ve 1994 yılında yapılan ateşkesten bu yana, Karabağ’ın süregelen fiili Ermeni işgalinin sonlandırılması icap etmektedir. Söz konusu bu durum, can Azerbaycan’ın uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının korunmasını ve hakkın hakkı olana teslim edilmesini zorunlu kılmakta olup Türklük için bir onur meselesi haline gelmiştir. Aksi takdirde, “kurdun ensesi kendi işini kendi yaptığından kalındır” veciz sözünde ifade edildiği üzere, iş başa düşecek ve o an geldiğinde zikredilen “insan hakları ihlali” lakırdısı hiçbir anlam ifade etmeyecektir.

  1. yılında Hocalı katliamında hayatını kaybedenlere Yüce Allah’tan rahmet diliyor, bu acıyı yüreklerinde çile, zihinlerinde pranga gibi taşıyan Azerbaycan Türklüğünün acısını paylaşıyoruz.

Baki muhabbetle…

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER